
Afganistan Trafiği Yoğun: Erdoğan’dan Seri Telefon Görüşmesi
Köklü Değişim Medya
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan hususunda liderlerle seri telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Yunanistan Başbakanı Miçotakis üzerinden Avrupa’ya Afganistan’dan gelecek göç mesajı verirken, Rusya Devlet Başkanı Putin, Almanya Başbakanı Merkel, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve İngiltere Başbakanı Johnson ile de görüşme gerçekleştirdi. Taliban’ın kuracağı hükümetin kapsamı ve işlevi küresel güçlerin endişeli bekleyişe sevk ediyor.
Batılı ülkeler, Türkiye ve Pakistan, Taliban’a karşı bir ağızdan sufle edilmiş gibi “Uluslararası toplumla birlikte hareket edeceğiz” açıklamasını tekrarlıyor. Mevcut küresel statükonun oluşturduğu dengelerin bozulması ihtimali açıklamalara yansıyor. Hükümetin kurulma aşaması gerginlik içinde geçerken, Taliban’a karşı Pencşir’de Ahmed Mesud direnişi, medyada insan ve kadın haklarının ihlal edildiğini iddia eden operasyonel haberler ve ekonomik tehditler ileri sürülerek, kurulacak hükümetin egemen kapitalist demokratik nizamı tehdit etmeyecek, uluslararası topluma ayak uyduracak, kendi sınırları dışındaki Müslümanlarla entegrasyon amacı gütmeyen lokal bir devlet kurulması için yönlendirme çabası taşıdığı anlaşılıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “Her yıl 430 milyon euro veriyoruz. Taliban'ın ülkeyi tamamen ele geçirmesi, şeriatı getirmesi ve ülkeyi bir hilafete dönüştürmesi durumundu bir cent bile vermeyeceğiz” diyerek açık bir dille hedefini ifade etmesi, diğer liderlerin “Uluslararası toplumla birlikte hareket edeceğiz” sözüne de açıklık getiriyor.
Erdoğan’dan Seri Telefon Görüşmesi
Erdoğan-Miçotakis
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede Afganistan'daki gelişmeler ve göç meselesi başta olmak üzere bölgesel konular ile ikili ilişkiler ele alındı.
Afganistan'ın bir kez daha kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Erdoğan, Afganistan'da yumuşak bir geçiş olmasını temenni ettiklerini, kurulacak yeni hükümetin Afgan halkının çeşitliliğini yansıtacak şekilde kapsayıcı ve temsil edici olması gerektiğini, Taliban'ın bazı Cumhuriyet liderleriyle (Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah) geçiş dönemi için görüşmelerde bulunmasını bu bakımdan umut verici bulduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan'da geçiş dönemi tesis edilemezse zaten üst seviyelere ulaşan göç baskısının daha da artacağına, bu durumun herkes için ciddi bir meydan okuma teşkil edeceğini ifade etti.
Avrupa Birliği'nin Afgan halkına Afganistan'da ve Afganistan'a komşu ülkelerde, özellikle İran'da yardım etmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan ve İran'da gerekli tedbirler alınmazsa yeni göç dalgasının kaçınılmaz olduğunu, bu bakımdan İran'la temas halinde olduklarını ve İran'la sınırlarda ilave önlemler aldıklarını da duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, göç konusunda iş birliğinin karşılıklı anlayış ve çıkarlara dayalı olarak ilerletilmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Birliği'nden 18 Mart Mutabakatından kaynaklanan yükümlülüklerini samimi bir şekilde yerine getirmesini beklediklerini belirten Erdoğan, Türkiye'yi güvenli üçüncü ülke ilan etmenin uluslararası yükümlülükleri ortadan kaldırmadığını, bu konuda samimi bir iş birliği sergilenmesini beklediklerini açıkladı.
Yapılan görüşme daha çok küresel egemen kapitalist nizamı rahatsız edecek bir hükümetin kurulması halinde Batı’ya tehdit oluşturacağı, büyük bir göç dalgasını başlatacağı korkusunun pompalandığı ve bu tehditlere karşı ortak hareket edilmesi hususunda Miçotakis üzerinden AB’ye mesaj niteliği taşıyor.
Erdoğan-Putin: “Eşgüdüm İçinde Olma Noktasında Mutabık Kaldık”
Erdoğan, Putin ile görüşmesinde, Kabil Havalimanı'nın güvenliği ve işletilmesi sorumluluğunu, uygun şartların oluşması halinde gelecekte de devam ettirebileceklerini beyan etti. İki liderin, kurulacak hükümetle geliştirilecek ilişki konusunda eşgüdüm içinde olma noktasında mutabık kaldığı belirtildi.
