"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

AB Zirvesinde “Başarısızlık”
21 Temmuz 2020Ajanslar

AB Zirvesinde “Başarısızlık”

Köklü Değişim Medya

Avrupa Birliği liderlerinin bir araya geldikleri Brüksel’deki zirve, zaman zaman yükselen gerginliğe ve çetin pazarlıklara sahne olurken, ülkeler arası anlaşmazlık zirveye damgasını vurdu.

Kovid-19 salgınının etkileriyle mücadele kapsamında düzenlenen Avrupa Zirvesi, üçüncü gününe ‘gergin bir atmosferde ve kurtarma fonu önerisi üzerine yaşanan derin bölünme’ ile girdi. Salgından en çok etkilenen Güney Avrupa ülkeleri ekonomik krizden çıkmak için bu fona güveniyorlar ve bir grup İskandinav ülkesi fonun kullanımının katı şartlarla kısıtlanması konusunda ısrar ediyor.

Zirvenin ikinci günü, üç blok arasında bir savaşa dönüşünce başarısızlık göstergeleri ufukta belirdi.

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, komisyonun teklifi kapsamındaki yardım fonu tutarının azaltılmasını önerdi ve kredileri Avrupa Maliye ve Ekonomi Bakanlar Konseyi'nin onayına bırakmayı teklif etti.

‘Kuzey Şahinleri’ Cephesi

Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte yönetimdeki en eski Avrupalı liderlerden olan Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Akdeniz ülkeleri bloğunun ve doğu devletleri bloğunun ‘bir numaralı düşmanı’ olduktan sonra tüm ışıkları ve arabulucuları kendine çekmişti. Rutte, Finlandiya ve Almanya tarafından uzaktan desteklenen ve Avusturya, İsveç ve Danimarka'yı içeren ‘Kuzey Şahinleri’ cephesine liderlik ediyor.

Zirvenin ikinci turundaki müzakereler, Hollanda Başbakanı Rutte ve İtalyan mevkidaşı Giuseppe Conte arasında düelloya dönüşmüştü. Conte, İspanya ile birlikte ülkesinin yardım fonunun birincil yararlanıcısı olmayı bekliyor. Çünkü siyasi geleceğinin ve hükümetinin kaderinin, Brüksel’den Roma’ya dönerken beraberinde götüreceği neticeye bağlı olduğunun farkında. Herkes bu müzakerelerde İtalya'nın en zayıf taraf olduğunu biliyor. Zamanın aleyhine işlediğini ve en sonunda onu şartlarının çoğundan vazgeçmeye zorlayacağının farkında olan Hollanda Başbakanı, İtalyan mevkidaşına doğrudan hitap etmekte tereddüt etmeyerek şunları söyledi: “Conte’nin reformlara devam edeceğini umuyorum. Zira İtalya'nın bir dahaki sefere krizle tek başına yüzleşebilmesi hayati önem taşıyor. Avrupa Birliği tarafından verilecek krediler ile finanse edilecek olan fondan alınacak yardımların nasıl harcandığını izlemek istiyoruz.”

Macaristan’dan Sert Eleştiri

Öte taraftan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, eleştiri oklarını Rutte’ye yönlendirdi ve onun üzerinde ısrar ettiği şartların ‘Soğuk Savaş zamanından kalan komünist bir çerçevede geldiği’ değerlendirmesinde bulunarak İtalya’nın arkasında olduğunu açıkladı. Müzakerelerin beklediğinden daha zorlu geçtiğini dile getiren Conte’nin hesaplarında yer almayan Rutte’nin bu katı tutumu, Conte’yi son silahını kullanarak durumu tırmandırmaya itti. Conte, Avrupa vergi politikasının gözden geçirilmesini talep etmekle tehdit ederek cevap verdikten sonra Hollanda'nın ‘kurtarma fonuna ilişkin anlaşmaya’ taraf olarak katılmaması önerisini sunmaya hazır olduğunu söyledi.

AB Ülkeleri Arasında Sıkı Manevra

Hollanda'yı anlaşma dışında bırakma tehdidi, zirvede gerginlik dolu anların yaşanmasına sebep oldu. Hollanda'yı anlaşmanın dışında bırakmak, Avrupa'daki sağcı güçlerin istediği şekilde Hollanda’yı Avrupa Birliği'nin çıkış kapısına doğru sürmek anlamına geliyor. Fakat Hollanda, İtalya'nın açıklamalarında mesajın gönderildiği taraf olmayabilir. Nitekim gözlemciler, Conte'nin açıklamalarının Almanya'ya yönelik olduğunu düşünüyorlar. Conte'nin kurtarma fonu savaşı içerisinde bu silaha başvurması, hiç kuşkusuz Avrupa Komisyonu'na yönelik de bir mesaj taşıyor. Çünkü İtalya Avrupa Komisyonu’nu ‘onu işgal eden ülkeler karşısında yetkilerini yeterince savunmamak’ ile itham etti.

Merkel: Anlaşmaya Varılamayabilir

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile birlikte Conte de müzakerelere devam etmekten ve Avrupa Birliği tarihindeki en büyük mali yardım paketiyle başkentlerine dönmek için küçük adımlarla geri adım atmaya çalışmaktan başka bir seçenekleri olmadığının farkındalar.

Almanya şüphesiz anlaşmanın anahtarlarını elinde tutuyor. Merkel dün yaptığı açıklamada bir anlaşmaya varılamayabileceğine işaret etti. Niyetler her ne kadar iyi olsa da tutumların çokça çatıştığına değinen Merkel, bir anlaşmaya varılamayabileceğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da anlaşmanın Avrupa emelleri pahasına olmaması gerektiği yönünde uyarıda bulunmuştu.

Zirve de Para İçin Kavga

Üst düzey hijyen önlemlerinin devreye sokulduğu zirvenin ilk gününde 13 saat süren pazarlıklara rağmen 750 milyar Euro’luk toparlanma planı ve 1.1 trilyon Euro tutarındaki yedi yıllık Birlik bütçesinde anlaşma sağlanamadı. Görüşmelerin uzamasının baş aktörü ise toparlanma planında kullanılacak kaynak üzerinde ulusal kontrol talep eden Hollanda Başbakanı Mark Rutte oldu.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel 65 sayfalık bir uzlaşı önerisi hazırlayarak arayolu bulmaya çalıştı. Toparlanma planı için öngörülen 750 milyar Euro’nun 500 milyarlık bölümü hibe olarak öngörülüyordu. Michel, bunu 450 milyara çekti, kredi oranını ise 250 milyardan 300 milyar Euro seviyesine yükseltti. Yardım alacak ülkelerin kurallara uymaması halinde acil fren mekanizması oluşturulması da yenilikler arasında yer aldı.

Sıkı Pazarlıklar Saatlerce Sürdü

7 yıllık bütçede kesinti, ülkelerin bütçeden aldıkları paylarda artış talep etmesi, Macaristan gibi ülkelerin yapılacak bazı ödemelerin ülkenin insan hakları performansına bağlanmasına itirazları zirvede aşılması gereken sorunlardan sadece bazılarıydı.

Avusturya, İsveç, Danimarka ve Finlandiya, Hollanda ile aynı çizgide hareket ederken Michel engelleri aşabilmek için zirve içinde mini zirveler düzenledi. Toplantının olağan akışına uzun süre ara verilmek zorunda kalındı. Rutte, Michel, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve toparlanma planından en fazla pay alacak İtalya Başbakanı Conte ve İspanya Başbakanı Sanchez diğer liderlerden ayrı olarak bir araya geldi. Pazarlıklar ikinci günde de saatlerce sürdü.