"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

TTB Engizisyon Mahkemesine Döndü: Covid Aşısı Karşıtlarına Aforoz!
07 Ağustos 2021Köklü Değişim Medya

TTB Engizisyon Mahkemesine Döndü: Covid Aşısı Karşıtlarına Aforoz!

Köklü Değişim Medya

Türk Tabipler Birliği (TTB), Covid-19 aşısı karşıtı doktorları bilime ve tıbba ihanet ile suçlayarak engizisyon mahkemeleri gibi zorbalıkla sistemin kararlarını dayatma peşine düştü. Tarihte bilimin defalarca yanıldığı kanıtlanmışken, bilimin ortaya attığı her şeyi tartışmasız doğru olarak kabul edilmesi gerektiğini savunanlar, karşı fikir açıklayan doktorları aforoz etmek için ellerindeki gücü zorba kararları doğrultusunda kullanan Engizisyon Mahkemeleri’ne dönüşmüş durumdalar.

Henüz ruhsatı alınmamış ve acil kullanım onayı ile uygulanmaya devam edilen Covid-19 aşılarını savunmak için bazı kurum ve kuruluşlar zorba kararlar alabiliyor. Bir kısım fırıncı aşı olmayana ekmek satışı yapmayacağını açıklarken, bazı esnaf örgütleri de bu baskı ve zorbalığa destek vermek için vatandaşları dükkanlarına almamakla tehdit ediyor. Hükümet ise aşının baskı kullanılarak uygulanmasına karşı olduğunu ifade edip, icra makamı olmasına rağmen olup biteni izlemekle yetiniyor. Bilimin kapitalist şirketlerin maskarası olduğu ve pazarlanacak ilaç ve aşılar için bilim dergilerinde makalaler neşrederek reklamcısına dönüştürüldüğü günümüzde hala bilime ihanetten bahsediliyor. Oysa bilim uzun zamandır kapitalizm ile ortaklaşa insanlığa ihanet ediyor. Kaldı ki doktorlar aşı karşıtı değil sadece Covid-19 aşısı karşıtı olduklarını söylemelerine rağmen bilerek “aşı karşıtlığı” ve “bilim karşıtlığı” ifadeleri ile algı oluşturularak suçlanıyorlar.

Daha kaç doz aşı vurulacağına bile karar veremeyen “bilim”, şirketlerin hedeflediği ciroya ulaşan kadar “bilimsel makale” yazmaya devam edecek gibi gözüküyor.

TTB 20’den Fazla Doktor İçin Soruşturma Başlattı

TTB, aşı karşıtı açıklamalar yapan 20'den fazla doktorla ilgili disiplin süreci başlattı. Prof. Dr. Berna Arda, tıp doktorlarının “bilim karşıtlığının” etik değerlere aykırı bir tutum olduğunu iddia ediyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Arda, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmesinde "bilim karşıtlığının" çeşitli alanlarda görülebildiğini, ancak tıp doktorlarının bilim karşıtlığının hem aldıkları eğitime hem de etik değerlere aykırı bir tutum olduğunu belirtiyor:

"Aşı karşıtı olmak hekimler açısından gerçekten son derece sakıncalı bir durum. Neden? Çünkü hekimler toplumu yönlendirebilecek, etkileyebilecek kişiler. Bu bağlamda da bir miktar da kendi aldıkları eğitime tırnak içinde ihanet içinde olduklarını bile düşünmek mümkün

Covid-19 aşısı karşıtı doktorlar genelde sosyal medyada aktif durumda. Ancak son günlerde Twitter gibi bazı sosyal medya organları bu doktorların aşıyla ilgili gönderilerine uyarılar koyarak zorba bir tutum benimsedi.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 18 yaş üstünde birinci doz aşılama oranı yüzde 66, ikinci doz aşılama oranı ise yüzde 44 dolaylarında. Bu oranın sonbahar gelmeden bir an önce artırılması hedefleniyor. Lakin insanlar bilime ve yöneticilere önceki sabıkalarından dolayı güvenmediği için bu çağrılara kulak asmıyor.

Bakanlık ve Türk Tabipler Birliği (TTB) mümkün olduğunca çok sayıda kişiye aşı yapmaya çalıştığı esnada bazı tıp doktorlarının Covid-19 aşılarına karşıt yönde yaptığı açıklamaların ise kararsız kişileri etkileyebildiği belirtiliyor.

Haziran ayında İstanbul'da düzenlenen bir etkinlikte Covid-19 aşısı karşıtı mesajlar verilmiş ve bir doktor da konuşma yapmıştı. Aşılara dair iddiaları nedeniyle bu doktor hakkında İstanbul Tabip Odası soruşturma başlatmıştı.

Şu ana kadar hakkında disiplin süreci başlatılan 20'den fazla doktor bulunmakta ve soruşturma süreci halen devam ediyor.

Onur kurulları tarafından incelenen dosyalarda doktorların etik kuralları çiğnediğine karar verilirse yazılı ihtar, para cezası ya da 15 günden 6 aya kadar geçici meslekten men cezası çıkabiliyor.

Aşı pazarı küresel ölçekte şu anda 156 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Şimdi üçüncü, dördüncü dozlardan da bahsediliyor, bu 250-300 milyar dolarlık bir pazara dönüşümüş durumda. IMF, aşı programlarını uygulayan hükümetlere para yardımında bulunacağını vadederken, medya ve STK’larda aşı programını destekleyici yönde çalışmalar yapması için fonlanıyor.

Tüm dünyayı maddi gücüyle eline geçiren kapitalistler istedikleri haberi medyada yayınlatarak ya da hükümetlere istediği kararları çıkarttırarak halkı korku ve endişeye sevk edip, aşı olmaları hususunda baskı uyguluyor. Kapanmalar, her gün verilen Covid tablosu, aşılanma sayısı ve ima yollu tehditlerle insanların zihninde Koronavirüs korkusu taze tutulmaya devam ediliyor.

Küresel çapta etkili bir şekilde sürdürülen algı operasyonunda ülkelerin her konuda didişen iktidarları ve muhalefetleri bile ortak hareket edebiliyor. Önceden eleştirilen baskıcı rejimlerin aldığı kararlar artık pandemi ile olağan hale dönüştürüldü. İstenildiği zaman sokağa çıkabilen, istenildiği kadar konuşmasına izin verilen, alınan kararlara itiraz etmeden boyun eğen bir toplum hedefleniyor. Böylece dünyaya “bilim” ile diktatörlük taslayarak aldıkları kararları etik olarak niteleyen küresel şebeke, kapitalist nizamın daha rahat at koşturmasını sağlıyor.