Afganistan'da yumuşak bir geçiş olmasını temenni ettiklerini belirten Erdoğan, Taliban'ın geçmişteki hatalarını tekrarlamamasının, tüm etnik gruplara yönelik kucaklayıcı bir anlayışla hareket etmesinin ve verdiği sözleri hayata geçirmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Erdoğan, kurulacak hükümetin Afgan halkının çeşitliliğini yansıtacak şekilde kapsayıcı ve temsil edici olması gerektiğini kaydederek, “uluslarası toplumun” istediği sınırları ileri sürmüş oldu.
Erdoğan-Merkel
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi akşam saatlerinde Almanya Başbakanı Angela Merkel'le de bir görüşme gereçekleştirdi. Görüşmede, Afganistan'daki gelişmeler ve göçmen konusu başta olmak üzere bölgesel konular ile ikili ilişkiler ele alındı.
Erdoğan, Afganistan ve İran'da gerekli tedbirler alınmazsa yeni göç dalgasının kaçınılmaz olduğunu Merkel’e de iletti.
Erdoğan-Johnson
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerini geliştirecek hususlar ile Afganistan'daki gelişmeler ve göç meselesi başta olmak üzere bölgesel konuları ele alındı.
Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin Afganistan'da mevcut önceliğinin vatandaşlarının tahliyesi olduğunu belirterek, Kabil Havaalanının güvenliğini sağlama sorumluluğunu uygun şartların oluşması halinde devam ettirebileceklerini beyan etti.
Afganistan ve İran'da gerekli tedbirler alınmazsa yeni göç dalgasının kaçınılmaz olduğuna işaret eden Erdoğan, Afgan düzensiz göçü, krize dönüşmeden başta Avrupa ülkeleri olmak üzere herkesin samimi bir şekilde elini taşın altına koyması ve uluslararası toplumun bu konuda bir araya gelmesi gerektiği çağrısında bulundu.
Afganistan kaynaklı göçün yeni insani trajedilere sebep olmaması için Afganlılara kendi topraklarında ve komşu ülkelerde yardım sağlanması gerektiğini belirten Erdoğan, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği başta olmak üzere ilgili BM kuruluşlarının mali katkıları artırılarak daha etkin rol oynamalarıyla bu göç baskısının azaltılabileceğini söyledi.
G7, Salı Günü Toplanıyor
Öte yandan Boris Johnson, Pazar günü yaptığı açıklamada G7 liderlerinin Salı günü Afganistan'daki krizi video konferans yoluyla tartışacaklarını duyurdu.
Johnson, G7 toplantısına ilişkin Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Uluslararası toplumun güvenli tahliyeleri sağlamak, insani krizi önlemek ve Afgan halkını son 20 yılın kazanımlarını güvence altına alıp onları desteklemek için birlikte çalışması hayati öneme sahip" dedi.
Erdoğan-Michel
Erdoğan ayrıca Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan görüşmesinde AB’nin Dijital Kovid-19 Sertifikasına, Türkiye’yi dahil etme kararından memnuniyet duyduğunu ifade etti; halihazırda 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin ilave bir göç yükünü kaldıramayacağına dikkat çekti.
Taliban’a Karşı Ülkelerin Aldığı Tavırlar ve Açıkalamalar
Taliban’ın ABD önderliğindeki 46 ülkeden oluşan NATO koalisyonunu mağlub edip, Kabil’i hızla ele geçirerek kansız bir şekilde yönetimi el koymasının ardından açıklamalar peş peşe geldi.
Bazı ülke ve yetkililerin Taliban hükümetine karşı aldığı tavırlar şöyle;
Hamas
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), Taliaban’ı Afganistan'daki zaferi ve ülkedeki ABD işgalini sonlandırdığı için tebrik etti. Hamas, ABD işgalinin sonunu, “İsrail” dahil tüm işgalci güçlerin yok edilmesinin bir başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.
AB
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği'nin (AB) Taliban'ı tanımadığını ve siyasi temas kurmadığını daha önce açıklamıştı.
AB kurumlarında çalışan ve Kabil'den tahliye edilen Afganların getirildiği Madrid'deki Torrejon de Ardoz askeri üssünü ziyaret eden Leyen, burada düzenlediği basın toplantısında "Taliban ile sadece insan hayatını kurtarmak için operatif temasımız var" dedi.
AB Konseyi Başkanı Michel, "Uluslararası toplum, temel ilkelerini Afganistan'da savunmaya çalışmaya devam etmelidir. Şimdiye kadar yapılanların yitirilmemesi için çalışacağız. Afganistan'da daha fazla istikrar istiyoruz" açıklamasında bulundu.
