Hizb-ut Tahrir, Çin’in Arap-Körfez Zirveleri İle Neyi Hedeflediğine Işık Tuttu
Hizb-ut Tahrir, 08 Aralık 2022 tarihinde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in katılımıyla Riyad’da düzenlenen ve çok sayıda Arap liderin iştirak ettiği Körfez İş birliği Konseyi ülkeleri liderlerinin 43. Zirvesi, Körfez-Çin Zirvesi ve Arap-Çin Zirvesi’nin amaçlarını ve Amerika’nın bu toplantılara karşı tutumunu ve konumunu içine alan bir siyasi analiz yayımladı.
Siyasi analizin başlarında, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in, Suudi Arabistan Kralı Selman ve Veliaht Prens Muhammed b. Selman ile görüştüğüne ve iki ülke, enerji ve altyapı alanlarında 30 milyar dolarlık anlaşmalar da dâhil olmak üzere kapsamlı bir ekonomik ortaklık anlaşması imzalandığına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmaların ise, “Kuşak ve Yol” stratejisi çerçevesinde Çin’in projeleri ile İbn Selman’ın üst başlığı “eğlence” olan 2030 Vizyonu arasında uyum sağlama girişimi olduğuna değiniliyor.
Çin tarafının büyük önem atfettiği zirvelerin sonuç bildirgesinde, mevcut uluslararası düzene ve devletlerin egemenliğine saygı duyulması, güç kullanılmaması, iyi komşuluk ilkesi, Filistin davasının merkeziliği ve nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşmasının desteklenmesi gibi genel konular dile getirildi. Ayrıca Çin, Körfez Ülkeleri-Çin zirvesinin sonuç bildirgesinde İran’ı eleştirerek komşularına saygı duyması çağrısında bulundu. Bunun üzerine Tahran’daki Çin büyükelçisi, Çin’in bu tutumunu protesto etmek amacıyla İran Dışişleri Bakanlığına çağrıldığı hatırlatıldı.
ABD’nin yeni stratejisinin, Çin’i dünyadaki ABD hegemonyası için en büyük tehdit olarak sınıflandırmak olduğuna işaret edilerek, Washington için Jinping’in ziyaretinin ve zirve dolayısıyla imzalanan anlaşmaların sürpriz olmadığı vurgulanıyor.
Analizin ilerleyen bölümlerinde, Çin’in zirvedeki açıklamalarının Amerika’nın çağırdıkları şeylere paralel bir çağrı olduğu ve Amerika’nın uluslararası düzenine karşı çıkmadığını göstermeye çalıştığı ifade ediliyor. Zirvenin sonuç bildirgesinde, ‘devletlerin egemenliğine saygı duyulması, güç kullanmaktan veya kullanma tehdidinden kaçınılması ve iyi komşuluk ilkesine saygı gösterilmesi’ vurgusunun Rusya-Ukrayna savaşına bir gönderme olduğu ve Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore’nin dile getirdiği “yeni bir uluslararası kamp” kurulması söyleminin, hayal ve gerçekliği olmadığına işaret ediliyor.
Bölge yönetimlerinin Amerika ve İngiltere’ye güçlü bağlılıklarının olduğunu bilen Çin’in bu ziyaret ile Arap bölgesinde siyasi sadakat yaratmayı ne arzuladığına ne de planladığına dikkat çekilirken, bu zirvelerin ülkeler arasındaki açık ekonomik ilişkiler türünden sayıldığı ve sadece ekonomik olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Siyasi analizin ilerleyen bölümlerinde Amerika ve Avrupa’nın Çin’e karşı aldığı tavır ve Rusya’nın Ukrayna’da düştüğü açmazın Çin’i ürküttüğüne ve geri adım atıp, Rusya’ya desteği sonlandırıp, ticaret ortağı Batı’nın suyuna gittiğine ve Arap ülkeleri ile yapılan anlaşmalarla da alternatif pazar arayışında olduğu ifade ediliyor.
Hizb-ut Tahirir’in yayımladığı analizin son bölümünde ise Arap ülkeleri açısından bu zirvelerin ekonomik boyutuna, ABD ve Çin’in bundan sonra nasıl konumlanacağına, Müslümanlara ihanet eden liderlerin durumuna detaylı bir şekilde değiniliyor.
Analizin devamını okumak için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz…

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi







