"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Çavuşoğlu’ndan Darbeci Sisi Rejimine Sıcak Mesajlar
07 Eylül 2021Köklü Değişim Medya

Çavuşoğlu’ndan Darbeci Sisi Rejimine Sıcak Mesajlar

Köklü Değişim Medya

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gündemde yer alan Afganistan, Esed ve Sisi rejimi ile ilişkiler, Doğu Akdeniz, Göç sorunu ve S-400 krizi ile ilgili sorulara cevap verdi. Çavuşoğlu, binlerce Müslümanın katili darbeci Sisi rejimi ile görüşmelerin devam ettiğini ve ileriki dönemlerde büyükelçi atama noktasında adımlar atabileceklerini açıkladı.

NTV’deki canlı yayınına katılan Çavuşoğlu, gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Darbeci Sisi Rejimine Sıcak Mesajlar

Mevlüt Çavuşoğlu, “Bizim heyetimiz gitti, şimdi onlardan da bir heyet geldi. Bugün görüşüyorlar. İleriki aşamalarda karar verirsek, büyükelçi atama noktasında adımlar atarız. Deniz yetki alanları ile ilgili onlar da isterse müzakerelere başlarız. Bizimle anlaşırlarsa daha fazla alan elde ederler. Bunlar mümkün olan ve olması gereken şeyler. Ekonomik ilişkimiz her geçen gün artıyor” diyerek Sisi rejimine sıcak mesajlar yolladı.

Türkiye, Biden yönetiminin iş başına gelmesiyle birlikte Mısır, “İsrail” ve kriz yaşadığı bölge ülkelerine sıcak mesajlar gönderiyor. Dış siyasette yaşanan 180 derecelik değişimin, Washington’ın Ortadoğu’da benimsediği yeni üsluplar nedeniyle kaynaklandığı düşünülüyor. Türkiye, 2013 senesinden bu yana kestiği siyasi ilişkileri yeniden tesis etmek için başlatılan süreci devam ettiriyor. 5-6 Mayıs günlerinde Kahire'de ilk kez aynı masa etrafında buluşan Ankara ve Kahire’nin diplomatları, 7-8 Eylül günlerinde 2. tur görüşmeleri için bugün Ankara'da bir araya geldiler.

Doğu Akdeniz'de Doğalgaz Gerilimi

Mısır’ın Doğu Akdeniz Gaz Forumu kurarak Türkiye’yi dışarda bırakmasına Çavuşoğlu, “Türkiye’yi dışarda bırakan hiçbir anlaşmanın geçerliliği yoktur. Türkiye ile iş birliği yapmadan yapamazlar. Haklarımızı ihlal edilirse biz de gereğini yaparız. Bunu da sahada gösterdik. Biz tüm ülkelerin katılacağı Doğu Akdeniz Konferansı’nı Cumhurbaşkanımızın önerisiyle yapalım dedik. Biz hakkımızı hiçbir şekilde yedirmeyiz” mesajını yineledi.

“Kabil Havalimanı İle İlgili Katar ve ABD ile Birlikte Çalışıyoruz”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Afganistan ile ilgili oalrak şunları söyledi:

Afganistan’da Taliban’ın hükümet kurma çalışmaları var. Taliban Pençşir hariç bölgeye hakim oldu. Buradaki çatışmaların iç savaşa neden olmamasını umuyoruz. Ülkede ekonomik sıkıntı ve açlık var. BM’in gıda stokunun bitmek üzere olduğunu görüyoruz. Bizim de Kızılay’ımız bölgeye yardımlarını yapıyor. Bölgede terör sorunu da var. DAEŞ Horasan orada. Kabil Havalimanı ile ilgili Katar ve ABD ile birlikte çalışıyoruz.

