
Konya’da Aynı Aileden 7 Kişi Vahşice Katledildi
Köklü Değişim Medya
Konya'nın Meram ilçesinde aynı aileden 7 kişi vahşice katledildikten sonra evleri de ateşe verildi. Diyarbakır’dan yıllar önce Konya’ya göç eden aile, 15 yıldır komşularının saldırılarına maruz kaldıklarını daha önce ifade etmişlerdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise yaptığı açıklamada saldırının etnik kökenle alakası olmadığını ve iki aile arasında uzun yıllardır devam eden bir husumet olduğu bilgisini kamuoyu ile paylaştı.
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, hayatını kaybeden kişilerin aynı aileden kendi müvekkilleri olduğunu ve Hasanköy Mahallesi'nde yaşanan olayda hayatını kaybeden Yaşar, Barış, Serpil, Serap, İpek, Metin ve Sibel Dedeoğlu'nun, Diyarbakır'dan yıllar önce göç ettiklerini belirtti.
Dedeoğlu ailesi, 12 Mayıs'ta çok sayıda kişinin taşlı sopalı saldırısına uğramış, aile bireylerinin bazıları ağır yaralanmıştı.

Aile olayın ardından basına yaptıkları açıklamalarda "Kürt oldukları için 15 yıldır komşularının ırkçı saldırılarına maruz kaldıklarını" söylemişlerdi.
“Bunun Kürt-Türk meselesiyle ilgili herhangi bir alakası yoktur. Yaklaşık 11 yıllık bir husumet. Etnik köken üzerinden yapılan değerlendirmelerin tamamı da istismara, provokasyona ve bu ülkenin birliğine yönelik bir anlayışın kendisidir" diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şöyle devam etti:
"Tüm ekiplerimiz bu konuda seferber olmuş durumdadır. İnanıyorum çok kısa süreç içinde yakalanacak, adalete teslim edilecek cezasını alacaktır. Bu ülkenin birliğinin ortadan kalkmasına yönelik her saldırı, bilinmelidir ki bizim birliğimizi ve beraberliğimizi çok daha artıracaktır."
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Bu cinayetin, bu vahşi katliamın ideolojik saiklerle işlendiği propagandası tam anlamıyla bir provokasyondur, yalandır. Cumhurbaşkanımız, bu elim olayın aydınlatılması için yapılan çalışmaları yakından takip etmektedir" açıklamasında bulunan Altun, olay hakkında çok yönlü soruşturmanın devam ettiğini belirtti.
Aile daha önce 12 Mayıs’ta saldırıya uğramış ve ardından 14 Mayıs'ta 10 kişi gözaltına alınmıştı. Tutuklanan 7 kişiden 5'i serbest bırakılmıştı.
Saldırganların aynı kişiler olup olmadığı güvenlik kamera kayıtlarının çözümlenmesinin ardından ortaya çıkacak.
Saldırıda hayatını kaybeden Barış Dedeoğlu, bir süre önce bir gazeteye verdiği röportajda, Kürt oldukları için komşularının taciz ve saldırılarına uğradıklarını iddia etmişti. Barış Dedeoğlu, “Kadir gecesi evde 4'ü kadın 7 kişiydik. Bir anda ne olduğunu anlamadığımız bir şekilde 5-6 kişi evimizin duvarından atlayarak bize taş, sopa, demir çubuk ve bıçaklarla saldırdı. Sonradan sayı giderek arttı. Bize saldırılanlar ‘Biz ülkücüyüz, sizi buradan kaldıracağız' dediler” diyerek önceki saldırıyı anlatmıştı.
Yeni bir saldırının olmasından endişe duyan aile, saldırganların tutuklanması için avukatlarının talepte bulunduğunu ve mahkemenin bu talebi reddettiğini öğrenmişti.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı (AKP) Naci Bostancı, sosyal medya hesabından yaşanan saldırıyı kınayan bir mesaj paylaştı.
Naci Bostancı'nın mesajında "Konya'daki vahşi katliamı nefretle kınamak için dahi dilde kelime bulamıyorum. Başımız sağ olsun. Katiller mutlaka hesap verecek, adalet yakalarına yapışacaktır" ifadeleri yer aldı.
Özgür-Der: “Irkçı Ve Milliyetçi Söylem Toplumu Cinnet Haline Sürüklüyor”
Özgür-Der Genel Merkezi yayınladığı basın açıklaması ile Konya’nın Meram ilçesinde meydana gelen ırkçı katliamı kınadı.
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan KAYA imzalı basın açıklamasının tam metni şöyle:
“IRKÇI, MİLLİYETÇİ NEFRET ve KIŞKIRTMA SÖYLEMİ TOPLUMU CİNNET HALİNE SÜRÜKLÜYOR!
Türkiye toplumunun akıl sağlığı yoğun bir tehditle karşı karşıya. Sanki doğal bir şekilde boy verdiği, toplumsal olayların gelişimine bağlı olarak ortaya çıktığı zannedilen ama hiç de doğal ve kendiliğinden gelişmediği bariz tepkiler, sistematik ve örgütlü kampanyalarla geniş kitleler sürekli biçimde gerilime sokulup, farklı kesimlere karşı kışkırtılıyor. Toplumsal sorunlar makul ve çözüm odaklı bir tarzda ele alınıp tartışılma yerine hedef alınan kesimler aleyhine bir düşmanlık ve kışkırtma unsuruna dönüştürülüyor. Sosyal medya aygıtının bir tezvirat ve tahrik merkezi fonksiyonu üstlenmesi ise adeta kontrol altına alınmaz bir yangın manzarası ortaya çıkarıyor.
Son günlerde göçmenler üzerinden dillendirilen söylemler bu hastalıklı ruh halinin bir cerahat gibi patlayıp ortalığa saçılmasına yol açtı. Ana muhalefet partisi liderinin başlattığı kampanya kısa bir süre içinde hiçbir insani, vicdani kaygının bulunmadığı; olgulara yönelik bir anlama çabasının ya da adalet eksenli bir yaklaşım tarzının zerresine bile rastlanmayan kapsamlı bir nefret söylemine dönüştü. Uzun bir müddettir iktidarın beka kavramı üzerinden beslediği milliyetçi atmosferin de katkısıyla geniş kitleler mantıklı değerlendirme yetisinden uzaklaşıp kâbuslar görmeye başladılar.
İşte göçmenleri hedef alan ve neredeyse tamamı asparagas haberlere, iftiralara dayanan karalama kampanyalarının beslediği kötülük zinciri ortadadır. Bu azgın kampanyalar nedeniyle yıllardır iç içe olduğumuz, ekmeğimizi, sevincimizi, derdimizi paylaştığımız muhacir kardeşlerimiz artık kendilerini rahat hissedememekte, sokakta, otobüste, işyerinde her an saldırıya uğrama endişesi duymaktadırlar.
Orman yangınlarını bile ideolojikleştirme tutumu meyvelerini vermiştir. Manavgat’ta yangını söndürme çalışmalarına destek vermek isterlerken sadece yabancı oldukları için şüphe duyulan ve ardından jandarmanın müdahalesine rağmen vahşice saldırıya uğrayan iki kardeşin yaşadıkları toplum adına utanç duymayı gerektiren bir görüntü olmuştur. Şüphesiz bu linç kültürü kendiliğinden gelişmemiştir.
Ve işte Konya’nın Meram İlçesinden gelen katliam haberi de aynı hastalıklı ruh halinin bu ülke insanını nasıl kirlettiğini, zalimleştirdiğini ve canavara dönüştürdüğünü somut biçimde gözler önüne sermiştir. Bir arazi anlaşmazlığı şeklinde başlayan tartışmanın Kürt düşmanlığına evrilmesi ve aynı aileden 7 kişinin vahşice katledilmesine yol açması herkesi düşündürmeli, derinden sarsmalı, “nereye bu gidiş” sorusunu sordurmalıdır.
Olguları değil korkuları esas alan, adil ve mantıklı düşünme yerine fanatizme saplanmış bu halet-i ruhiyenin toplumu nereye sürükleyeceği bellidir. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı gibi duyguların tahriki üzerinden toplumun akıl sağlığını sakatlamaya, insani, vicdani değerlerini yitirip ülke insanını canavara dönüştürmeye çabalayan”lar engellenmezse ve en temelde de milliyetçi hamaset terk edilip İslami ve insani değerler esas alınmazsa bu toplum her geçen gün biraz daha cinnet toplumu olmaya doğru sürüklenecektir.”

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








