loader

Erdoğan’a Taliban’ı Laikleştirme Ödevi!

Osmanlı Hilâfet Devleti’nin başkenti olan İstanbul’un da dâhil olduğu Türkiye’de, cebren ve hile ile Hilâfet’in ilga edilip Cumhuriyetin ilan edildiği tarihin şahit olduğu bir gerçektir. Geride devlet mekanizmasıyla toplum dönüştürülüp İslâm’ın hayata dönüşünün ebediyken engellenmesi kalmıştı.   

Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’ne rol modellik işlevi de verildi. Öyle ki; tüm İslâm âleminin toplumsal yapısının Batı standartlarında yeniden inşa edilmesi adına Türkiye bir laboratuvara dönüştürüldü. İktidarda sağcı veya solcu partilerin olması arasında fark olmaksızın bu proje aralıksız sürdürüldü.

Yasalar, aile ve sosyal politikalar, eğitim-öğretim müfredatı, medya ve film sektörüyle sürdürülen toplumsal mühendislik yöntemleri yanı sıra baskı, tehdit, tehcir, şantaj, hapis, faili meçhul cinayetler yöntemleriyle Anadolu halkı adım adım medeniyet kodlarından koparılarak dünyevileştirilip laikleştirildi. İnsan, hayat ve kâinatı bir Protestan gibi yorumlar hâle getirildi.

Bunda başarılı olan Batı, bu deneyimini bugün, diğer İslâm ülkelerine taşımayı hayati bir mesele olarak değerlendirmektedir. Türkiye üzerinden -Arap Baharı’nın yaşandığı coğrafya başta olmak üzere-, körfez ülkeleri, Türki Cumhuriyetleri, Pakistan ve Afganistan’da toplumsal dönüşümü hedeflemiştir. 

İktidarını Müslümanların güvenini istismar etme temeli üzerine kuran AK Parti döneminde yozlaşma ve dönüşüm katsayısının artmış olması şaşırtıcı değildir. Zira bir varsayım üzerine inşa edilen güven zeminde Müslümanların yabancılaşmaya direnme gücünü pasif hale getirmiştir. AK Parti bununla yetinmemiş Arap Baharı sürecine sağ taraftan yaklaşarak devlet gücüyle süreci yönetmiş Irak, Mısır, Libya ve özellikle Suriye’de Batı’nın yüz yıllık hegemonyasına başkaldıran halkları yeniden boyun eğmeye ikna etmiştir.

2001 yılında başlayan Afganistan’ı işgal sürecinde Türkiye’nin Kuzey İttifakı şemsiyesi altında toplanan Batı güçleriyle birlikte hareket ettiğini, o günün Amerikan basını ele vermektedir.[1] Aynı Türkiye, bugün de yeni misyonuna hazır bir duruş sergilemiştir.

İşte Beyaz Saray’da ABD Başkanı Biden ile ortak basın toplantısı düzenleyen Almanya Başbakanı Merkel’in “Uzun yıllar boyunca, Afganistan’da birlikte çalıştık, belli bir dereceye kadar terörizm tehlikesini kontrol altına alabildik, ancak ne yazık ki, görünmesini istediğimiz gibi bir ulus inşa edemedik.”[2] diye dışa vurduğu itiraf Türkiye modelini işaret etmektedir. Zira Türkiye’nin Batı ile olan savaşı toplum ve aile yapısı düşmana benzeyince kaybedilmiş oldu. İşte Aliya İzzetbegoviç’in “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” dediği şey tam da bunu karşılık gelmektedir.

Evet, Türkiye’nin İslâm coğrafyasında siyaseten ABD yanlısı politikalar izlediği inkâr edilemez. ABD’ye isyan bayrağı çeken yerel ve bölgesel hareketlere boyun eğdirmek için her türden ikna faaliyetleri yürüttüğüne ve zaman zaman “havuç-sopa” politikasını bile devreye soktuğuna şahit olmaktayız. Bu bağlamda Avrupa’nın zaman zaman aykırı çıkışları olsa da ABD, BM ve NATO üst düzey yöneticileri tarafından takdir edildiğini de izlemekteyiz. ABD adına Etiyopya, Sudan, Libya, Suriye ve Afganistan’da bu tür siyasi ve askerî faaliyetler yürüttüğünü biliyoruz. Ancak laik ve demokratik bir devlet olarak Türkiye’nin esas saçtığı tehlike, öncülük ettiği toplumsal dönüşümdür. Bu ülkenin yerli halkı olarak biz bu dönüşümü adım adım yaşadık.