Şu anda havalimanına uçaklar inip kalkabiliyor. Bazı uçuşlar yenden başladı. Bazı ülkelerin vatandaşları orada kaldı. Bizim de orada vatandaşlarımız var. Bin 400’den fazla kişiyi tahliye ettik. Bin 60 tanesi bizim vatandaşımız. Sonuçta Kabil Havalimanı yeniden uluslararası uçuşlara açılabilir, pist yenilenebilir, terminal yenilenebilir. ŞU an orada 19 teknisyenimiz çalışmalarını sürdürüyor. Ama en önemli konu güvenliği kim sağlayacak? Güvenliği havalimanı dışında Taliban sağlayabilir ancak içerde uluslararası toplumun güvenebileceği bir güvenlik şirketi ya da bir ya da iki devlet sağlamalı. Askeri güç istenmiyorsa, bu işi yapan şirketler var. Orada güvenlik sağlanmalı. Uçaklar uçmak istese bile sigorta şirketleri izin vermez"

Bilindiği üzere Türkiye, Kabil Havalimanı’nı işletme görevini Brüksel’deki NATO zirvesinde Biden-Erdoğan görüşmesi sonrasında resmen üstlenmişti. Erdoğan 14 Haziran’da yaptığı açıklamada görevin ABD tarafından verildiğini şu sözlerle beyan etmişti:

14 Haziran'da yaptığı açıklamada Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştı:

Afganistan konusundaki düşüncelerimizi çok açık net olarak sayın Biden'a ifade ettim. Türkiye olarak eğer Afganistan'dan çıkmamız istenmiyorsa, özellikle orada belli bir desteğin verilmesi isteniyorsa, diplomatik, lojistik, bunun yanında mali konularda Amerika'nın bize vereceği destek büyük önem arz ediyor.”

ABD, ön kapıdan çıkarken müttefikleri Türkiye ve Pakistan’ı arka kapıdan Afganistan’a sokmak için büyük çaba harcadığı görülüyor. Bu hususta yoğun bir görüşme trafiğinin medyaya yansıyor.

Afganistan’da Türkiye’nin Konumu

Çavuşoğlu, “Biz Afganistan’a çok yatırım yaptık, eğitimine yatırım yaptık. Kadınlara çocuklara yatırım yaptık. Sonuçta bizim Afganistan gibi bir ülkeden tamamen çıkmamız yanlış bir karar olur. Birçok ülke büyükelçiliğini geri çekerken, biz de ayrılsaydık doğru olmazdı. Biz her şeyi yönetelim demiyoruz, bağlarımızı koparmayalım diyoruz" diyerek Türkiye’nin Afganistan’daki konumuna dair açıklamada bulundu.

Türkiye Taliban’ı Tanıyacak Mı?

Çavuşoğlu, “Bu konuda aceleci olmamak gerekir. Dünyanın da acele etmemesi gerekiyor. Burada dengeli hareket etmek gerekiyor. Biz Türkiye olarak bu şekilde hareket ediyoruz. Hükümetin kapsayıcı olması gerekiyor. Hükümette sadece Taliban olursa, diğer etnik gruplardan insanlar olmazsa olmaz. Kadınlara yer verilmesi gerekiyor. Sonuçta yarın bir kriz olduğu zaman ülkenin iç savaşa sürüklenmemesi için kapsayıcı bir hükümet gerekir, tüm dünyanın kabul etmesi için de kapsayıcı olması gerekir. Biz bu düşüncelerimizi Taliban’a da doğrudan iletiyoruz. Şu ana kadar atanan kişiler sadece Taliban’a yakın kişiler. Şartlara ve gelişmelere göre hareket edeceğiz” dedi.

Hükümet kurma talebine Türkiye’nin davet edildiği sorusuna Çavuşoğlu, “Şu anda bir tutumumuz yok, hükümet kurulmadı ve bize bir davet gelmedi” yanıtını verdi.

Afgan Göçü Meselesi

Afgan göçmenler ile ilgili Çavuşoğlu, “Bu sorunun yerinde çözülmesi herkes için en faydalı olandır. Afganların ülkesini terk etmemesini sağlamak gerekir. Şu anda ciddi bir hareketlilik yok. Bu sene 570 bin kişi, geçen sene ise 3 milyon kişi göç etmiş. Afganistan içerisinde açlık ve ekonomik sıkıntılar var. Taliban'ı seversiniz, sevmezsiniz, ama savaşların bile olduğu yerde insani yardımların ulaştırılması gerekiyor. Diğer taraftan komşu ülkelere de destek sağlamak gerekiyor. Pakistan, Özbekistan ve İran’a göç etmeyi düşünenler var. Biz AB ve uluslararası topluma iş birliği öneriyoruz ” beyanından bulundu.

Dışişleri Bakanı, “Sınırda aldığımız tedbirler her geçen gün artıyor. Daha fazla göçmen yükünü kaldıramayız” derken, “İran’dan tedbir almasını istiyoruz” çağrısında bulundu.

AB İle İlişkiler - Göç Mutabakatı

18 Mart mutabakatını tam olarak uygularsak sıkıntı kalmaz. Göç sorununu farklı boyuta gitmesi nedeniyle güncelleme olması gerekiyor. AB, ‘nasıl olsa Covid var, göçmenler gelmez’ düşüncesinden vazgeçmesi gerekiyor. Külfetin paylaşılması gerekiyor” diyen Çavuşoğlu, “Bizimle oturup neler yapılabileceğini, yükümlülükler nedir ve ne kadar yerine getirildiğinin gözden geçirilmesi gerekir. Daha sonra her iki tarafın, ayrı ayrı ve beraber neler yapması gerektiğinin konuşulması gerekir. ‘Biz para gönderelim ama karışmayalım’ olmaz” diyerek tepkisini dile getirdi.

BAE İle İlişkiler

Çavuşoğlu, “Bizim BAE ile bir sorunumuz olmadı*. Uluslararası ilişkilerde kalıcı düşmanlık ve kalıcı dostluk yoktur, bu ilkesizlik değildir. Karşılıklı adımlar atılarak ilişkiler normalleştirilebilir. Cumhurbaşkanımız ve ben karşılıklı görüşmeler gerçekleştirdik. Sonuç itibarıyla olumlu bir ivme var. Böyle devam ederse ilişkiler rayına girer*” dedi.

Suudi Arabistan İle İlişkiler

Dışişleri Bakanı, “Görüşmeler devam ediyor ve verimli geçti. Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz yeniden rayına girebilir. Bizim bir sorunumuz yok, ama onlar bazı meseleleri büyüterek Türkiye’ye karşı olumsuz bir tavrı oldu” dedi.

ABD Suriye’den Çekilir mi?

Bakan Çavuşoğlu, ABD’nin Suriye’den çekilmesi durumunda kaos oluşup oluşmayacağına dair soruya, “Irak’tan çekildiler kaos oldu, Afganistan’dan çekildiler kaos oldu. Suriye’den çekilmeleri kendi tercihleri. Biz Suriye’de terör tehditi sebebiyle bulunuyoruz. Bu uluslararası hukuka uygun. Biz Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz. ABD ise ayrılıkçı PKK/YPG’yi destekleyerek bunun tam tersini yapıyor. ABD’nin ‘Petrol var ben burada kalıyorum’ anlayışı kabul edilemez” diyerek cevap verdi.

Esed Rejimi İle Görüşme

"Şam yönetimi ile siyasi bir görüşme mümkün değil" diyen Çavuşoğlu, "Diplomatlar görüşüyor" diyerek alt seviyede görüşmelerin sürdüğünü açıklamış oldu.

Türkiye, her ne kadar Esed rejimine tepki gösterip, muhaliflerin yanında olduğu algısını oluştursa da, Astana Üçlüsü içinde yer alarak Suriye halkının başlattığı İslami devrimi akamete uğratmak için Rusya ve İran ile ortak hareket ettiği sahadaki gelişmeler ışığında görülebiliyor. ABD’nin himayesindeki Cenevre görüşmelerinin altyapısı olan Astana süreci ile muhaliflerin İdlib’e sıkıştırılması ve pasifize edilmesinde Türkiye büyük rol oynamıştı. Kuzey Suriye’de gerçekleştirdiği seri operasyonlarda muahlifleri yanına çeken Türkiye, önce Halep sonra da muhaliflerin elinde bulunan diğer toprakların Rusya destekli Esed rejminin eline geçmesine katkıda bulunmuştu.

ABD İle S-400 Krizi

ABD’nin bitmiş bir anlaşmayı kabullenmesi gerekiyor. ABD kongreden izin alıp satabilirse, bu sistemi de alabiliriz” açıklamasında bulundu. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan Türkiye, henüz aktive edip, kullanamadığı S-400’lerin ekonomik yükünü konuşurken, bir hava savunma sistemi için daha Washington’a taahhütte bulunmuş oldu.