
Trump'tan, Son Önerinin Ardından Tehdit: “İran'dan 'Geriye Bir Şey Kalmayacak”
İran ile tırmanan gerilim nedeniyle bölgede yeni bir çatışma riski artarken Trump, İran'ın ABD ile nükleer bir anlaşmaya vararak düşmanlığı kalıcı olarak bitirmesi için zamanın daraldığını belirtip, tehditlerini yineledi.
Çin ziyaretinde istediğini alamadığı ileri sürülen Trump, Pazar gecesi Truth Social'daki paylaşımda, Washington'un taleplerini hızla kabul etmemesi ve kalıcı bir ateşkesi güvence altına alacak bir anlaşmaya girmemesi halinde, "İran için Zaman Daralıyor ve bir an önce harekete geçseler iyi olur, yoksa onlardan geriye hiçbir şey kalmayacak" tehdidinde bulundu.
ABD’nin 5 maddelik son önerisinde şu detaylar yer alıyor:
-
ABD tarafından tazminat adı altında herhangi bir ödemenin reddedilmesi.
-
İran'dan 400 kg uranyumun çıkarılması ve ABD'ye teslim edilmesi.
-
İran'ın nükleer tesislerinden sadece birinin faaliyetine devam etmesi.
-
Dondurulmuş İran varlıklarının yüzde 25'inin bile serbest bırakılmasının reddedilmesi.
-
Çatışmaların sona ermesinin, müzakerelerin tamamlanmasına bağlı olması.
Sömürgeci ABD ve işgalci ‘İsrail’ güçlerinin 28 Şubat'ta İran'a yönelik kapsamlı ve hukuksuz saldırılar başlatmasından bu yana Tahran ile kriz yaşayan Washington, Orta Doğu'yu sarsan ve küresel enerji fiyatlarını tırmandıran bu savaşı sonlandırma konusunda ilerleme kaydetmekte zorlanıyor ve müttefiklerinden istediği askeri yardımı alamıyor.
Barış zamanında küresel petrol ihracatının beşte birine ev sahipliği yapan kritik Hürmüz Boğazı savaş nedeniyle fiilen ablukaya alınırken, dünya ekonomisini ekonomik bir krize doğru sürüklüyor.
Tahran, İran ve Lübnan’da ateşkes ve saldırıların başlamayacağına dair garanti isterken, işgalci ‘İsrail’ hem Lübnan hem Gazze’de ateşkese rağmen şehirleri yerle bir etmeye ve katliamlara devam ediyor. Pazar günü İran medyası, ABD'nin İran'ın savaşı sona erdirmek için önerdiği müzakere gündemine verdiği son yanıtta yeterince somut taviz vermediğini bildirerek memnuniyetsizliği ortaya koydu.
Nükleer Çalışmalar En Büyük Anlaşmazlık Maddesi
İran'ın nükleer programı iki taraf arasındaki en büyük anlaşmazlık maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Trump İran'dan nükleer programı tamamen ortadan kaldırma taahhüdü isterken, Tahran ise sivil kullanım için altyapısının bir kısmını korumak istiyor. ABD'nin son teklifi, İran medyasında biraz yumuşamış olarak yorumlandı.
Trump, İran'ın elinde bulunan ve teorik olarak Orta Doğu ülkesine, sadece kısa bir teknik adım olan yüzde 90'a kadar zenginleştirilmesi halinde 10 ila 12 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar bölünebilir malzeme sağlayan, yüzde 60'a varan saflıkta yaklaşık 440 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmesini talep ediyor.
Fars haber ajansı, Washington'ın son önerisinin İran'ın sadece bir nükleer tesisi çalışır durumda tutması ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ABD'ye devretmesi talebini içeren beş maddelik bir liste sunduğunu duyurmuştu.
Körfez’de Saldırılar Sürüyor
