loader

Yüzyılın Anlaşması’na(!) Zemin Hazırlayan İhanetler Zinciri!

Vakıanın üstüne çıkacak kadar aydın düşünemeyenler reel politiğe hapsolurlar. Reel politiğe hapsolanlar mevcut durumu değiştiremezler. En fazla büyük (küfür) güçlerin(in) emir, plan ve projelerinin uygulayıcısı olurlar.

İslâm vakıayı değiştirmek için inmiştir. Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem hayatı yeni baştan düzenlemek için gönderilmiştir. Birinci inşa dönemi amacına ulaşmış ve birinci cahiliyeyi alt etmiştir. Ancak zaman içinde temel umdeler ihmal edildiğinde gerileme ve egemenliği kaybetme mukadder olmuştur.

İslâm’ı yeniden egemen kılma hamleleri art arda kendini gösterirken, ümmetin kalkınmasını engellemek amacıyla dışarıdan hazırlanan ihanet projeleri yerli işbirlikçiler eliyle uygulamaya konulmuştur. Ümmet’e cebren ve hile ile dayatılan laik ve demokratik sistemin yanı sıra, ilerleyen süreç içerisinde Dinler Arası Diyalog (DAD), Medeniyetler İttifakı (Mİ), Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi bir dizi ihanet projesi de ümmeti çok oyalamış ve pek yormuştur. Ümmeti esas hedefine yürümekten geri bırakmıştır.

Dahası, DAD, Mİ ve BOP gibi projeler bugün ABD’nin “Yüzyılın Anlaşması” adı altında sahaya sürdüğü fesat ve yıkım girişimine zemin hazırlamıştır.

DAD projesini kuzu kılığına bürünen Gülen hareketi sırtlamış, mevcut siyasi iktidarın desteğini de arkasına alarak ümmetin 40 yılını heba etmiş, on binlerce evladını mankurtlaştırmıştır. Bununla da kalmamış, İslâm ümmetinin kadim düşmanlarıyla birlikte hareket etmekten geri durmamıştır. Bilahare 15 Temmuz 2016’da kalkışılan darbe girişimiyle aslında güdümlü bir “örgüt” olduğu ortaya çıkarken, arkasında çorak bir sosyal doku bırakmıştır.

Mİ ve BOP ise yine Müslüman halkın oylarıyla iktidara gelen AK Parti tarafından en üst düzeyde sırtlanarak yürütülmüştür.

Nitekim Mİ, İspanya eski Başbakanı R. Zapatero’nun teklifi üzerine, o zaman Başbakanlık görevini yürüten Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan ile Zapatero tarafından 2005 yılında başlatılmıştır. Ardından BM Genel Sekreterliği tarafından da benimsenerek bir BM girişimi hâlini almıştır. “Mİ; Müslüman ülkeler ile Batılı toplumlar arasında karşılıklı şüphe, korku ve kutuplaşma ortamının, çeşitli aşırı unsurlarca istismar edilmesini önlemeyi amaçlamaktadır.” denilerek; bugün sahaya sürülen, BAE ve Bahreyn’in Yahudilerle normalleşme anlaşmasını imzalamasıyla uç veren “Yüzyılın Anlaşması” ile aynı stratejiye dayandığı belirtilmiş olmaktadır.

Mİ adına küresel bazda düzenlenen forumlar, sırasıyla 2008’de Madrid, 2009’da İstanbul, 2010’da Rio, 2011’de Doha, 2013’de Viyana, 2014’de Bali ve 2016’da Bakü şeklinde olmuştur. Bu küresel forumlara Mİ Dostlar Grubu üyelerinden hükümet, uluslararası kurum, sivil toplum ve özel sektör temsilcilerinin iştiraki sağlanarak katılımın geniş düzeyde olması sağlanmıştır. Diğer taraftan İstanbul İştirakçiler Forumu’nda İttifak için yüksek meblağın taahhüt edilmesi sağlanarak Türkiye’nin, uluslar, kültürler ve medeniyetler arası diyalog, uyum ve iş birliği alanındaki öncü rolü teyit edilmiştir.[i]

BOP konusunda ise muhalefete cevap bağlamında Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle demektedir: “BOP Ortadoğu barışı yanı sıra, bölgenin ekonomik kalkınmasına, özgürlüğüne, kadın haklarına yönelik kurulmuş, eğitim özgürlüğünü daha ileri safhalara taşımak için atılmış bir adımdır.” Ardından, “Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düşmüştür.”[ii] derken yeni devreye sokulacak olan projenin “Yüzyılın Anlaşması” olduğundan habersiz gibidir.