İngiltere
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Afganistan için "bir çözüm bulmak" adına Taliban'la birlikte çalışabileceğini açıklamıştı.
ABD ve Kanada
Washington Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Taliban hükümetini ancak kadın haklarına saygı duymaları ve teröristleri reddetmeleri halinde tanıyacağını söyledi. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, "Kanada'nın Taliban hükümetini tanımaya niyeti yok" dedi.
Justin Trudeau, "Yirmi yıl önce iktidarda olduklarında Kanada onları hâlâ tanımıyordu" dedi. “Kanada yasalarına göre bir terör örgütü kurdular, hükümeti zorla devirdiler ve şimdi onun yerini aldılar.” ifadeleriyle tavrını ortaya koydu.
Pakistan
Pakistan, bölgesel ve uluslararası güçlerle görüştükten sonra Taliban hükümetini tanıma kararını açıklayacağını söyledi.
Çin ve Rusya
Pekin ve Moskova da ABD'nin Afganistan'dan çekilme kararının ardından Taliban ile temaslarını artırdı. İki ülke henüz Taliban hükümetini tanımasa da onlarla konuşmaya hazır olduklarını açıkça beyan ettiler. Çin ve Rusya, Kabil'deki büyükelçiliklerini boşaltmayan birkaç ülke arasında yer alıyor. Analistler, Pekin ve Moskova’nın amacının bölgedeki çıkarlarını korumak olduğu görüşünde.
Çin, Afganistan'da yeni ve meşru bir hükümet kurulana kadar "Taliban'ı meşru bir otorite olarak görmeyeceğini" ancak örgütle çalışmaya hazır olduğuna dikkat çekerken, Rusya'nın da Taliban'la yakın temas geliştirme arayışında olduğu görülüyor.
Türkiye
Türkiye, ülkesinin Taliban da dahil olmak üzere Afganistan'daki tüm taraflarla görüştüğünü söyledi. ABD ile birlikte NATO koalisyonu içinde yer alan Türkiye, işgalin başından beri Afganistan’da görev yapıyor. NATO zirvesnide Biden-Erdoğan görüşmesi sonrasında Washington tarafından ihale edilen Kabil Havalimanı’nın güvenliği ve işletilmesi görevini sürdürmek için çabalayan Türkiye, Taliban ve diğer aktörlerle iletişim halinde. Türkiye’nin Suriye’de oynadığı rolün bir benzeri için Pakistan ile birlikte hareket ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yumuşak geçiş” ve “Uluslararası toplumla birlikte hareket edeceğiz” ifadeleri ortaya koyuyor. Suriye’deki İslami devrimin akâmate uğratılması için muhalifleri yanına çekerek, laik demokratik Suriye anayasası için önce Astana’da bir altyapı oluşturulduktan sonra ABD’nin himayesindeki Cenevre görüşmelerine kanalize etmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilere yaptığı açıklamada Taliban'dan gelen "değişim" sinyallerinin olumlu olduğunu söylemiş, Taliban ile görüşebileceklerini daha önce belirtmişti.
Erdoğan, "Taliban'la görüşmeler noktasında biz gerekirse Taliban'la da görüşmeler yapabiliriz, buna kapalı değiliz. Ortada bir gerçek var, kapı çalındığında kapımızı açar, görüşmelerimizi yaparız. Afganistan halkı bizim Müslüman kardeşlerimizdir, biz onlara kapımızı kapatacak değiliz. Yatırımlar yapan yatırımcılarımızı da bırakamayız. Bunları Kabil'den İslamabad'a oradan ülkemize getirmeye devam ediyoruz" demişti.
Taliban sözcüsü Süheyl Şahin, verdiği bir röportajda "Sağlık, inşaat ve enerjide, yer altı zenginliklerinin işlenmesinde Türkiye ile iş birliği" yapmak istediklerini belirtmişti.
Taliban’dan Son Açıklama
Taliban'ın Kültür Komisyonu'ndan Abdulkahhar Belhi, El Cezire ile yaptığı röportajda Afganistan'da kuracakları sisteme ve kadın haklarına değindi.
Mepa News’te yer alan haberde, Taliban'ın Kültür Komisyonu'nda yer alan ve Afganistan'da savaş esnasında Taliban'ın sözcülerinden biri olan Abulkahhar Belhi, El Cezire'nin İngilizce servisiyle Afganistan'da kuracakları yönetimin yapısına dair hedeflerini içeren bir röportaj gerçekleştirdi.
