"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

İkinci Papaz Brunson Vakası: AB, Kavala İçin Türkiye’ye İhlal Süreci Başlatıyor
03 Aralık 2021Köklü Değişim Medya

İkinci Papaz Brunson Vakası: AB, Kavala İçin Türkiye’ye İhlal Süreci Başlatıyor

Köklü Değişim Medya

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararı uyarınca Gezi olaylarından sorumlu tutulan Osman Kavala’yı tahliye etmediği için Türkiye’ye ihlal süreci başlatılmasını istedi. Kamuoyunda süreç Papaz Brunson davasına benzetiliyor. Dışişleri Bakanlığı kararın siyasi olduğunu ifade ederek girişime tepki gösterdi.

Bakanlar Komitesi adına büyükelçiler seviyesinde toplanan ve AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekten sorumlu delegeler komitesinin üç gün boyunca yaptığı toplantılar sona erdi.

Komite yaptığı oylamayla Türkiye’ye yönelik ihlal sürecinin başlatılmasını talep etti. Oylamada ihlal sürecinin başlatılabilmesi için üye ülkelerin üçte ikisinin oyu gerekiyordu. 47 üyeli Avrupa Konseyi’nde bu sürecin başlatılması için gerekli 32’den fazla üye Ankara aleyhine el kaldırdı.

Resmi kararın bugün açıklanması bekleniyor. Türkiye ile ilgili ihlal süreci başlatılması kararıyla birlikte bununla ilgili resmi bir bildirim Türkiye’ye gönderilecek ve Ankara’dan belirli bir süre içinde yanıt vermesi talep edilecek.

İkinci Aşama AİHM

İkinci aşamada ise Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca Türkiye'yi toplu bir şekilde AİHM'ye şikayet etmek için ayrı bir karar alacak. Bu yönde alınacak kararda da üyelerin üçte ikisinin oyu gerekiyor.

AİHM'nin ihlal yapıldığı yönünde görüş bildirmesi durumunda da Komite, Türkiye'ye karşı alınacak önlemleri değerlendirerek. Bu önlemler arasında Türkiye'nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması bulunuyor.

Türkiye, Turgut Özal’ın Başbakanlık döneminde 28 Ocak 1987 tarihinde Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’na bireysel başvuru hakkını, 22 Ocak 1990’da ise Avrupa İnsan Hakları Divanı’nın zorunlu yargı yetkisini tanımıştı.

Kavala’nın yargılama sürecinin Papaz Brunson davasına evrildiği ve sonunda Kavala’nın serbest bırakılacağı kamuoyunda konuşuluyor. Brunson davasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu fakir bu koltukta oturduğu sürece o teröristi alamazsın” demiş yaklaşık iki ay sonra Papaz Brunson serbest bırakılmıştı. Trump, Brunson’ın serbest bırakılmasını ABD’deki seçimlerde bir malzeme olarak kullanmış ve “Ben göreve gelmeden önce içerdeydi. Ben 'Onu çıkarın' dedim, 'Onu bıraksanız iyi olur' dedim, ve seni bıraktılar. Bu bir mucize" diyerek Ankara’yı aşağılayan bir konuşma yapmıştı.

Dışişleri, İhlal sürecini başlatan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne Tepki Gösterdi

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Osman Kavala davasıyla ilgili Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlatmasıyla ilgili "Avrupa Konseyi'ni bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya davet ediyoruz" açıklamasında bulundu.

Konseyin kurucu üyesi olan Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının bilincinde olduğu vurgulanan açıklamada, Türkiye tarafından bu yıl içinde 128, bugüne kadar ise 3 bin 674 AİHM kararının uygulandığı belirtildi.

AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesinin gündeminde halen çok sayıda kararın bulunduğuna dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Kavala kararından daha eski olan ve başka ülkeler hakkında ve konularda da uygulanmayan kararlar varken, özellikle Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemindeki mevcut mekanizmaların hukuki ve adil bir anlayışa göre değil de, siyasi mülahazalar üzerinden belirli ülkeler aleyhinde işletilmesi her şeyden önce Avrupa Konseyinin kendi itibarını zedelemektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, insan hakları sisteminin etkinliğini sürdürmek istiyorsa tarafgir ve seçici tutumunu bırakıp, AİHM kararlarının uygulanmasını tüm üye ülkeler yönünden tarafsız bir yaklaşımla ele almalıdır."

Büyükelçiler Krizi

ABD önderliğinde 10 ülkenin büyükelçisi (Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda) Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması için çağrıda bulunmuştu. Büyükelçiler, Osman Kavala’nın serbest bırakılması için çağrıda bulunarak, alenen Türkiye’yi aşağılayıp, tıpkı Papaz Brunson davasında olduğu bir müstemlekeye emreden vali edasında direktif gönderdiler. Türkiye’ye ne yapıp, yapamayacağını emreden büyükelçiler sınır dışı edilmeyip, Bakanlığa çağrılarak uyarılmıştı.

Yapılan ortak açıklamada, “Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti. Davanın, farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davaların yaratılması yoluyla sürekli geciktirilmesi, Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelemektedir” ifadelerine yer verilmişti.

Daha sonra büyükelçiler, "Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesine bağlıyız" (Yabancı misyonların bulundukları devletin içişlerine karışmamasını düzenliyor) açıklamasında bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu açıklamayı, “Ülkemize dönük bühtandan geri dönüldü” diyerek bir geri adım olarak yorumlamıştı.

Hollanda ise bunun geri adım olmadığını sadece yapılan açıklamanın Viyana Sözleşmesi’ne uygun olduğunu belirtmişti.