
Recep Ayında Hilafetin Yıkılışı Hatırlanmalıdır
Hizb-ut tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 21 Şubat 2023 Salı günü gerçekleştirdiği “Gündem Değerlendirme” toplantısında, Hilafetin ilgasının Hicri 102. Yıldönümü hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda ayrıca Hizb-ut Tahrir’in küresel çapta gerçekleştirdiği 28 Recep faaliyetlerine ilişkin görsellere yer verildi.
Toplantıda konuşan Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Recep ayında İslam ümmetinin hayırla andığı birçok müjdenin gerçekleştiğini, özel de Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hüzün yılını, genelde tüm Müslümanların çektiği ıstırap dolu dönemi sona erdiren İsrâ ve Miraç hadisesinin Recep ayında yaşandığını, büyük İslam komutanı Selahaddin Eyyubi’nin Mescid-i Aksa’yı Recep ayında kurtardığını, sahabelerin Şam şehrini fethettiklerini ve Allah’ın lütfuyla daha bir sürü müjde ve başarının Recep ayında gerçekleştiğini söyledi.
Ancak Recep ayında hatırlanması gereken en önemli olayın Hilafetin yıkılışı olduğuna dikkat çeken Yıldırım şöyle konuştu: “Miladi 3 Mart 1924’e tekabül eden Hicri 28 Recep 1342’de sömürgeci kafirler ve yerli hainlerin eliyle Osmanlı Hilafet Devleti yıkıldı. Rasulullah’ın Medine kurduğu İslam Devleti 13 asır sonra hayat sahnesinden kaldırıldı. İslam şeriatı yönetimden kovularak, Batıdan ihdas edilen küfür kanunları Müslümanlar üzerinde tatbik edilmeye başladı. İzzet ve heybet yerini zillet ve zayıflığa bıraktı. Adalet ve huzurun yerini zulüm ve bozgunculuk aldı. Topraklarımız 50’den fazla parçaya bölünerek kafirlerin işgal ve sömürüsüne açık hale getirildi. Günah ve kötülük her yanımızı kapladı. Evet. Hilafetin ilga edilmesinin üzerinden tam 102 yıl geçti kıymetli Müslümanlar. İslam ümmeti bir asırdır başsız ve sahipsiz. Bir asırdır yüzümüz hiç gülmüyor. Bir asırdır Rabbimizin rızasından uzak yaşıyoruz. Oysa ki üç günden fazla halifesiz kalmamız caiz değildir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir halifeye biat etmeden yani bir halife var etmek için çalışmadan ölen kişinin cahiliye ölümüyle öleceğini söyledi. Bu nedenle sahabeler (Allah onlardan razı olsun) vefatından sonra başlarına bir halife seçmeden Rasulullah’ın cenazesini defnetmediler. İşte Hilafet böyle büyük bir farzdır. Siyasi olarak ise ümmetimizin ölüm kalım meselesidir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmaktadır: “İmam kalkandır ve ancak onun arkasında korunulur ve onun arkasında savaşılır.”
Konuşmasının devamında Türkiye ve Suriye’de meydana gelen depremlerin Müslümanlara yaşattığı mağduriyete değinen Muhammed Emin Yıldırım, Müslümanların enkaz kaldırma çalışmaları sırasında sergiledikleri tavırları hatırlatarak, Müslümanlar ile yöneticileri arasındaki farka dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bununla birlikte bu depremler Müslümanların kalplerinin derinliklerinde İslam’ın kökleşmiş olduğunu ortaya çıkardı. Kardeşlik ruhunun dipdiri olduğunu da gösterdi aynı zamanda. Gerçekten de tarihe geçecek, görenlerin hafızasından hiç çıkmayacak güzelliklere şahit olduk. İslam ümmetinin evlatları enkaz altından kardeşlerini kurtarırlarken, özellikle de doğum yaptıktan sonra annesi enkaz altında ölen bir bebeği kurtarırlarken... Enkaz altında Allah’ı tesbih etmek için elinde tesbih tutan kardeşimizi kurtarırlarken... Depremde yıkılan bir binanın enkazından dışarı çıkmadan önce başını örtmek için başörtüsü isteyen bir ablamızı kurtarırlarken... Kurtarma ekiplerinin enkaz altından çıkarmak için seslendiklerinde abdest alıp namaz kılmak üzere ilk önce su isteyen kardeşimizi kurtarırlarken... Enkaz altından çıkarılırken Bakara Suresi’ni okuyan kardeşimizi kurtarırlarken... İşte bütün bu olanlar sırasında Allahu Ekber diye tekbir sesleri yükseldi. İşte tüm güzel hasletler Müslümanlara aittir. Tek eksiği samimi bir siyasi liderlik olan Müslümanların ahvali böyledir.
Peki ya Müslümanların yöneticileri? Onlarla Müslümanlar arasında doğu ile batı kadar uzaklık vardır. Birçok mesele de şahit olduğumuz gibi ümmet bir vadide onlar başka bir vadideler. Bütün bu farklılık, Hilafetin kaldırılması büyük felaketinden bu yana 102. yılda meydana geldi! Daha sonra Hilafetin yıkılmasından yararlanan sömürgeci kâfirler, başka bir elim felaket daha eklediler. Yahudilere, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç yeri Mübarek Filistin toprağında bir devlet hediye ettiler ve hayatta kalma imkânı sağladılar. Yahudi varlığının ortadan kaldırılması sorununu müzakere sorununa dönüştürmek için ümmeti aldattılar. Yahudiler Müslümanları öldürünce sessiz kaldılar, Müslümanlar işgalci Yahudileri öldürünce onların ağzıyla konuşup kınadılar. Bu yöneticiler sadece Filistin’e ihanet etmedi… Diğer tertemiz İslam beldelerini de peşkeş çekerek kafirlerin insafına terk ettiler. Hindu müşrikler, Keşmir’i topraklarına ilhak ettiklerinde, Pakistan yöneticileri sessiz kaldı... Myanmar’da Rohingya Müslümanları boğazlanırken, Bangladeş yöneticileri görmezden geldiler... Çin, Doğu Türkistan’da katliamlar işlerken, İslam ülkelerindeki devletler, ölüm sessizliğine büründüler. Müslümanların yöneticilerinin ezikliğinden cesaret alan küstah kafirler bugün artık polis korumasında Kur’an’ı Kerim yakıyorlar.”
Müslümanların başına gelen tüm bu saldırı ve kötülüklerin Hilafetin olmayışından kaynaklandığını dile getiren Yıldırım, Hilafet tarihinde Müslümanların kafirlere nasıl cevap verdiklerine dair çarpıcı örnekler verdikten sonra Hizb-ut Tahrir’in bu nedenle hilafetin yıkılışını Müslümanlara hatırlattığını ve yeniden kurulması için küresel çapta çalışmalar yaptığını ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
Konuşmanın tamamını toplantı videomuzdan izleyebilirsiniz.
#YenidenHilafet

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








