
Ramazan ümmet olma zamanı; dahası şahit ümmet olma zamanı!
[وَهُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ وَفِي هَٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ] “O size hem daha önce hem de bu Kur'an’da ‘Müslüman’ adını verdi ki Rasul size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz.” 1
Hilâfet’in ilgasının üzerinden bir asır geçti. Koca bir ümmetin kılıçsız, kalkansız, sahipsiz, korumasız kaldığı günler uzadıkça uzadı.
İnsanlık, Allah’ın İsa Aleyhi’s Selam’ı vefat ettirip katına yükseltmesi,2 Yahudi din adamlarının Tevrat’tan sonra İncil’i de tahrif etmesinin ardından tarihin kaydettiği en uzun fetret dönemine şahit oldu. Bu süre zarfında envaiçeşit küfür, tuğyan, şirk, inanç ve hurafe dünyayı kasıp kavurdu. Şair, Bizans ve Pers imparatorluklarının hüküm sürdüğü, Hicaz bölgesinin putperestliğe gömüldüğü bu çağı, şöyle tasvir ediyor:
**Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!**3
Nihayet Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in nübüvvetiyle doğan İslâm güneşi, insanlığı küfrün, inkarın ve putperestliğin karanlıklarından tevhidin aydınlığına çıkardı. Bizans ve Pers imparatorluklarını tarihin çöplüğüne gömerek bu rahmet iklimini 13 asır sürdürdü.
Hilâfet’in ilgasıyla dünya adeta yeniden bir fetret dönemine girdi. Çağdaş cahiliye bir veba gibi tüm insanlığı sardı. İslâm’ın doğuşuyla ortadan kaldırdığı ırkçılıktan milliyetçiliğe, laiklikten demokrasiye, kapitalizmden liberalizme, münker adına her ne varsa tekrar zuhur etmeye başladı. “İsrail” denen habis ur ihdas edildi. Dünya, Firavun/güç, Karun/kapital ve Bel’âm/sahte dinin oluşturduğu şeytan üçgeninin güdümüne girdi. Toplumsal hayata kasteden faiz, zina, kumar, içki, uyuşturucu ve terör, ulus devletlerin finans kurumları haline geldi.
Neticede bugün insanlık ruhi, insani ve ahlaki değerlerin hükümsüz kaldığı bir hayata mahkûm olmuştur. Toplumsal hayat felç olmuş, aile kurumu çökmüş, liberalleşen insan tüm bağlarından kopmuştur. Dünyanın kaderi, Epstein Adası’nda iğrenç cürümler işleyen insan müsveddelerinin eline kalmıştır.4 Küfrün küresel zorbaları, Doğu Türkistan, Afganistan, Irak vb. İslâm coğrafyasına kan kustururken Gazze’de hunharca soykırım suçunu işlemekten geri durmamıştır.
İlahlık iddiasında bulunarak dünyaya nizam vermeye girişen bu şeytan üçgenine “dur” demek, Müslümanların omuzlarına yüklenmiş bir görevdir. Bu görev, şahit ümmet olmakla doğrudan ilgilidir. Kaldı ki İslâm’dan başka, dünyayı topyekûn felakete götüren kapitalizme “dur” diyecek başka amentü ve ideoloji de yoktur. Batı başkentlerinde iblisin avenelerinin başka kitap değil de özellikle Kur’an’ı yakmalarının nedeni budur. Küresel müstekbirler, egemenliklerini garanti eden kapitalizme yönelik tek tehdidin İslâm’dan geldiğinin farkındırlar.
Çağdaş cahiliye kapitalizmi ve onun bayraktarlığını yapan ABD ve Trump’ı tarihin çöplüğüne gömerek dünyayı yeniden asr-ı saadet iklimine kavuşturmak, Allah’ın bizi kendisiyle onurlandırdığı şahit ümmet olma vasfını kavramakla mümkün olacaktır.
