loader

Ekonomide % 21,7 Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerine göre Türkiye ekonomisinin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 büyüdüğünü açıkladı. Dün haber sitelerinin ve sosyal medyanın en önemli konu başlıklarından birisi bu haberdi.

Öncelikle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)’nın ne anlama geldiğini ifade edelim. GSYH, bir ülke içerisinde, belirli zaman aralıklarında (örn: 3, 6, 9, 12 ay) üretilen mal ve hizmetlerin toplamını ifade eder. Bu değer genellikle bir ülkenin toplam gelirinin bir ölçüsü olarak kabul edilir. Bu rakamlar ne kadar yüksek olur ise o ülkenin ekonomik ve refah seviyesinin o ölçüde arttığı iddia edilir.

Fakat halk nezdinde bu durum asla bu şekilde olmaz. Bugün gerek Türkiye’de gerekse dünyada, GSYH her geçen gün artmasına rağmen halklar nezdinde refah seviyesinin aynı ölçüde arttığını söyleyemeyiz. Çünkü sorun, servetin azlığı ya da çokluğu değil servet dağılımındaki adaletsizliktir. Bunu veriler ile açıklayacak olursak;

Dünya bazında toplam servet rakamları yıllara göre şu şekildedir:

1990 • 23 trilyon dolar

2000 • 33 trilyon dolar

2010 • 66 trilyon dolar

2018 • 360 trilyon dolar

2024 • 459 trilyon dolar (öngörülüyor)

Görüldüğü gibi her geçen gün toplam servetin artmasına rağmen, halklar nezdinde ise durum bunun tam tersidir. Her geçen gün zengin ve fakir arasındaki uçurum gitgide artmaktadır. Toplam servet az bir zengin kesim arasında pay edilirken, halkların büyük bir çoğunluğu fakirliğe mahkûm edilmektedir. Şöyle ki;

Dünyanın en zengin 27 kişisinin serveti, en fakir 3.8 milyar kişinin servetine eşittir. Son 10 yılda zengin kesimin serveti artarken, en fakir 3.8 milyar kişinin serveti ise %11 azalmıştır. Durum Türkiye’de ve diğer ülkelerde de aynıdır. Her ülkenin zenginleri, ülke servetini kendi aralarında pay etmiş, halkın genelini ise dar bir hayata mahkûm etmiştir. Çünkü bu, kapitalist nizamın işleyiş sistemidir.

Gelelim, TÜİK’in yayınladığı büyüme rakamlarına… Bilindiği gibi hükümet çok uzun bir süreden beri ekonomik çıkmazdadır. Bu esasında son bir asrın en önemli problemi olmakla birlikte son 20 yılda “itibar” adına yapılan gereksiz kamu harcamaları durumu iyice çıkmaza sokmaktadır. Hükümet kimi zaman bu sorunu özelleştirme ile kimi zaman da borç para bularak aşmaya çalışmış ancak kriz her geçen gün daha da derinleşmiştir. Özellikle Covid süreci bir bakıma hükümet için zorlu bir süreç olsa da diğer bir açıdan da eline hazır bir bahane geçmiş oldu.

Fakat her şeye rağmen özellikle yabancı sermayenin yatırımları açısından ekonomik verilerin pozitif yönde seyretmesi hükümet için en ciddi ekonomik hedeflerin başında gelmektedir.  Bunu reel ekonomide istediği ölçüye getiremese bile, kendisine bağlı basın-yayın organları, sosyal medya fenomenleri ve TÜİK gibi emrine amade bir kurum ile istediği gibi satabilmektedir. Hani derler ya “önemli olan ülkeyi iyi yönetmek değil, basını iyi yönetmektir” diye, işte hükümet tam da böyle yapılmaktadır.

Hükümetin elinde TÜİK gibi bir kurum olduktan sonra hiç bir şey için endişe etmesine gerek yok. Esasında ekonomiye dair şeyleri düzeltmek için aşırı çaba sarf etmesine bile gerek yok. Çünkü istenilen istatistikleri istenilen seviyeye getirmek konusunda oldukça yetenekli bir kurum, TÜİK!

Son olarak ikinci çeyrekte GSYH büyüme rakamlarının bir önceki yıla göre %21,7 arttığını yayınladı. Bu büyüme neye göre, kime göre? Halka göre olmadığı kesin. Çünkü halk nezdinde büyüyen tek şey, her geçen gün zamlanan tüketim ürünleri ve zorlaşan geçim sıkıntısı. Ekonomik analist olmamıza gerek yok! Hepimiz az veya çok bir ev ekonomisini idare diyoruz. Geçen yıl ile bu yıl yaptığımız harcamaları, ödediğimiz faturaları, alışveriş fişlerini karşılaştırdığımızda büyüyen şeyin ekonomi değil, halkın geçim sıkıntısı olduğunu kolayca anlarız.

Evet, verilen değerlerin illaki dayandığı bazı temeller vardır. Ancak yöneticilerin medyada kasıla kasıla açıkladıkları bu büyüme rakamlarının halk nezdinde hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bunu anlamanın diğer bir yolu ise enflasyon rakamlarıdır. Bildiğiniz gibi gerçekte halk nezdinde enflasyon en az %40’ın üzerindeyken TÜİK sepet oyunları ile bunu %17 olarak açıklıyor.

Şimdi düşünelim; halkın bizzat hissettiği enflasyonu bile bu şekilde aldatmayı başaran TÜİK kurumunun, halkın asla ölçemeyeceği büyüme rakamlarında adil olacağını mı sanıyorsunuz?

Asla!

Hükümet neyi isterse TÜİK onu yayınlıyor. En gerçek ekonomik veriler ise vatandaşın bizzat hissettiği kendi ekonomisidir. Gerisi lafügüzaf…

 

 

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız