"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Köklü Değişim Yazarı, "Hilafet ve Tevhid" Odaklı Kemalist Komployu Deşifre Etti
06 Ocak 2024Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Yazarı, "Hilafet ve Tevhid" Odaklı Kemalist Komployu Deşifre Etti

Köklü Değişim Yazarı Hakkı Eren, Kelime-i Tevhid Bayrağı ve Hilafet tartışmalarının, dönüp dolaşıp nasıl Hizb-ut Tahrir'e getirildiğini ve Kızıl Goncalar dizisi ile başlayıp, Riyad’daki Süper Kupa Finali ardından Galata Köprüsü’ndeki yürüyüş ile kemalistlerin seri halde tertiplediği gündemi deşifre etti.

Eren, “Meselenin Aslı” başlığıyla sosyal medya hesabından paylaştığı Hilafet tartışmalarına kadar gelen süreci özetlediği yazısını şu şekilde başlıyor:

“Kelime-i Tevhid Bayrağı ve Hilafet tartışmalarını, konunun dönüp dolaşıp nasıl Hizb-ut Tahrir'e geldiğini anlamak için gelin biraz daha geriye gidip sürece bakalım...

Birilerinin topluma verecekleri geçer akçeleri kalmayınca, âdetleri olduğu üzere seçim sath-ı mailine yine algı operasyonları ile girmek istediler.”

Daha sonra Eren, kronolojik olarak kemalist medyanın desteğiyle tertiplenen gündemi kronolojik olarak sıraladı:

“1- Önce Kızıl Goncalar dizisi ile Müslümanların sınır uçlarına dokundular. Dizi tamamen farklı bir senaryo içermesine rağmen bir iki sahneyi öne çıkararak İslâm düşmanlığını körüklediler.

2- Bütçe görüşmelerinde kürsüye parti programı ile çıkan Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'nun elindeki kitapçığın rengini "hilafet yeşili" diye niteleyen CHP'nin genel başkanı Özgür Özel değil miydi? Toplum olarak ilk defa duyduğumuz bu renk tanımlaması bir ipucu muydu acaba?

3- Daha sonra Suudi Amerika'da oynanamayan Süper Kupa maçında Ali Koç devreye girdi. Medyaya yalan ve kasıtlı haberler ile "İstiklal Marşı'nı çaldırmıyorlar", "Atatürk resmini stada sokmuyorlar" vb. gibi iddialar ile Atatürk yaygarası kopardılar. Ama işin öyle olmadığı tüm bunların bir yanıltmaca olduğu hemen ertesi gün ortaya çıktı. Ama ne fayda!

4- 24 Aralık'ta Ankara'da yapılan Büyük Gazze Yürüyüşü'nde Fatih Altaylı "şehitlerin anılmadığını" iddia ederek mitinge katılan Müslümanlara hakaretlerde bulundu. Aynı zevat hep bir ağızdan buna eşlik ederek operasyona devam etti.

5- 1 Ocak sabahı Galata Köprüsünde yapılan ve iki yüz elli bin insanın katıldığı büyük mitingi hazmedemediler. Belli bir süredir ektikleri nefret tohumlarının meyvesini ise sırf elinde yeşil bir bayrak var diye İsmail Aydemir isimli vatandaşın kanı ile aldılar. Suçluyu yerecekleri yerde şiddeti savundular. Üzerinde "La ilahe illallah Muhammedur Rasulullah" yazan yeşil Kelime-i Tevhid bayrağını Hilafet bayrağı yaptılar. Zira çok kötü toslamışlardı ve bu durumdan hızlıca sıyrılmaları gerekiyordu.

6- Bu nedenle 17 Aralık'ta Köklü Değişim tarafından Saraçhane'de düzenlenen büyük yürüyüş ile 1 Ocak'ta Galata Köprüsünde yapılan mitingi KASITLI olarak karıştırdılar. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali üste çıkmaya çalıştılar.

7- Ancak bu yalanları da yatsıya kadar sürünce işi Hilafet sloganlarına, Hizb-ut Tahrir'e ve anayasal düzen elden gidiyor tevziratına götürdüler. Gazze mezalimin başladığı günden bugüne 101 basın açıklaması, 103 konferans, 4 büyük yürüyüş, 48 şehir merkezinde stant çalışması yaparak yüzbinlerce broşür dağıtan, STK temsilcileri ve kanaat önderleri ile söyleşiler düzenleyen, kısacası Gazze ile dertlenen bizleri Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen "terör" iftirası ile karalamaya çalıştılar.

8- Hemen aynı gün milletvekili seçilen Can Atalay ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasını adalet olarak savunanlar, aynı Anayasa Mahkemesinin Hizb-ut Tahrir ile ilgili resmi gazete yayınlanan genel kurul kararı ile birlikte verdiği 18 farklı kararı görmezden geldiler.

Şimdi süreç bu kadar açık ve seçik iken, birileri alenen toplumu algı operasyonları ile manipüle etmeye çalışırken, 65 yıldır bu kadim İslâm toprağında Kelime-i Tevhid bayrağı taşıyan ve hiçbir şekilde şiddete başvurmadan düşüncesini ortaya koyan, Müslümanların ve insanlığın kangren haline gelmiş sorunlarını Allah'ın hükümlerini uygulayarak Hilafet’in çözeceğini söyleyenler mi suçlu?

Yoksa Müslümanların değerlerini görmezden gelen, onlara yabancı ve âdeta ‘öcü’ gibi görerek yalan, iftira ve algı operasyonları ile topluma kin ve nefret tohumları ekenler mi?

Şimdi adil şahitlik gereği hakkı ve hakikati savunmayacak mısınız?”