
ABD’nin Başarısızlığı Kapitalist Sistemin Başarısızlığıdır!
Köklü Değişim Medya
Amerika’nın korona hastalığına karşı mücadelesindeki başarısızlığı, Kapitalist sistemin ve onun çözümlerinin başarısızlığının bir delilidir.
Amerika’nın üst düzey maddi imkânlara sahip olmasına rağmen ne var ki; hastalıkla mücadelede çok bariz bir şekilde yetersiz kalmıştır. Amerika’nın virüsle mücadelesine bakıldığında üçüncü dünya ülkeleri gibi bir pozisyonda olduğu ortaya çıkmıştır.
Bu durumda sorulması gereken soru şudur: Bu başarısızlığın/fiyaskonun sebepleri nelerdir?
Bu soruyu cevap vermeden önce El Cezire’nin, ABD’nin işleyişi konusunda uzman Mahmud Minşâvi tarafından aktarılan ABD sağlık sektörünün potansiyeli hakkında hazırlanan rapor özetle şöyledir:
Amerika her yerden zenginlerin akın ettiği dünyanın en donanımlı hastanelerine sahiptir. İleri sağlık teknolojilerini piyasaya sürmektedir. Bu da tıbbi bilimsel araştırmalarda ileri düzeyde olduğu anlamına gelmektedir. Amerika, rekabetsiz bir şekilde Nobel ödüllerini kazanmada öncüdür. Ve hepsinden daha önemlisi Amerika sağlık hizmetleri için 3.6 trilyon dolar harcamaktadır. Bu derece yüksek meblağ, GSMH’nın %17’sini oluşturmaktadır. Sağlık hizmetleri için ayrılan bütçe, Amerika ordusu için harcanan rakamın beş katıdır.
Bu fonların harcanma şekli aşağıdaki gibidir:
1- Sağlık sigortası maliyeti; 2.1 trilyon dolar,
2- İlaç maliyeti; 540 milyar dolar,
3- Hastanelerin, doktorların ve asistanların maliyeti; 800 milyar dolar,
4- Tıbbi malzemelerin maliyeti; 160 milyar dolar.
Sağlık hizmeti için yapılan harcamanın 1.8 trilyon dolarını federal ve eyalet hükümetleri, 1 trilyon dolarını vatandaşlar ödüyorlar. Geriye kalan 1 trilyon dolardan daha az olan tutarı ise başkaları üstleniyor.
ABD’de 1984 yılından bugüne sağlık sigortası maliyeti %74 artış gösterdi. Bununla birlikte aynı dönemde ücretler sadece %24 artış gösterdi. Bilinmelidir ki sağlık sigortası, Amerikan halkının sadece yaklaşık % 50'sini kapsamaktadır.
ABD hakkında üzerinden çok önemli gerçeklerin ortaya konulabileceği raporun özeti işte budur.
Bu gerçek, ABD’nin korona hastalığı karşısındaki başarısızlığıdır. Bu başarısızlık imkânların ve malların azlığı nedeniyle değil, bilakis malların özel bir yöntemle dağıtımından ve genel manada kapitalist sistemin üzerine temellendiği insanların ihtiyaçlarını temin etmedeki fasitliğinden kaynaklanmaktadır.
Amerika, sağlık sektörü bütçesinin %53’ünden fazlasını bütçenin aslan payını alan sigorta şirketlerine harcarken, ilaç şirketleri bütçenin %15’ini oluşturuyor. Sağlık bütçesinin %75’inden fazlasını oluşturan bu para, sadece kâr etmeyi düşünen şirketler tarafından kontrol ediliyor. Bu ise mali piyasalarda rekabet yoluyla insan sağlığıyla ticaret yapmaktır.
Mülkiyet fikrinden hareketle ilaç endüstrisindeki telif haklarının tekelleşmesi, ilaç fiyatlarının ve sağlık harcamalarının yükselmesine neden olmaktadır. Sigorta ve ilaç şirketleri, hükümetten ve insanlardan bu paraları alıyorlar, ancak istenilen hizmetleri sağlamıyorlar.
Çünkü bu şirketlerin tek önemsediği şey, sigortalılara minimum seviyede hizmet sunmak ve parayı toplamaktır. Şirketler, bu paralarla borsalarda kumar oynayıp stoklarını artırma fırsatı buluyorlar. Bu yüzden ABD hastanelerinin bu kriz sırasında suni solunum cihazları, maskeler, koruyucu giysiler ve eldivenler gibi yüksek teknolojiye ihtiyaç duyulmayan basit tıbbi araçlardan yoksun olduklarının açığa çıkması hiç de şaşırtıcı değil. Bu tıbbi bakımın olmadığını göstermektedir.