Batılı dostları tarafından tezgâhlanan DAD, Mİ ve BOP gibi projelerle ümmetin 50 yılını çalıp geleceğine ipotek koyanlar, ABD’nin “Yüzyılın Anlaşması” planıyla karşılaştıklarında şaşırmış numarası yapmaktadırlar. Hâlbuki bütün bunlar aşama aşama tezgâhlanırken onlar hep oradaydı; hep birlikte idiler. Beşer hafızası nisyan ile malul olsa da arşivler gerçekleri cömertçe sunmaktadır. Çekilen “aile fotoğrafları” utanmayı bilenler için yeter de artar. Zira Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinden bu yana Lawrence’ın Türkiye versiyonu hiç mi hiç eksik olmamıştır.

Nitekim Gasıp Yahudi varlığı “İsrail’in” eski Dışişleri ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Silvan Şalom, görev süresi boyunca (2003’ten 2016’ya kadar) genel olarak birçok Körfez, Arap ve İslâm ülkesini ziyaret ettiğini ve bu bölgelerde çok sayıda yetkiliyle görüştüğünü söylemiştir. Şalom, bu görüşmelerin bir kısmının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın girişimiyle ve Türkiye topraklarında gerçekleştiğini de sözlerine eklemiştir.

Şalom, 21 Ağustos’ta Tel Aviv’deki yerel bir kanala yaptığı açıklamada, “Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) katılmasına yardımcı olması karşılığında ‘İsrail’in Arap ve İslâm ülkeleriyle ilişkilerini genişletmek istiyordu.” ifadelerini kullanmıştır.[iii]

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir! Dün yukarıda adı geçen projeleri yürütenlerin bugün Suud, BAE ve Bahreyn’e kızmış gibi yapmasının bir âlemi yoktur. Nitekim farklı bloklarda yer alsalar dahi aynı efendiye hizmet edenlerin bir birlerinden habersiz olmaları muhtemel değildir. İhanet projelerinin bu denli başarılı olmasının, efendilerinin becerisinden değil uşaklarının kusursuz itaatinden kaynaklandığından kuşku yoktur.

Bugün ABD “Yüzyılın Fesat Projesini” adım adım uygularken İslâm ülke liderlerinin tutumlarını yine iktidar kaygısı belirlemektedir. Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan ve BAE, bugüne kadar gizlice sürdürdükleri ihanetlerini açığa vururken bazı ülkeler de ihanet imzası için sıraya girmiş bulunmaktadır. Nitekim Trump, BAE ve Bahrey’in normalleşme anlaşmasını imzalamasının ardından beş ülkenin daha imza atmak istediğini belirtmiştir. Bunlardan üçünün Ortadoğu’da diğer ikisinin bölge dışında olduğu da sızdırılan bilgiler arasında yer almaktadır. Bu ülkelerin Körfez ülkelerinden Umman ve Katar’ın yanı sıra büyük ABD’nin daha küçük devletçiklere bölmeye çalıştığı Kuzey Afrika İslâm Ülkeleri olabileceği akla gelmektedir. Zira Sudan, Mali, Tunus, Cezayir ve Libya üzerinde oynanan oyunlar gizlenemeyecek bir boyuta varmıştır.

Aldatan ve aldananların hesap günü hakkında Allah Celle Celalehu şöyle buyurmaktadır:

وَقِفُوهُم اِنَّهُم مَسْؤُ۫لُونَۙ

“Tutuklayın, durdurun onları. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecekler.”[iv]

İşbirlikçilerin ihanet projelerini hayata geçirmeleri eskisi kadar kolay olmayacağı aşikârdır. Kuşkusuz fikir ve metotla yola çıkanlar bugün zafere daha yakındırlar! Nitekim fikir ve metodun arasını ayırmadan, ikisini de İslâm’dan alan Hizb-ut Tahrir, İslâm’ın izzetini kuşanarak vakıanın üzerine çıkmış, mevcut evrensel köhne düzeni kökünden söküp atarak yerine İslâm nizamını koymak için Allah’ın nusretini hak edecek ameller gerçekleştirmektedir.

Sefer bizden zafer Allah’tandır!

وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

“Nusret (zafer), Aziz ve Hakim olan Allah’tandır.”[v]

 


[i] Anadolu Ajans; 18.11.2018

[ii] Haber Türk; 13.01.2009

[iii] Şarku’l Avsat; 16 Eylül 2020 (Köklü Değişim Dergisi)

[iv] Saffat 24

[v] Âl-i İmrân 126

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız