
Duanın Kabul Edilmesi İçin Önce Haramlardan Uzaklaşmak Gerekir
Köklü Değişim Medya
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 15 Aralık 2020 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda Diyanet’in Cuma namazı sonrası yaptırdığı “yağmur duası” ele alındı.
Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım’ın konuştuğu değerlendirme toplantısında duanın önemine ve duanın kabul olması için yapılması gerekenlere değinildi.
Muhammed Emin Yıldırım yaptığı açıklamada, Allah Rasulu SallAlahu Aleyhi ve Sellem’in "Dua, müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur" hadisi şerifini hatırlatarak duanın insanın acizliğin bir itirafı olduğunu söyledi.
Diyanetin yağmur duası için okuttuğu hutbede geçen “Devletimizi ve milletimizi dahili ve harici düşmanlardan muhafaza eyle” ifadelerine atıf yapan Yıldırım, devletin laiklik esası üzerine kurulu olduğunu, laikliğin ise din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, Allah’ı dünya hayatına hükmetmede (hâşâ) aciz kabul etmek anlamına geldiğine dikkat çekerek hem Allah’a, hem de Allah’ın yasakladığı her türlü günahı umuma yayan laik devlete dua eden Diyanet’in içine düştüğü çelişkiyi eleştirdi.
Böylesi bir durum “müslümanların samimiyetle icabet ettiği yağmur duasını fesada uğratmak değil de nedir?” diye soran Yıldırım, “Bakınız Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem dua hususunda ne ders veriyor: “… Allah’ın Resulü, saçı başı dağınık, toz toprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp ‘Ey Rabbim’ diye dua eden bir yolcuyu anlatarak şöyle buyurdu: ‘Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve netice itibariyle haramla beslenmektedir. Peki, böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir?” Bu hadisi şeriften de anlaşılacağı gibi duanın kabul edilmesi için ilk önce haramlardan uzaklaşmak gerekir.” ifadelerini kullandı.
DEĞİŞİM TV’DE TÜRKİYE’NİN YARGI SORUNU KONUŞULDU
Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım konuşmasında ayrıca Değişim TV’de ‘Gündem Özel’ programında yayınlanıp tartışılan “Türkiye’nin Yargı Sorunu Reformlar İle Çözülür mü” sorusu hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Yıldırım şunları söyledi**: “Yasaları ve kanunları yamalı bohçaya dönmüş Türkiye yargısı Hizb-ut Tahrir üyelerini kendi hukukunu çiğneyerek “Düşman ceza hukukuna” göre cezalandırıyor.** Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen hukuku çiğniyor, zulümden vazgeçmiyor ve adaletsizlik yapıyor. Bizde susmayacağız, bu sistemin, yargısının bozukluğunu söyleyeceğiz ve adaletsizliğini haykıracağız… Ta ki, hak yerini buluncaya kadar! Ta ki zalimler zulümle abad olunmayacağını görünceye kadar…”
AZERBAYCAN’IN ZAFER KUTLAMALARI
Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, diğer bir gündem konusu olarak Azerbaycan’ın zafer kutlamaları hakkında konuştu.
“Ümmet olarak zaferlere ve sevinçlere ne kadar ihtiyacımız olduğunu herhalde söylemeye gerek yok” diye sözlerine başlayan Yıldırım, "halkı müslüman olan iki milletin, iki ordunun yan yana ve gönül gönüle olması ümmet olarak bizleri gururlandırdı. Ancak ne yazık ki müslümanların kazandığı askeri zaferler yöneticilerin şahsi menfaatleri ve istismarı sebebiyle siyasi zaferlere dönüşemiyor. Zaferlerimiz ve kuvvetimiz ya milliyetçilik duyguları ile dar bir alana hapsediliyor ya da sömürgeci kafirlerin küresel çıkarlarına yem ediliyor.” Dedi. Yıldırım ayrıca Doğu Türkistan’daki Çin Zulmüne sessiz kalan iktidar ortaklarının ne Müslümanlık ne de milliyetçilik konusunda samimi olmadığını ifade etti.
İHANET KERVANINA FAS’DA KATILDI
Gündem Değerlendirme Toplantısında son olarak Fas’ın Yahudi Varlığı “İsrail” ile normalleşme anlaşması imzalaması hakkında açıklamalarda bulunuldu.
ABD Başkanı Trump’ın “Yüzyılın Anlaşması” adını verdiği bir süreç kapsamında Fas’ın 1979'dan bu yana Yahudi Varlığını tanıyan altıncı Arap ülkesi olduğunu dile getiren Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, önümüzdeki süreçte Katar, Suudi Arabistan, Umman gibi ülkelerin bu ihanet kervanına katılacağının beklendiğini söyledi.
Yıldırım konuşmasında “Şu duruma bakın ki normalleşmenin tanımadan hiçbir farkı olmadığı halde, Yahudi varlığını tanıyan, her tür ilişkileri kuran ve onu dost ve müttefik olarak gören ülkeler normalleşen alçakları kerih gördüklerini ifade ediyor? 1951 yılında Yahudi varlığını ilk tanıyan Türkiye de bunlardan biridir! Sanki Filistin meselesi, Arapların veya Filistinlilerin meselesiymiş gibi, Yahudi varlığını tanıma ve onunla ilişki kurma konusunda Arap ülkeleri ile Arap olmayan halkı Müslüman ülkeler arasında ayrım yapılıyor” ifadelerini kullandı.
#DünyaHilafeteMuhtaç

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi

Trump’tan, İran’a Hürmüz Tehdidi