Bunun sebebi ise ilaç ve sigorta şirketleri kendi kârlarını arttırmaktan ve kendi menfaatlerinden başkasını önemsemedikleri gibi insan sağlığı onlar için hiçbir şey ifade etmemektedir.
Asıl problem, uzmanların eksikliği ya da bütçenin azlığı nedeniyle değil, Kapitalizmden kaynaklanmaktadır.
Zira bu problem, ihtiyaçların karşılanmasında devletin mesuliyetinden yoksun olmasının bir soncudur. Devlet, hayati mesele olan sağlığın korunmasını özel sektöre vermiştir. Yine devlet bu büyük meblağları, dertleri sadece kâr marjlarını arttırmak olan sigorta ve ilaç şirketlerine verdi.
Özelleştirmenin yaygın olduğu bir dönemde, işlerini özel sektöre emanet etti.
Hisseleri bir avuç zenginlere ait olan şirketlerin haklarını korumak için çeşitli yasalar çıkarıldı. Böylece devasa bütçenin büyük bir kısmının, aldıkları para miktarıyla orantılı hizmetler sunmadan ceplerine girmelerini kolaylaştırdı. Belanın ve fesadın bütün sebebi, devletin ve halkın paralarının özel sektöre aktarılmasını sağlayan özelleştirmeye dayanmasıdır. Bu özelleştirme; ödeyen, çalışan ve didinen çoğunluğun istedikleri bakımı alamıyor olması pahasına insanların içerisinden çok az bir kesimin elinde malın birikmesini sağlayan alana harcama keyfiyetini üstlenir.
Bu nedenle, her ne kadar sağlık hizmetleri için bütçe ayrılmış olsa da, bu para kamu işleriyle alakadar olmayan, sadece kârıyla alakadar olan, servetini çoğaltan, özel sektörün kontrolü altında kalacaktır. Dolaysıyla en büyük fesat sağlık sektörünün özelleştirilmesi ile alakalıdır. Çünkü bu tür özelleştirmeler ayrılmış bütçenin iç olup gitmesine ve hizmetten doğru bir şekilde yararlanılmamasına sebep olmaktadır.
Meselenin kökten çözümü ise özetle şöyledir: Toplum için hayati öneme sahip sağlık sektörünün devlet kontrolüne verilmesi ve sağlık sektörüne ilişkin özelleştirmeyi tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Bu ise Kapitalizmin ve hükümlerinin kaldırılması demektir. Bu da kapitalist efendilerin ve para babalarının asla kabul etmeyecekleri bir şeydir. Dolayısıyla insanlar üzerinden bu zulmün kaldırılması adına Kapitalizmin yıkılması için devrim kaçınılmazdır.
Hüküm süren vahşi kapitalizme tek alternatif ise, özelleştirmeyi yasaklayan ve tüm işlerin gözetimini Halifenin eliyle sınırlayan İslam’dır.
Çünkü Halife, tüm teb’asından mesuldür. Hizmet alanında özel sektöre yer yoktur. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, kendisine hediye edilen doktoru Müslümanların hizmetine tahsis etmiştir. Peygamber efendimiz, Ebi İbn Ka’b RadiyAllahu anh, hastalandığında onu tedavi etmesi için bir doktor gönderdi. Zeyd bin Eslem RadiyAllahu anh ise şöyle rivayet etmektedir: “Ömer bin Hattab zamanında rahatsızlanmıştım. Bunun üzerine Ömer benim için bir doktor çağırtmıştı.”
İslam Devleti’nde sağlık hizmetlerini bizzat devletin kendisi üstlenir. Yine devlet hizmet işlerine menfaatçi özel sektörlerin müdahil olmasına asla izin vermez. İslam Devleti’nde sağlık hizmetleri ücretsizdir ve özelleştirmeye de asla yer yoktur.
Kapitalist devletlerin yaptığı gibi, bireylere işlerin yapılmasında kendi çıkarlarına herhangi bir rol vermez. Böylece verimlilik daha yüksek, hizmetler daha iyi ve maliyetler daha düşük olur.
Hayata dair diğer problemlerde olduğu gibi sağlık hizmetleri problemine de ancak İslam ile doğru çözümler bulabiliriz. Beşeriyeti Kapitalizmin vahşetinden, istismarından ve egemenliğinden ancak İslam Devleti ile kurtarabiliriz.
Çeviri: Köklü Değişim
Yazar: Ebu Hamza Hatvânî / Raye Gazetesi

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi

Trump’tan, İran’a Hürmüz Tehdidi