Abdulkahhar Belhi’nin verdiği röportajın detayları şöyle:
"Anayasa hazırlanıyor, kurulacak sistem elbette kapsamlı bir sistem olacak. Afganistan'ın başkenti Kabil olarak kalacak. Kabil Uluslararası Havaalanı'ndaki tahliye işlemleriyle ilgili Amerikalılarla temastayız.
Havaalanının dış noktaları bizde, içerisi ise onların -ABD'liler- kontrolünde, yaşanan kargaşa onların başarısızlığı.
Havaalanında yaşananlar çok üzücü. Herkese genel af ilan ettik, hiçbir Afganistanlının ülkeden ayrılmasına gerek yok. Yaşanan korkular yersiz ve temelsiz.
Siyasi bir çözüme varılmadan Kabil'e girmeyeceğimizi açıklamıştık. Fakat Kabil'deki hükümet güçlerinin dağılmasıyla Kabil'de bir karmaşa yaşandı. Kabil halkı, güvenliklerini sağlamamız için Kabil'e girmemizi istedi, biz de Kabil'e girdik.
İslam'ın emirleri doğrultusunda Afganistan'da kadınlar da erkekler de hayatın içinde yer alacak. İslam kadınların da erkeklerin de çocukların da haklarını korur.
Evlere baskınlar düzenlendiği gibi iddialar doğru değil. Olağan şekilde suçlularla mücadele sürüyor. Eğer bir Taliban mensubu birine haksızlık yaparsa onu yargılarız.
İnsanlar bizim terörist olduğumuza inandığını zannetmiyorum. Terörist olduğumuz propagandasını ABD zamanında herkese tehditle dayattı. Kendini savunmak terörizm değildir, biz kendimizi savunduk.”
ABD, mağlubiyetini gizlemek ve zayıflayan itibarını örtmek için Doha’da yapılan anlaşma fırsatıyla onurlu geri çekiliş tiyatrosunu sergilemeye devam ediyor. Taliban’ın kuracağı hükümetin kapsamı, mevcut küresel kapitalist düzen sahiplerini ve ona hizmet edenleri tedirgin ediyor. Afganistan’daki hükümetin kurulması için teşkil edilen komisyonda yer alan Karzai ve Abdullah Abdullah’ın hizmet ettikleri egemen güçlerin menfaatleri doğrultusunda ayartıcı bir rol üstlendiği düşünülüyor. Ayrıca Afganistan’a yakın çevre devletler de tıpkı Avrupa ve ABD gibi Hilafet’in ilanı ile ilk domino taşının düşmesi tedirginliği içinde gelişmeleri yakından takip ediyor.
Taliban’ın ilan edeceği devletin Afganistan sınırları içinde küresel nizama tehdit oluşturmayacak İslam’ın hadlerinin uygulandığı lokal bir yapı mı, yoksa tüm İslam alemini birleştirici ve uluslararası zeminde siyasete yön veren bir aktör mü olacağı tüm başkentlerin yakın takibinde.
Hilafet’in ilanı sayesinde kazanılacak İslam’ın siyasi liderliği, ümmetin nesne konumundan özneye dönüşmesini, yıkılmaya yüz tutmuş küresel sömürünün siyasi liderliği kapitalist laik nizamı tehdit edecek konuma yükselmesini ve dünya siyasetine yön verecek olmasını sağlayacak olması, menfaat sahiplerini endişelendiriyor.
Hizb-ut Tahrir’den Taliban Hareketine Çağrı: “Müslümanların Asıl Meselesi, Uzun Bir Aradan Sonra Hilafetin İadesidir”
Taliban hareketinin Afganistan’ın yüzde 85’inde kontrolü ele geçirmesi ve Kabil’e henüz girmeden önce bir siyasi analiz yayınlamış ve Taliban’a şu çağrıda bulunmuştu:
“Taliban içinde dürüst ve samimi kardeşlerin olduğunun farkındayız. Bu yüzden onları:
- Durumu düzeltip, bu müzakereyi durdurmaya, Amerika’ya savaşta başaramadığını başarma imkânı tanımamaya çağırıyoruz.
- Müslümanların asıl meselesi, uzun bir aradan sonra Hilafetin iadesidir. Çünkü Hilafet, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın bir farzı ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e itaattir.
- Bilinmelidir ki İslam ve laiklik karışımı bir yönetime katılmak, Allah katında makbul değildir. Aziz ve Kaviyy olan Allah, ancak temiz olanı kabul eder”
Hizb-ut Tahrir'in yayımladığı “Afganistan’daki Siyasi Yansımalar” başlıklı siyasi analizin tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi







