
Gazze’nin Geleceğini Amerika’ya Sormayacağız!
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 06 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirdiği Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda, Aksa Tufanı Harekatı’nın 3. yıl dönümü münasebetiyle özel gündem maddesi olarak Gazze ele alındı.
Toplantıda konuşan Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar; Gazze’nin dünya gündemindeki yerinin her geçen gün azaldığı bir dönemde, devam eden katliam, yıkım, ölüm, açlık ve ablukaya rağmen konuşulmayan Gazze’yi asla unutmamak gerektiğini söyledi.
Konuşmasında Aksa Tufanı öncesi bölgenin içinde bulunduğu konjonktürü ve İslam beldelerindeki rejimlerin Yahudi varlığı ile sıklaşan normalleşme görüşmelerini hatırlatan Kar, şöyle devam etti:
“Başkanlığının ilk döneminde Trump’ın startını verdiği Abraham Anlaşmaları, bölgedeki rejimleri ve yönetimleri heyecanlandırmıştı. Yahudi varlığının işgalciliği, gerçekleştirdiği katliam ve cinayetler, soykırım ve ölümler unutulmuştu. Mavi Marmara unutulmuştu, şehitler unutulmuştu, her taraftan kuşatılan ve yalnızlığa terk edilen Gazze unutulmuştu. Öyle ki Yahudi varlığının sözde Cumhurbaşkanı Herzog, Ankara’da üst düzey özel bir protokol ve şaşalı bir törenle karşılanmıştı. Sonra beklemedikleri, hiç ummadıkları bir tufan koptu geldi. Aksa Tufanı, işgal varlığı ‘İsrail’ balonunu patlatmakla kalmadı, aynı zamanda bölgedeki rejimlerin planlarını da bozdu. Körfez emirlerinin ve bölgedeki bütün yöneticilerin heveslerini kursağında bıraktı.”
Mücahitlerin Yahudi varlığını aciz bırakmasının Amerika ve Avrupa’yı çok öfkelendirdiğini ve hemen yardıma koştuklarını söyleyen Kar; buna karşı 57 İslam ülkesi yönetiminin Gazze’yi sahipsiz bıraktığına dikkat çekerek yüz karası bir tutum sergilediklerini belirti.
79 yıldır Filistin’de, son 3 yıldır Gazze’de yaşanan bunca vahşet ve aşağılanmadan sonra doğru adımları belirleme konusunda Müslümanlara büyük sorumluluklar düştüğünü söyleyen Kar, şu ifadeleri kullandı:
“Siyasete İslami bir nazar ile bakan partiler, âlimler, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, düşünürler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri... Hepsine önemli sorumluluklar düşüyor. Öncelikle zihinlerdeki işgalden kurtulmalıyız. 79 yıldır Müslümanların zihnine işlenmeye çalışılan bir yalan ve saptırma var. Mescid-i Aksa ve Filistin topraklarının üç dinin kutsalı olduğunu söylüyorlar ve buradan da işgalci varlığa meşruiyet atfediyorlar. Bu yalanı dillendirenlerin Kudüs davası diye bir davası olamaz. Bu kirli ve sinsi argümana karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız. Gazze ve Filistin meselesini insani ve vicdani bir mesele olarak dillendirmeye çalışmak, bilerek ya da bilmeyerek bu yalanı besliyor; bunu da unutmamalıyız. Dolayısıyla Filistin üç dinin kutsalı değildir; bu topraklar sadece İslam’ın kutsalıdır ve burada hak sahibi olanlar sadece Müslümanlardır. Bu hususun böyle bilinmesi ve böyle inanılması gerekir.”
"Filistin, Amerika ve iş birlikçilerinin diline doladığı ’67 sınırlarından’ ibaret değildir"
Mahmut Kar, aşamalı bir şekilde sinsi üsluplarla Filistin meselesinin zaman içerisinde önce Gazze’ye, sonra da Gazze’nin bir parçasına indirgendiğini; bundan cesaret alan gasıp Yahudi varlığının ise işgal ve saldırganlığını Suriye ve Lübnan’a kadar genişlettiğini vurguladı:
“Bakın, artık elimizden alınmış diğer toprakları konuşmuyoruz bile… Sadece Gazze’yi, hatta Gazze’nin bir parçasını konuşuyoruz, farkında mısınız? Hâlbuki Filistin sadece Gazze’den ibaret değildir; Filistin sadece Batı Şeria’dan ibaret değildir; Filistin, Amerika ve iş birlikçilerinin diline doladığı ’67 sınırlarından’ ibaret değildir. İki devletli çözümü diline dolayanlar, bunu bir kazanım gibi bize sunanlar Amerika’nın ağzına bakıyor olabilirler; ama biz Amerika ve Birleşmiş Milletler’e bakmıyoruz. Onlar; silahı, askeri ve ekonomisi olmayan, yetkisi ve gücü olmayan bir Filistin devletine razı olabilirler. Bu devletin sınırlarını Amerika’nın çizmesine razı olabilirler; ama biz Filistin topraklarında payımıza düşen yerin neresi olduğunu BM’ye, ABD’ye ve Trump’a sormayacağız. Çünkü Filistin’in tamamı bizimdir.”
Konuşmasının sonunda fiili işgalin yanında baş gösteren kültürel işgale de dikkat çeken Kar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kadar tehlike kapımızdayken sessiz kalınmaz, susulmaz, hakkın üstü örtülmez, ihanetin ifşası ertelenmez. Trump’ın Gazze planını hayata geçirmesi beklenmez. Başımızdaki yöneticilerin altına imza attıkları bu planda Gazze halkı için bir garanti var mı? Evlerin yıkılmayacağına, çocukların ölmeyeceğine dair bir garanti var mı? Yardımların içeri gireceğine dair bir garanti var mı? Gazze halkının sürgün ve tecride maruz kalmayacağına dair bir garanti var mı? Yahudilerin ateşkesi ihlal etmeyeceğine dair bir garanti var mı? Bir garanti yok; çünkü Gazze ve Filistin lehine bir garantör yok. Trump’ın Gazze planının peşinden gitmek, Filistin davasını tamamen bitirmek, cihadı ve direnişi tamamen yok etmektir. Bu savaş hak ile batılın, İslam ile küfrün savaşıdır. Kıyamet kopmadan bu savaş bitmeyecektir. Hakkın tarafında yer alan bizler, Yahudilerin ve küfrün bu saldırganlığına karşılık verecek siyasi iradeyi var etmeliyiz. Bu irade İslami devlettir, bu siyasi irade Raşidi Hilafet'tir. Müslümanlar bugün bu devleti kurmak için çalışmalıdırlar.”
#7Ekim









