"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Ankara, Yeniden “İsrail” Destekçisi Blinken’ı Ağırlayacak
04 Ocak 2024Köklü Değişim Medya

Ankara, Yeniden “İsrail” Destekçisi Blinken’ı Ağırlayacak

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bir Yahudi olarak buradayım” diyerek işgalci “İsrail”e destek veren ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın cumartesi günü Türkiye'yi ziyaret edeceğini açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Bakan Hakan Fidan, gündemle alakalı soruları yanıtladı. Gazze’deki savaş sürecinde somut bir adım atmayan ve halen “İsrail” ile siyasi ve ticari ilişkilerini sürdüren Ankara, “kınama kurumu” olarak adlandırılan İİT (İslam İş Birliği Teşkilatı) ile birlikte sürdürülen ve kısa süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısız olduklarını itiraf ettiği diplomatik görüşmeleri uzun uzun anlatıp övdü. Ayrıca Müslümanların “Ordular Aksa’ya, Mehmetçik Gazze’ye” çağrılarına bir nevi cevap niteliği taşıyan açıklamasında, “Amerika'nın kayıtsız şartsız, Batı'nın kayıtsız şartsız ‘İsrail'e destek verdiği bir yerde, bölgede tabii ki güç kullanma imkanı yok” diyerek üzerlerine düşen görevi neden yapmadıklarını bu şekilde açıklamaya çalıştı. Ardından da ABD’nin bölge için düşündüğü “İki Devletli Planı” bir çözüm olarak sunup, “İsrail”i kayıtsız şartsız destekleyen Blinken ile yeniden oturup, konuşacağını ifade etti.

Fidan, Gazze’deki sürecin gidişatını nasıl değerlendirdikleri yönündeki soruya, "Uluslararası toplumun bu süreci engelleme yolunda herhangi bir çaba göstermemesi, sistem için ciddi bir kırılma anı olmuştur." cevabını verdi.

Bunun etkilerinin konuşulması gerektiğinin altını çizen Fidan, "Her ülke, kendisine bundan ağır dersler çıkarmak durumundadır. İttifakların o kadar işe yaramadığını, yarın bir gün aynısı kendilerinin başına gelirse hiç kimsenin bir şey yapmayacağını düşünenler olacaktır." ifadesi ile BM gibi uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığına işaret etti.

Batı'nın, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki tavırlarının tersine, Gazze konusunda bambaşka bir yerde durmalarının iki yüzlülüğün tavan yaptığı yer olduğunu kaydeden Fidan, Batı'nın ilke, erdem ve ahlaktan bahsedemediğini, bunları tümüyle yok saydığını, tüm bunların da çok büyük bir jeostratejik kırılmaya zemin hazırladığını gördüğünü söyledi.

İİT’nin Etkisiz Çalışmalarını Anlattı

Hakan Fidan, yaklaşık 3 aydır devam eden Gazze’deki katliama karşı somut bir adım atılmamasına rağmen İİT çatısı altında yaptıkları diplomatik görüşmeleri övdü. Bilindiği üzere Türkiye, katliamlara rağmen “İsrail” ile siyasi ve ticari ilişkilerini halen devan ettiriyor.

Fidan, kendilerinin ilk defa ortaya koydukları pratikler olduğunu belirterek, bölge ülkeleri ve İslam dünyası olarak Gazze meselesinde ilk defa bir Temas Grubu oluşturduklarının altını çizdi.

Sistemli şekilde belli yerlere hep birlikte baskı yapmalarının ve argüman üretmelerinin önemine işaret eden Fidan, hep birlikte olmalarının ve aynı pozisyonu korumalarının söylem birliğini de sağladığını belirtti.

Temas Grubu İle Görüşmeler

"Müslüman ülkelerle yaptığınız görüşmelerde, ‘İsrail’e tavır koyma, tedbir amaçlı öneriler konuşuldu mu? Türkiye’nin, Müslüman ülkeleri harekete geçirmek için ne gibi çabaları var?" sorusu üzerine Fidan, son “İsrail”-Filistin çatışmasının, Gazze'de tanık oldukları üçüncü savaş olduğunu belirtti.

Fidan, Filistin meselesini de yakından takip eden bir ülke olarak bu konuda daha hazırlıklı ve tecrübeli olduklarını, "ellerinden geleni" yaptıklarını söyledi.

Hep birlikte hareket etmenin daha etkili olacağı tezini tedavüle soktuklarını ve harekete geçirdiklerini vurgulayan Fidan, Arap Birliği ve İslam İş Birliği Teşkilatının (İİT) ilk kez ortak bir zirve yaptığını, önerilerinin, zirvenin nihai bildirgesinde de kabul edildiğini dile getirdi.

Fidan, bunun, bir manifesto olması ve bu konular etrafında bir araya gelebiliyor olmak açısından önemli olduğuna dikkati çekerek, "Bu işin takipçisi olmak için kurulan Temas Grubu’nun ortaya koyduğu çabalar, çalışmalar, dünyadaki güç merkezleriyle temaslar hakikaten önemli." olduğunu ileri sürdü.