Bunun için de Allah Teâlâ’nın İslâm ümmetini şahit ümmet olarak nitelendirdiği ayetleri etüt edip Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ümmet adına bu şahitliği nasıl eda ettiğine yakından bakmamız gerekiyor. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
[وَهُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ وَفِي هَٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ] “O size hem daha önce hem de bu Kur'an’da ‘Müslüman’ adını verdi ki Rasul size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz.” 5 Yine diğer bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
[وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا] “İşte böylece sizi insanlara şahit olasınız, Rasul de size şahit olsun diye vasat bir ümmet yaptık.”6
Bu bağlamda; Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Allah’tan kendisine inen tevhit akidesini ve hayatı düzenleyen emir ve yasakları tebliğ ve beyan ederek bir metot doğrultusunda egemen kılmaya koyuldu. Nitekim Allah Teâlâ, Rasulü’ne şöyle buyurmuştu:
[إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللَّهُ] “İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik.” 7
Böylece Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem Allah Teâlâ’nın kendisine öğrettiği metot üzere bir müddet gizlice İslâm’a çağırdı, inananları sahabe edinerek onları Darûl Erkam’da yetiştirip örgütledi. Belli bir süre sonra onları açığa çıkardı. Bu aşamada Müslümanlar pek çok baskı ve işkencelere maruz kaldılar.
[وَقُلْ رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِن لَدُنكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا] “Rabbim! Beni doğrulukla girilecek yere girdir, doğrulukla çıkılacak yerden çıkar ve katından bana yardımcı bir güç ver.” 8 ayeti kendisine inince, İslâm hükümlerini uygulamak için nusret/güç talebinde bulundu. Bu amaçla onlarca kabile reisiyle görüştü, yetmedi Taif’e gitti. Nihayet Allah Rasulü’nü hac mevsiminde Mekke’ye gelen bir grup Medineli gençle destekledi. Evs ve Hazreç reislerinin ve ardından kabilelerinin Müslüman olmasıyla Rasulullah aradığı gücü bulmuştu. 1. ve 2. Akabe biatinden sonra Medine’ye hicret ederek İslâm Devleti’ni kurdu ve Allah’ın indirdiği hükümlerle Allah’ın kendisine gösterdiği şekilde hükmetti. 632 yılında vefat etmeden önce hac farizasını yerine getirmek üzere Mekke’ye geldi. Arafat Dağı’nda -sonraları “Veda Hutbesi” diye anılacak olan- çağlar üstü hutbesini irat etti. O SallAllahu Aleyhi ve Sellem, İslâm’a davet sürecini Allah’ın kendisine gösterdiği şekilde yönetmiş ve neticede İslâm’ı hayata hâkim kılarak görevini başarıyla tamamlamıştı. Şahitliğin nasıl yapıldığını bütün boyutlarıyla ümmete göstermişti.
İşte, İslâm ümmetinin şahit ümmet oluşunun anlam ve boyutunu, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şahsında bu hutbede buluyoruz. Nitekim Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem hutbesinde, Allah’a hamd ve senadan sonra sıfırdan başladığı İslâm davetini Allah’ın gösterdiği metot üzere yine Allah’ın yardımıyla başarıya ulaştırmış bir komutan, bir devlet başkanı edasıyla gerçekleştirdiklerini bir bir şöyle sıralıyor:
**“*Ashabım! Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. **
**Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da kaldırılmıştır. **
Ey İnsanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurma gücünü ebedi surette kaybetmiştir.
Müslüman Müslümanın kardeşidir ve bütün Müslümanlar kardeştir.
Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. Bu emanetler Allah'ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Rasulü’nün sünnetidir.”9
İslâm Devleti’nin kuruluş manifestosu ve İslâm’ın egemenliğinin tescili mesabesinde olan bu hutbenin sonunda sıra, makalemize başlık olan “şahitlik” meselesine geliyor.
İşte, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem, şanına yaraşır bir şekilde bir şahitlikte bulunuyor ve yüz bini aşkın bir sahabe topluluğuna şöyle sesleniyor:
“Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?”
Ashab-ı Kiram, "Allah'ın risâletini tebliğ ettin; risalet görevini yerine getirdin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye şehadet ederiz." deyince Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şehadet parmağını göğe kaldırarak üç kez "Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!" diye buyurdu.
Bu ümmet, tarihî süreç içerisinde Kur’an’ı toplayıp, koruyup çoğaltarak, Ridde savaşında mürtetleri bertaraf ederek, Rasulullah’ın mübarek sözlerini tedvin ederek, hadis ve fıkıh usullerini ortaya koyarak, Tapınak Şövalyelerinden Mescid-i Aksa’yı alarak, İspanya ve İstanbul’u, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını fethederek, Moğolları, Şah İsmail’i, Haçlıları ortadan kaldırarak defalarca, adaleti tesis edip âleme nizam vererek bu şahitliği en güzel bir şekilde yapmıştır.
Hilâfet’in kaldırılmasıyla bu şahitlik kesintiye uğramıştır. Hilâfet’in ilgasının üzerinden bir asır geçti. Bu ümmet, 2. Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurarak Allah ve Rasulü adına yeniden şahitlik yapmaya muktedirdir. İslâm ümmetini bidayetteki izzetli günlere kavuşturarak, kendi tuğyanı içinde debelenen Batı âlemini tevhidin aydınlığına kavuşturacak güçtedir. Dünyayı, Firavun-Karun-Belam ekseninin oluşturduğu kapitalizmden kurtarıp sahili selamete çıkaracak yol haritasını içeren Kitap ve Sünnet, İslâm ümmetinin özbeöz malıdır. Tüm olumsuzluklara rağmen bu ümmet, bu şahitliğin öncüsü olacak hayırlı bir kadroyu bağrından çıkaracak bir potansiyele sahiptir.
Haydi, ey “insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmet”in evlatları! Bu mübarek Ramazan ayında 2. Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurmak için koşuşturan davet erleri olun. Hiç olmazsa 2. Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurmak için çalışan kardeşlerinize destek olun.
Gelin, 2. Râşidî Hilâfet Devleti için Musaplar olun!
Gelin, Sa’d bin Muazlar olun!
Gelin, Esad bin Zürareler olun!
Unutmayalım ki Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem dünyada yaptığı şahitliğinin aynısını ahirette de yapacaktır. Allah Teâlâ İslâm ümmetine emanet edilen Kitap ve Sünnet’in neden hayata hâkim olmadığının, neden Hilâfet nizamının yeniden kurulmadığının hesabını sorduğunda, yine Rasulü’nü şahit tutacaktır. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor:
[وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِي كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَى هَٰؤُلَاءِ] “O gün her ümmetten kendileri hakkında bir şahit çıkaracağız; seni de bunlar üzerine şahit getireceğiz.”10
Hem dünyada izzet bulmak ve hem de ahirette Allah’ın rızasına nail olmak için Hilâfet nizamını ikame ederek Kitap ve Sünnet’i hâkim kılmaya mecburuz.
[لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ] “Çalışanlar işte böyle bir başarı için çalışsınlar.”11
[وَفِي ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ] “Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar.”12
Hac Suresi 78 ↩
Âli İmran Suresi 55 ↩
Mehmet Akif Ersoy; Safahat, “Bir Gece” şiiri. ↩
Little Saint James adası / Epstein Adası ↩
Hac Suresi 78 ↩
Bakara Suresi 143 ↩
Nisa Suresi 105 ↩
İsra Suresi 80 ↩
https://cdn.İslâmansiklopedisi.org.tr/gorsel/Hat%20eseri/veda-hutbesi-3.jpg ↩
Nahl Suresi 89 ↩
Sâffât Suresi 61 ↩
Mutaffifîn Suresi 26 ↩