Erdoğan’ın 2011 Kahire ziyareti sırasında Mısır’a laik devlet sistemini tavsiye etmesi,[3] Türkiye üzerinden sürdürülen toplumsal dönüşüm tecrübesinin AK Parti kadroları üzerinden ihraç edilmeye başlandığının, Erdoğan’dan beklentisi olan her kesime hatırlatılması gerekmektedir. Dahası, özünden kopmayı temsil eden bu dönüşüme askerlerin öncülük ettiği gerçeği her tartışmanın üzerindedir. Bu bağlamda askerî, yarı askerî ve sivil kadrolarla Afganistan’a çıkartma yapacak Türkiye’nin esas işlevinin, Batı hesabına toplumsal dönüşüm tecrübesini devreye sokmak olacağı bir gerçektir. -Taliban farkında olmasa da- 20 yıl sonra yozlaşmış bir toplumsal yapı ile birlikte laik demokratik Afganistan’la karşı karşıya kalmamız ciddi manada söz konusudur.  

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid’in “Türkiye’nin ABD ile yaptığı bir anlaşma çerçevesinde burada bulunmasını kabul etmiyor ve Türkiye’nin bu kararından vazgeçmesi çağrısında bulunuyoruz.”[4] şeklinde açıklama yapmasının siyasi beklenti ve endişeleri ile ilgili olduğu açıktır. Ayrıca Sözcü’nün “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek istiyoruz. Erdoğan hem bizim için hem de İslâm dünyası için çok önemli bir devlet lideridir.”[5] şeklindeki cümlesi, Taliban’ın Türkiye’nin ABD, BM ve NATO’dan bağımsız bir iç siyaset yürütmekten bile aciz olduğu gerçeğini sarfınazar ettiğini, Batı’nın Türkiye’ye biçtiği sosyal dönüşüm rolünün farkında olmadığını göstermektedir. Nitekim ABD ile Türkiye arasında ilan edilen stratejik müttefiklik ilişkisinin her türlü taşeronluğu içerdiğini bugüne kadar Türkiye’nin Avrupa ile sürdürdüğü ilişkiden anlamak zor olmasa gerek.

Sonuç olarak Müslüman Türkiye halkı şunu bilmelidir ki; ülkelerinde egemen olan laik demokratik rejim fikrî, kültürel ve siyasi çalışmalarla bir an önce değiştirilmediği takdirde, tüm İslâm ülkelerinin toplumsal dokusunu bozma noktasında emsal teşkil etmeyi sürdürecektir.

Merkel’in dediği gibi ABD’nin 20 yıl işgal ile dönüştüremediği Afgan toplumunu, oraya girdiğinde Türkiye’nin daha kısa sürede kendine benzeteceği muhakkaktır.

Kısacası; Türkiye bu siyasi yapısıyla tehlike saçmaktadır. En kısa zamanda bu siyasi yapısından kurtarılıp Hilâfetle yönetilmeye ikna edilmek durumundadır. Yoksa hem kendi halkı için ve hem de tüm dünya için tehlike saçmaya devam edecektir.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Küba’daki protestolarla ilgili, “Komünizm başarısız bir ideoloji, buna kesinlikle inanıyoruz. Küba halkını başarısızlığa uğrattı. Kübalılar özgürlüğü hak ediyor” demişti.[6]

Bende diyorum ki; Kapitalizm müflis bir ideolojidir. Tüm Müslüman halkları perişan etmiştir. Müslüman halklar İslâm’la yönetecek 2. Râşidî Hilâfet’i hak ediyor.


[1] Korkmaz, Gökhan; Abd’nin Afganistan Ve Irak Müdahaleleri Sırasında Türkiye’nin Tutumunun Abd Medyasında Ele Alınışı

[2] https://tr.euronews.com/

[3] https://www.dw.com/tr/g%C3%BCndem/s-10201

[4] https://www.istiklal.com.tr/

[5] https://www.istiklal.com.tr/

[6] https://www.timeturk.com/

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız