
“İdlib’te Neler Oluyor?” Paneli Gerçekleştirildi
İdlib’te 2019 yılından beri kontrolü elinde tutan Heyet-i Tahrir Şam’ın özelde Hizb-ut Tahrir’e genelde Müslüman halka yönelik tutuklama ve zulümleri İstanbul’da konuşuldu.
Köklü Değişim olarak Üsküdar ofisimizde “İdlib’te Neler Oluyor?” başlıklı panel gerçekleştirdik.
Osman Yıldız’ın moderatörlüğünü yaptığı Köklü Değişim yazarlarından Muhammed Emin Yıldırım ve Haluk Özdoğan’ın konuşmacı olarak katıldığı panelimizde, Amerika’nın Suriye üzerindeki hakim pozisyonu başta olmak üzere küresel ve bölgesel aktörlerin siyasetlerini, Hizb-ut Tahrir’in Suriye devriminin başarıya ulaşması için yaptığı çalışmaları ve gelinen noktada İdlib’e sıkıştırılarak HTŞ’ye teslim edilen Suriye devriminin durumunu ve HTŞ’nin rejimle normalleşmeye karşı olan Müslümanlara yönelik zulümleri etraflı bir şekilde masaya yatırıldı.

Panelde ilk olarak Haluk Özdoğan söz aldı ve Suriye’deki mücadelenin taraflarının kimler olduğunu bilmeden, Suriye’deki gelişmelerin doğru okunamayacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “Suriye’deki mücadele sömürgeci devletler ve yandaşları arasında yaşanan bir mücadele değildir. Bilakis, Suriye sahasında Beşşar’la nüfuzunu sürdürmek isteyen ABD ve bağlıları ile Suriye halkının muhlis olanları arasındaki bir mücadeledir.”
Özdoğan konuşmasının devamında Amerika’nın bölgedeki kuklalarına rolleri paylaştırıp vekalet savaşını nasıl koordine ettiğini ve Suriye devrimini boğmak üzere nasıl hareket ettiğine ilişkin net bir fotoğraf ortaya koydu. Ayrıca Suriye’deki mücadelenin ateşkesler, gruplara akıtılan kirli paralar üzerinden İdlib’e sıkıştırılması sürecinde Hizb-ut Tahrir’in, Suriye Devrimini bitirmeye yönelik kirli oyunları başından beri bir bir ifşa ettiğini, sahada mücadele eden gruplara sürekli nasihatlerde bulunup tehlikelere karşı uyardığını, devrimin İslami esaslara bağlı kalması yönündeki çabalarına değindi.
Haluk Özdoğan’ın ardından Muhammed Emin Yıldırım HTŞ’nin (Heyet-i Tahrir Şam) İdlib’teki zulümleriyle ilgili sunumunu gerçekleştirdi.
Konuşmasına Muhammed Cevlani liderliğindeki HTŞ’nin Nusret Cephesinden önce Şam’ın Fethi Cephesi’ne sonra da HTŞ’ye nasıl dönüştüğünü anlatarak başlayan Yıldırım, gelinen noktada Suriye’deki silahlı grupların siyasi, askeri ve ekonomik olarak Türkiye angaje olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “HTŞ’nin İdlib’te cephelerin açılmasını isteyen İdlib halkına ve Hizb-ut Tahrir’li Müslümanlara yönelik zulümleri Türkiye’nin Suriye rejimi ile normalleşme girişimleri ve Esad’ın Arap Birliğine geri döndürülerek meşruiyet kazandırılma çabasından bağımsız değildir. Tüm bunlar ise Amerika’nın 2015 yılında BM’ye kabul ettirdiği 2254 sayılı kararını uygulayarak Suriye halkını çözüm adı altından yeniden rejime boyun eğdirmek içindir.”
Konuşmasının sonunda HTŞ mensuplarının ya Şam tiranına boyun eğmek, ya da şiddet yoluyla rejimin kovuşturmasına maruz kalmak arasında iki seçenekten biriyle yüzleşeceğinin altını çizen Yıldırım, “Hizb-ut Tahrir, 1950’li yılların başlarından itibaren Suriye’de Hilafeti yeniden ikamet etmek için çalışmaktadır. Geçen bu süre zarfında muhaberat binlerce gencini tutuklayıp işkence etmiş ve uzun hapis cezaları vermiştir. Suriye’nin gerçek devrimcileri bu hakikati çok iyi bilmekte, Hizb-ut Tahrirli gençleri çok iyi tanımaktadır. Şimdi Esad’dan sonra zulüm sırası Cevlani’ye gelmiş görünüyor. Lakin Cevlani bilmelidir ki Hizb-ut Tahrirli gençler tehditlere boyun eğmez! Hak sözü gizlemez! Zalim otoritelere asla boyun eğmez” ifadelerini kullandı.
Dinleyicilerin sorduğu soruların cevaplanmasından sonra panel sona erdi.
Benzer Haberler

Suriye’de 3 Yıldır Tutuklu Bulunan Hizb-ut Tahrir Üyeleri Serbest Bırakıldı

Şanlıurfa Kitap Fuarı’nda “Ümmetin Fikrî ve Siyasî Hayatına Yönelik İşgal” Konuşuldu

İstanbul’da "Kürt Meselesinin Dünü ve Bugünü" Konuşuldu

Suriye’de Kabine Oluşturuluyor: Dışişleri Bakanı Atandı

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi

Trump’tan, İran’a Hürmüz Tehdidi