Böylece muhataplarının, yaşanan problemin nereye gittiğini, nereye evrildiğini Temas Grubu'nun dilinden dinlemelerini sağladıklarını belirten Fidan, bunun büyük bir tehdidi, küresel bir tehdidi beraberinde getirdiğini, onlara anlatmalarının da önemli olduğunu söyledi.

“ABD Desteklediği İçin Güç Kullanma İmkanı Yok”

Fidan, bu temasları yaparken İslam ülkeleri ve bölge ülkeleri olarak neler yapabileceklerinin önemli olduğunun altını çizerek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Olay, tabiatıyla askeri bir olay. Amerika'nın kayıtsız şartsız, Batı'nın kayıtsız şartsız ‘İsrail'e destek verdiği bir yerde, bölgede tabii ki güç kullanma imkanı yok. Dolayısıyla bu meseleye yaklaşırken daha farklı teknikler üzerine yoğunlaşmamız lazım. Burada özellikle bölge ülkelerinin, kendilerine önemli dersler çıkardığını düşünüyorum. Daha farklı bir dayanışma ruhu içerisinde olduklarını düşünüyorum."

Daha da önemlisi Rusya'nın ve Çin'in burada daha farklı bir pozisyonlanma içerisinde olduğunu, yani bölgedeki rekabet denkleminin başka bir yere evrildiğini de görmek gerektiğini kaydeden Fidan, İslam dünyası olarak yapmaları gereken çok şey olduğunu vurguladı.

"Savaşın Yayılması Ciddi Bir Risk"

Fidan, Kızıldeniz'in, gerilim alanlarından biri olduğunu ve özellikle Yemen'de ikmal yollarına yönelik saldırıların da bir denklem olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biliyorsunuz; bölgede yani Filistin sorunu olsun olmasın çeşitli ülkelerin farklı meseleleri var Amerika'yla ve Batı'yla. Bu, çok boyutlu bir yaptırım savaşı, zaman zaman istihbarat savaşı, zaman zaman da fiili askeri çatışmaya ve eyleme doğru evriliyor. Bütün alanlarda devam eden bir çatışma süreci bu. Şimdi Kızıldeniz'deki özellikle ticaret yollarına yönelik faaliyet; Amerika'nın, 'bunu kontrol altına biz almak istiyoruz' diye Batı'yla bir ittifak oluşturma çabası, bir deniz ittifakı ve buna yönelik bir ortak operasyon başlatması meselesi. Tam da bizim aslında dikkat çektiğimiz eskalasyonu, yani bölgesel yayılmayı içeren bir konu. Bu bölgesel yayılma meselesi, savaşın yayılması ciddi bir risk.

Bu esasen başka denklemlerin de hesapta olduğunu ortaya koyuyor. Devam eden, paralel devam eden başka çatışmalar var. Onların aslında yürürlükte olduğunu, değişik formlara büründüğünü de gösteriyor bize."

Bölgede olan her şeyin, Filistin meselesiyle Gazze’de yürüyen katliamla direkt ilintili göründüğüne dikkati çeken Fidan, bu savaşın yayılmasının ciddi bir tehlike olduğunu, bunu Batı toplumlarına ve Doğu toplumlarına da anlattıklarını aktardı.

Fidan, devletlerin, gerektiği kadar sert tavır ve tedbir almadığı ve kamuoyu bu konudan tatmin olmadığı takdirde, çeşitli gerekçelerle bu meseleyi kendi eline almaya yönelebileceğini vurgulayarak, bunun radikal örgütlere zemin hazırladığını da belirtti.

Fidan, bu türden sert kırılmaların olduğu dönemlerde, bölgede toplumsal hareketlilik olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

"Şimdi bölge rejimlerini en fazla yıpratan konuların başında hep Filistin meselesi gelmiştir. Yani buradaki Batı'nın ikircikliği ve Batı'ya buna yönelik gerekli tavrın konulamaması, tersine giderek daha da müzahir olunması, toplumsal tabanda her zaman için bir kaynamaya yol açmıştır, siyasal reaksiyona yol açmıştır. Bu reaksiyon, zaman zaman örgütlenmeye gitmiştir. Zaman zaman daha radikal formlara gitmiştir, silahlı eylemlere dönüşmüştür ve daha sonra da başka şekilde kontrolden çıkıp başkalarının kullandığı araç haline de dönüşmüştür. Bu büyük bir risk…meselenin çözülmesi isteniyorsa, barış ve iki devletli çözüme odaklanmak lazım."

Fidan, ‘İsrail'in Lübnan'daki bu operasyonunun, bir Hizbullah hedefini, Hizbullah yöneticisini vurmadığını ama Lübnan’a "ben senin üstünde uçuyorum, takip ediyorum" mesajını verdiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Hizbullah buna nasıl aksiyon gösterecek? Yani tamamıyla savaşa girerek mi reaksiyon gösterecek yoksa misilleme yaparak mı? Bugün gelen raporda, '3 askeri hedefe saldırdık' diyorlar. Başından beri savaşın ilk gününden beri ortaya koyduğu aslında tavrın bir devamı. Burada daha farklı bir şey yapılmış değil."