ABD-İran Savaşı: Küfür Tek Millet, Müslümanlar Tek Ümmettir!
Kertenkele Deliğinden “Batı’nın Karanlık Deliği”ne
Yılmaz ÇelikYılmaz Çelik08 Haziran 2026

Kertenkele Deliğinden “Batı’nın Karanlık Deliği”ne

Oynat: Kertenkele Deliğinden “Batı’nın Karanlık Deliği”ne
0:00

Efendimizin bazı hadisleri günümüz dünyasına ışık tutmakta ve ümmetini uyarmaktadır. Bu makalemizde bunlardan birini paylaşarak bir değerlendirmede bulunacağız İnşAllah.

Rasulullah Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

[لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ حَتَّى لَوْ دَخَلُوا جُحْرَ ضَبٍّ لَدَخَلْتُمُوهُ] **Sizler, sizden öncekilerin yolunu adım adım, karış karış takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girseler, siz de peşlerinden gireceksiniz. Biz, Ey Allah'ın Rasulü, Yahudiler ve Hıristiyanları kastediyorsun? dedik. Rasulullah, Kim olacak? buyurdu. [İbn Mace, Fiten, 3994]

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellemin geleceğe dair en dikkat çekici haberlerinden biri de, ümmetin kendisinden önceki toplumları adım adım, karış karış takip edeceğini bildirdiği hadistir. Hadisin sonunda verilen kertenkele deliği benzetmesi ise özellikle anlam yüklü, çarpıcı ve semboliktir. Bu benzetmede, akılsızca, tehlikeli, dar, zararlı bir yola giren toplulukların düşünmeden taklit edilmesi vurgulanmaktadır. Ayrıca bu hadis, sadece bir hayvan davranışını değil toplumsal, zihinsel ve ahlaki bir çöküş sürecini temsil eder.

Diğer bir açıdan Allah’ın Rasulü Aleyhi’s Salatu ve’s Selamın Yahudi ve Hıristiyanları örnek vermesi de oldukça manidardır. Çünkü bu topluluklar, Allah’tan gelen vahiyden yüz çevirmişler, peygamberlerinin getirmiş olduğu dini ve kitapları tahrif etmişler, dünyevileşmede sınır tanımamışlar, dinden kopuk seküler bir hayatı benimsemişlerdir. Tıpkı günümüzde olduğu gibi. İşte Allah’ın Rasulü onların bu durumunu kertenkele inine benzetmiştir.

Burada cevaplandırılması gereken esasî soru şu olmalıdır: Efendimiz Aleyhi’s Salatu ve’s Selam niçin başka bir hayvan deliğini örnek vermedi de mesela ayı ini, bir köpeğin, kedinin ya da başka bir hayvanın yuvasını değil de özellikle kertenkele deliğini örnek verdi? Bu, üzerinde ciddi bir şekilde tefekkür edilmesi gereken bir misaldir. Çünkü kertenkele deliği; son derece dar, karanlık, kokulu ve barınmaya elverişsiz bir mekândır. Kişinin böyle bir yere girmesi; akıl dışı, zararlı ve tehlikeli bir davranıştır.

Son birkaç yüzyıldır dünya siyasetini, ekonomisini ve kültürünü büyük ölçüde şekillendiren Batı medeniyeti; özgürlük, demokrasi, bireycilik, sekülerizm ve liberal ekonomi gibi değerleri, insanlığın evrensel kurtuluş reçetesi olarak sunmuştur. Bu süreçte din kamusal hayattan dışlanmış, insan aklı ve bireysel özgürlük, toplumsal düzenin temel belirleyicileri olarak kabul edilmiştir.

Bu durum bilimsel ve teknolojik ilerlemeleri ortaya çıkarmakla beraber, önemli sorun ve krizleri de beraberinde getirmiştir. Aşırı bireycilik, insanı toplumsal ve manevi bağlarından, değerlerinden uzaklaştırmış; kapitalist tüketim kültürü ise insan ihtiyaçlarını sınırsız arzulara dönüştürmüştür. Sonuç olarak modern insan, maddi imkânlar bakımından tarihin en güçlü dönemlerinden birinde yaşarken anlam, aidiyet ve kimlik krizleriyle karşı karşıya kalmıştır.

Bugün Müslüman toplumların özellikle kültürel, siyasî, ailevî ve değerler düzeyinde Batı modernitesini hiç düşünmeden ve sorgulamadan taklit etmesi; buna bağlı olarak dar, karanlık ve kokuşmuş olan demokrasi ve laiklik gibi seküler ve beşerî sistemlerin bu hadisin bağlamında değerlendirilmesi gereken kritik bir olgudur. Özellikle de ailelerin parçalandığı, boşanmaların arttığı, evliliklerin ertelendiği, genç nüfusun hızla düştüğü, yalnızlıkların arttığı, fıtrî sınırların hızla aşındığı, insanın köklerinden ve kimliğinden koparıldığı, suç oranlarının yükseldiği, ahlaki çöküş ve yozlaşmanın zirveye ulaştığı günümüz seküler dünyasında

Modernleşme sürecinde Müslüman toplumlar ve onları yönetenler, geri kalmışlık psikolojisiyle Batı’yı model almış, kendi değerlerini, kültürünü, tarihini ve medeniyetini çağ dışı saymıştır. Bu durum, sosyolojide kolonyal/sömürülen bilinç, kültürel tahakküm, yenilmişlik psikolojisi olarak adlandırılır. Öyle ki seküler Batı hayat tarzı medyatik olarak ideal yaşam şeklinde pazarlanmış; sınırsız tüketim, liberal bireycilik, cinsel özgürlük ve eğlence kültürü genç kuşakları kuşatmıştır.

Kertenkele deliği, dışarıdan bakıldığında serin bir sığınak gibi görünebilir, fakat içine giren için büyük bir kayıp ve hüsran vardır. Bu, toplumların modernlik, özgürlük, ilerleme, medeniyet, gibi dışarıdan cazip görünen ama içeride ahlaki çöküş, kimlik kaybı ve değer erozyonu barındıran akımlara kapılmasına sebebiyet verir. Bunun sonucunda ise ümmeti ümmet yapan değerlerden uzaklaşılmış ve beraberinde büyük bir yıkım gerçekleşmiştir. Hadiste, kertenkele deliğine girseler, siz de gireceksiniz sözü, tam da bunu ifade etmektedir. Bugün, İslam ümmeti maalesef sorgulamadan ve İslam akidesi süzgecinden geçirmeden kör bir taklitle laik kapitalist Batı’nın bu kokuşmuş çağ dışı ve insan fıtratına aykırı seküler yaşam tarzını, liberal aile modelini ve ulus devlet modelini olduğu gibi taklit ederek hayatına uygulamıştır. Allah Subhanehu ve Teâlâ sömürgeci kafir seküler Batı’nın hayat tarzını değersiz kılmışken

[وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُوا السُّفْلَى] ...Kâfirlerin kelimesini (bâtıl inanç ve nizamlarını) alçalttı... [Tevbe Suresi 40]

Hâlbuki İslam ümmeti, 14 asırdır dünyada eşi benzeri görülmemiş bir sistem inşa etti. Öyle ki hukukta, ekonomide, içtimaî hayatta, eğitim sisteminde; kısacası hayatın her alanında insan fıtratı ile uyumlu bir medeniyet vadetmiştir. İslam’ın hâkim olduğu dönemlerde tüm toplumlar İslam ümmetini takip etmiştir. İslam medeniyeti, yaklaşık on dört asırlık tarihi boyunca farklı coğrafyalarda önemli bir bilimsel, kültürel ve siyasî birikim ortaya koymuştur. Farklı etnik ve kültürel toplulukları ortak bir siyasî ve hukuki çerçevede bir arada yaşatabilmiştir. Yine aynı şekilde İslam dünyası matematik, astronomi, tıp ve felsefe alanlarında önemli gelişmelere öncülük etmiştir. Tüm milletler kendilerine gıpta ile bakmışlardır. Her alanda model ve öncü bir toplum olunmuştur. Tabi ki tüm bunları onlara izzet ve şeref veren vahyin öncülüğünde ve rehberliğinde başarabilmişlerdir.

Fakat Müslümanlar kendi değerlerine sahip çıkmadığında, vahyi rehber edinmediğinde, Batı’yı körü körüne taklit ettiğinde karanlık bir sonuçla karşılaştı. Müslümanların hayata bakış açıları, ölçüleri ve değer yargıları değişti. Bugün kertenkele deliği misali kurtuluşu ve kalkınmayı Batı’nın kokuşmuş karanlık nizamında/deliğinde aradılar.

Dolayısıyla Müslümanların, bütün bir insanlığı dalalete ve karanlığa sürükleyen Batı’nın hayat nizamı ve ideolojisinin yerine; vahyin rehberliğinde ve öncülüğünde engin okyanuslara yelken açarak yeniden bütün bir insanlığı kurtaracak İslam’ın nuruna dönmeleri, İslam’ın göz kamaştıran medeniyetine yüzlerini çevirmeleri ve kendilerine ve bütün bir insanlığa hayat verecek olan İslam nizamına yeniden yönelmeleri gerekir.

[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ] “Ey iman edenler! Sizi, hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah’ın ve Rasulü’nün çağrısına uyun.” [Enfâl Suresi 24]