ABD'nin, İran’a karşı Körfez'deki müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri, bölgede gerilim tırmanırken pazar günü İran'ın yeni saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. BAE ve Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Umman gibi diğer Körfez Arap ülkeleri, ABD-‘İsrail’ saldırılarına karşılık misilleme saldırıları olduğunu belirttiği saldırılarda İran tarafından hedef alındı.
Pazar günü BAE'nin tek nükleer enerji santralinde, İran'a ait insansız hava araçları tesisi vurdu. Yetkililere göre herhangi bir yaralanma ya da radyolojik salınım bildirilmedi.
BAE Savunma Bakanlığı, Suudi Arabistan'la olan batı sınırındaki tesisin yakınında üç insansız hava aracı tespit edildiğini, bunlardan birinin tesisi vurduğunu, diğer ikisinin ise engellendiğini doğruladı.
Bakanlık insansız hava araçlarını kimin fırlattığının araştırıldığını belirtirken, daha önce İran'ı İHA ve füze saldırıları düzenlemekle suçlamıştı. İran ve Irak'taki müttefiki Şii milisler, savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana Körfez Arap ülkelerini hedef alan İHA saldırıları düzenliyor.
20 milyar dolarlık (17,2 milyar euro) Barakah Nükleer Santrali, BAE tarafından Güney Kore'nin yardımıyla inşa edildi ve 2020 yılında faaliyete geçti. Arap dünyasındaki tek nükleer enerji santrali olan santral, Dubai'ye ev sahipliği yapan ve yedi şeyhlikten oluşan bir federasyon olan BAE'nin enerji ihtiyacının dörtte birini karşılama kapasitesine sahip.
ABD askeri üslerini barındıran ve MOSSAD’ın da İran’a karşı saldırılar yürüttüğü bir üs konumundaki BAE başkanının diplomatik danışmanı Anwar Gargash sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Saldırı ister asıl aktör tarafından isterse vekillerinden biri aracılığıyla gerçekleştirilsin, tehlikeli bir tırmanışa işaret ediyor" dedi.
Netanyahu’nun BAE’yi Ziyaret Ettiği Açıklandı
Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun İran ile savaşın ilk günlerinde BAE’ye gittiğini doğruladı. Kanal 12, Abu Dabi yönetiminin bu tür görüşmelerin ayrıntılarının gizli tutulmasını açık şekilde talep ettiğini, ancak ziyaretin kamuoyuna açıklanmasının iki taraf arasında diplomatik gerilime yol açtığını belirtti.
İran: “ABD, Pakistan Aracılığıyla Düzeltme Notları Gönderiyor”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî, haftalık basın toplantısında, “ABD’nin İran’ın teklifini reddettiği yönündeki açıklamalarına rağmen, düzeltme notlarını Pakistan’dan aldık” detayını paylaştı.
Bekaî, yaptığı açıklamada, “14 maddelik planı sunduktan sonra Amerikan tarafı kendi değerlendirmelerini iletti. Biz de karşılıklı olarak görüşlerimizi aktardık. Geçen hafta Amerikan tarafı kamuoyu önünde bu planın reddedildiğini açıklamasına rağmen, Pakistanlı arabulucu aracılığıyla onların düzeltme ve değerlendirme notlarını aldık” ifadelerine yer verdi.
Benzer Haberler

Erdoğan’dan İran Savaşı Eleştirisi: Asıl Fail ABD’yi Zikretmedi

Trump: "İran Asla Nükleer Silaha Sahip Olamaz"

Hizb-ut Tahrir’den Lübnan Analizi: "Müzakere Masasındaki İhanet ve Teslimiyet Şartları"

Fidan Katar’da Konuştu: “Hürmüz, Silah Olarak Kullanılmamalı”

Enflasyon Yükselirken İktidar Hayal Satıyor


Yine Sumud Filosu'na Saldırı, Yine Somut Adım Yok

Arakçi: “Diplomasiye de Savaşa da Hazırız”





