
ABD-Suud Nükleer Anlaşma: Yeni Güç Dengesi mi Kuruluyor?
ABD ile Suudi Arabistan, Riyad yönetiminin sivil nükleer enerji programı geliştirmesine imkân tanıyacak bir nükleer anlaşma imzaladı ancak Trump yönetimi ayrıntıları açıklamadı.
ABD Enerji Bakanlığı'na göre anlaşma, Suudi Arabistan'ın nükleer enerji programında Amerikan şirketlerine "geniş erişim" sağlayacak "barışçıl nükleer iş birliği anlaşması" olarak tanımlanıyor.
İran’a bu hususta sert ve keskin önlemler alan Washnigton’ın, Suudi Arabistan geniş bir hareket alanı açması tartışmalara neden oluyor.
ABD medyası, bunun gelecekte Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirmesine izin verebileceğini ileri sürüyor.
Uranyum, elektrik santrallerinde yakıt olarak kullanılabildiği gibi nükleer bomba yapımında da kullanılabiliyor ve uzmanlar bunun ABD açısından bir ilk olacağını, istikrarsız olan bir bölgede gelecekte nükleer silahların yayılması riskini doğurabileceğini de ifade ediyor.
ABD Enerji Bakanlığı, iş birliği anlaşmasının yanı sıra bir ikili güvence anlaşmasının da imzalandığını ifade ettiği açıklamada şu ifadelere yer veriyor:
"Bu iki anlaşma birlikte, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi de dahil olmak üzere çeşitli öncelikli ekonomik ve stratejik hedefleri ilerleten, onlarca yıl sürecek ve milyarlarca dolarlık bir ortaklığın hukuki temelini oluşturuyor"
Öte yandan kamuoyunu teskin etmek için “ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdulaziz bin Salman, anlaşmayı ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik ikili güvence hükümlerini resmen imzaladı” bilgisi de paylaşıldı.
Wright yaptığı açıklamada ayrıca şu detaylara yer verdi:
"Bu anlaşmalar, ülkelerimizde refah yaratırken yurt dışındaki müttefiklerimizin güvenliğini sağlamaya ve ABD-Suudi Arabistan ticari ilişkilerini güçlendirmeye yönelik ortak kararlılığımızı yansıtıyor.
Şüpheniz olmasın; bu anlaşmalar nükleer güvenlik ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda en yüksek standartlara bağlı kalırken, ABD'de geliştirilen dünyanın en iyi nükleer teknolojisi ile bilim insanlarına dayanıyor."
Anlaşmanın 30 yıl yürürlükte kalması ve programın geliştirilmesinde Amerikan teknolojisinin kullanılması öngörürken, uzmanlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) daha kapsamlı gözetim, denetim ve doğrulama yapmasına imkan tanıyan Ek Protokol'ü içermediğini ifade ediyor.
Trump liderliğindeki Cumhuriyetçi Parti’nin güçlü olması nedeniyle Kongre’ye gidecek olan anlaşmanın engelleneceği beklenmiyor.
Anlaşmanın, İran’ın nükleer kapasitesi ve uranyum zenginleştirme programı nedeniyle ABD ve bölgedeki ileri karakolu işgalci ‘İsrail’in savaş başlattığı bir dönemde olması dikkat çekiyor ve bunun bir mesaj niteliği taşıdığı da ileri sürülüyor. Oysa İran, uranyum zenginleştirme programının barışçıl amaçlar taşıdığını defalarca beyan etmişti.
İşgalci ‘İsrail’ İle “Normalleşme” Adımları
Trump, uzun zamandır Suud rejimi ile işgalci ‘İsrail’ arasında bir “normalleşme” sürecinin başlatılması için girişimde bulunmuştu. 7 Ekim Aksa Tufanı harekatı başlamadan önce de son dönemeçteydi. Ancak Gazze’de başlayan soykırım ve süren çatışmalar bu girişimin ertelenmesine neden olmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, smz konusu nükleer anlaşma karşılığında, Suudi mevkidaşı Muhammed bin Selman'dan “İsrail”i diplomatik olarak tanımasını talep etmediği söyleniyor. Fakat bu iddianın gerçekliğinin ancak ilerleyen günlerde ortaya çıkabileceği tahmin ediliyor.
Anlaşma, Hürmüz çevresinde çatışmanın tırmandığı, ABD'nin dost ve müttefiki olan ve İran saldırılarının hedefi olan birçok ABD üssüne ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın İran saldırılarının hedefi olması ve İran'ın Yemen'deki müttefikleri Husilerin, Riya’a karşı bir "deniz ablukası" ilan etmesinden iki gün sonra gerçekleşti.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2018 yılında verdiği bir röportajda ülkesinin nükleer silah edinmeyi planlamadığını ancak “İran nükleer bomba geliştirirse, hiç şüphesiz biz de mümkün olan en kısa sürede aynı yolu izleriz” tehdidinde bulunmuştu.
ABD, bugünlerde bölgede bu tip adımlar atarken, “yeni güç dengesi mi kuruluyor?” soruları gündemde yer alıyor. Washington, bölgedeki hedeflerini gerçekleştirmek için koordinasyon içinde çalıştığı ve roller dağıttığı Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan’ı öne çıkarmaya ve öncü devlet profili kazandırmaya çalışıyor.

NATO'ya Sadakat, İslami Camiaya Barikat

İslami Camiaya NATO Operasyonları Sürüyor

Gelecek Partisi’nden Köklü Değişim’e Ziyaret

ABD-Suud Nükleer Anlaşma: Yeni Güç Dengesi mi Kuruluyor?

Husilerin, Bab el-Mendeb’i Kapatması Ne Anlama Geliyor?

Trump’ın İddialı Gazze Planında Değişiklik
Narin Güran Cinayeti İçin Adalet Çağrısı



