Okullarda Ramazan Ayı Etkinlikleri: Bir İlahiden Çok Daha Fazlası
27 Şubat 2026

Okullarda Ramazan Ayı Etkinlikleri: Bir İlahiden Çok Daha Fazlası

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye genelindeki okullarda Ramazan ayına yönelik etkinlikler planlandığını açıkladı. Bakan Tekin açıklamasında, söz konusu etkinliklerin pedagojik, kültürel ve toplumsal yönlerine vurgu yaparak, uygulamanın amacının öğrencilerde millî ve manevi değerlerin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Bakan ayrıca, Ramazan ayının yalnızca dinî bir dönem olmanın ötesinde, toplumun kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu ve bu kültürel mirasın yeni nesillere aktarılmasının, eğitim sisteminin sosyal sorumluluk alanına girdiğini de belirtti.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada da, “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinliklerin; yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve toplumsal birlik gibi değerleri ön plana çıkardığı belirtildi. Bu çerçevede planlanan faaliyetlerin; sohbet programları, değerler eğitimi çalışmaları, kültürel etkinlikler ve sosyal sorumluluk faaliyetleri gibi içeriklerden oluştuğu ifade edildi.

Hepimizin bildiği gibi Ramazan ayının Müslümanlar üzerindeki tesiri çok büyüktür. Öyle ki bu mübarek ay; günlerce öncesinden başlayan hazırlıklar, yapılan sahurlar, kurulan büyük iftar sofraları, Kur’an-ı Kerim tilavetleri, verilen sadakalar ve bolca yapılan nafile ibadetlerle dünyadaki bütün Müslümanları ruhi bir atmosferle kuşatır.

Millî Eğitim Bakanlığı da yaklaşık 25 yıllık iktidarlarının sonucunda bu atmosferin farkına varmış olacak ki(!), okullarda öğrencilere yönelik Ramazan ayı etkinliklerinin uygulanması konusunda ilk kez harekete geçmiştir. İlk bakışta yüzeysel bir değerlendirmenin sonucu olarak, okullarda yapılan bu etkinliklerin müspet olduğu ve öğrenciler üzerinde olumlu tesir bırakacağı konusunda kanaatlar oluşabilir; ancak meselenin iç yüzü farklıdır:

Öncelikle, Bakan Tekin’in açıklamalarından da anlaşılacağı üzere okullarda başlatılan Ramazan ayı etkinlikleri İslâmi saiklerle yapılan etkinlikler değildir. Bu etkinliklerin, Ramazan ayının dinî bir dönem olmanın ötesinde kültürel bir miras olarak yeni nesillere aktarılması amacıyla düzenlendiği açıkça vurgulanmıştır.

Zaten laik eğitim sisteminin egemen olduğu okullarda bundan daha fazlası beklenemez. Bugün toplumun her kesiminde olduğu gibi okullarda da kapitalist nizamdan kaynaklanan toplumsal çürümenin izleri mevcuttur. Öğrenciler çocuk yaştan itibaren sürekli olarak; uyuşturucudan kumara, içinde her türlü fuhşiyatı barındıran ahlaksızlıklara ve zaman zaman canlarıyla ödedikleri yoğun akran zorbalıklarına maruz kalmaktadırlar.

Dolayısıyla okullardaki sorunlar bizzat sistem kaynaklı olup bu sistemin tamamen ortadan kaldırılmasıyla çözülebilecek sorunlardır. Ramazan ayının kültürel mirasını yeni nesillere aktarmak için etkinlikler düzenlemek, öğrencilerin popüler olmuş bir ilahiyi söyledikleri çeşitli ortamların videolarının medya platformları üzerinde dolaşımını sağlamak, içinde iyi niyet barındırmayan samimiyetsiz yaklaşımlardır. Bu, hükümetin kendi tabanı olan muhafazakâr kesimin konsolidasyonu için oluşturulmuş popülist suni bir gündemdir.

Neticede başkanlık sistemiyle birlikte iki kutuplu hale gelen Türkiye siyasetinin diğer kutbundaki İslâm cahili/yobaz laik Kemalist zümrenin bu konuya kayıtsız kalmayacağı aşikardır. Nitekim onlar da bu yemi yutmuşlar ve hâkim oldukları medya kanalları üzerinden saldırıya geçmişlerdir. Saldırılarının merkezinde her zamanki gibi laiklik ve eğitim politikaları olan bu zümreye Bakan Tekin, “Eleştirilerin akademik ve pedagojik temelden yoksun olduğu” şeklinde cevap vermiştir. Ayrıca Bakan, “Ramazan ayının toplumun geniş kesimleri tarafından benimsenen bir kültürel değer olduğunu” belirtmiş ve “okulların toplumsal değerlerle bağını koparmasının mümkün olmadığını” ifade etmiştir.

İşte bu saldırılar ve verilen cevap, tabanını yeniden konsolide etmek/birleştirmek için tam olarak hükümetin oluşturmak istediği ortamdır. Zira hem okullarda uygulanan Ramazan ayı etkinlikleri ve hem de “laik zümreye karşı” algısı üzerinden oluşturulan bu atmosfer; hükümetin, kendi tabanından güçlü şekilde destek görmesini sağlamıştır.

Bugünkü şartlarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin tek yolu olan meclisin kararıyla gidilecek erken seçim süreci kaçınılmaz görülmektedir. Dolayısıyla artık seçim sathı mahalline de girilmiştir. Bunun anlamı, hükümetin yapacağı bütün işlerin ve atacağı bütün adımların seçim odaklı olması demektir. Hükümetin kendi içindeki düzenlemeler, toplumsal refah algısı oluşturmak için yapılacak ekonomik iyileştirmeler, başta “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” projesi olmak üzere toplumsal huzurun tesisi kastıyla planlanan yasal düzenlemeler ve hayata geçirilecek her türlü toplumsal etkinlik, seçim odaklı olacaktır.

İşte, okullarda uygulamaya konulan Ramazan ayı etkinlikleri de AK Parti tabanını oluşturan muhafazakâr Müslümanlara; karşısındaki öteki kutup olan laik kitleyi hatırlatmak ve ona karşı tetikte olması gerektiği mesajını vermek için oluşturulmuş, “gönüllülük esasına dayalı” toplumsal bir etkinliktir.

Bugün, kendisinden sadece bir cüz olan eğitim sistemiyle birlikte bütün bir toplumu ve hatta bütün dünyayı kuşatmış olan sorun, kapitalist sistemin menfaatçi bakış açısına dayalı hegemonyasıdır. Bu; Amerika liderliğinde kapitalizmin öncü devletlerinin dünya üzerinde oluşturmak istedikleri siyasi nüfuz ve beraberinde servetlerin yağmalanması için kurdukları ve elde etmek için birbiriyle çekiştikleri zorba düzendir. Kapitalist nizamın, Hilâfet’in ilgasıyla birlikte başta İslâm beldeleri olmak üzere korumasız kalan beldelere; işgal, gasp, katliam, tehcir, tecavüz ve işkence gibi insanlık dışı muameleler uygulayarak bütün dünyayı yaşanmaz hâle getirmesidir. Bunu kolaylaştıran da insanlığın, kapitalizm denen bu zorba düzenin demokrasi, insan hakları, tam bağımsızlık ve hukukun üstünlüğü gibi kendi gerçek yüzünü maskeleyen söylemlerine inandırılmasıdır.

Bugün tüm İslâm coğrafyasında olduğu gibi Türkiye’de de sorunun asıl kaynağı bir küfür düzeni olan kapitalizmin Müslüman halka rağmen tatbik edilmesidir. Bir taraftan bu sistemi tatbik ederken diğer taraftan insanları, toplulukları ya da öğrenciler gibi belli bir kesimi onun kötülüklerinden korumak mümkün değildir. Bunun için okullarda Ramazan ayı etkinlikleri gibi iyi niyetten yoksun samimiyetsiz uygulamalar yapmak, çocuklara ilahiler söyleterek toplumun Ramazan ayında hassaslaşmış duygularını okşamak bu sorunun çözümü değil; çarpıtılmasıdır.

Bu sorunun tek ve gerçek çözümü, Müslümanlar olarak bizlere bir asırdan fazla bir süredir tahakküm eden kapitalist nizamı ve bu nizamı topraklarımız üzerinde tatbik eden sömürgeci uzantısı yerli işbirlikçi yöneticileri kazıyıp atmaktır. Bu da İslâmi hayatı yeniden başlatmanın yolu olan, 2. Râşidî Hilâfet Devleti’nin ikamesiyle gerçekleşecektir, Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın izniyle.

Unutmayalım ki Ramazan ayı, yeniden tek vücut olmanın, ümmet olmak için harekete geçmenin ve gayretlerimizi bunun için yoğunlaştırmanın tam zamanıdır.

[يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْ] “Ey iman edenler! Allah ve Rasulü sizi, size hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin.” [Enfal Suresi 24]

Ramazanınız mübarek olsun.