loader

Partiden Partiye Fark Var Tabii!

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun bu hafta gerçekleştirdiği Haftalık Değerlendirme Toplantısı’nda yaklaşan Ramazan ayın kampanyası hakkında da bilgi verildi. Bu yıl Ramazan ayına ”Ramazan Değerlerimize Sarılma Zamanı” ismini verdiklerini söyleyen Mahmut KAR, bu kapsamda Ramazan ayı boyunca etkinlikler yapacaklarını söyledi ve şunları ifade etti: 

“Pandemi şartlarında karşılamaya hazırlandığımız Ramazan ayını Müslümanların İslâmi ruhi bir atmosferde geçirmeleri için gayret göstereceğiz inşallah. Bu çerçevede İslâm’ın değerlerini Müslümanlara hatırlatacağız, bu değerlere sahip çıkmak ve korumak için mücadele edip gayret göstereceğiz. Müslümanlardan da bu değerlere sarılmalarını isteyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısına katıldı. Erdoğan, salgının tehdit olmaktan çıktığını iddia etti, normalleşme adımlarını yeniden devreye soktuklarını, salgın arttığında ise sıkılaştırmaya yöneldiklerini söyledi.

“Amacımız, ülkemizi Ramazan’da genel olarak dinlendirerek bayram sonrasındaki güzel günler için hazırlamaktır. Bugün Avrupa’nın tamamı Türkiye’den daha ağır kapatma tedbirleri uyguluyor. Bu ülkelerin sağlık sistemleri de felç durumdadır. Biz Ramazan’daki tedbirlerle vaka sayılarını birkaç binli rakamlara düşürebilirsek, Mayıs’ta başlayacak turizm sezonu ve ticari hareketliliği yakalayabiliriz” dedi.[Ajanslar]

Yukardaki birinci açıklama görüldüğü üzere, Hizb ut Tahrir (Kurtuluş Partisi)’in Türkiye Medya Bürosu Başkanı Sayın Mahmut Kar’ın Ramazanla ilgili açıklamaları; ikinci açıklama ise AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın Ramazan ile ilgili açıklamaları. Birinci açıklamada “Ramazan’ı nasıl en güzel şekilde değerlendiririz?” sorusunun cevabı, diğerinde ise “Müslümanların hassasiyetleri üzerinden maddi çıkarların hesabını en güzel şekilde nasıl yaparız?” sorusunun cevabı var. Birinci açıklamada İslâm; merkezî, ikinci açıklamada ise tali bir öneme sahip. Birincisi, İslâm’ın ve ümmetin partisi Hizb-ut Tahrir’in Ramazan’a bakışı, ikincisi ise demokratik laik bir partinin Ramazan’a bakışı… Rabbimiz, ümmetimizi İslâm’ı tek/merkezî referans olarak görmeyen tüm seküler partilerin/hareketlerin şerrinden muhafaza eylesin…

-

Salgının başladığı bir yılı aşkın süredir, Türkiye ve bütün İslâm beldelerinde tek bir tedbir dahi İslâmi ölçüler referans alınarak uygulamaya sokulmadı. Aksine İslâm düşmanı Batılıların aldığı tedbirleri hiç tetkik etmeden yürürlüğe koydular. DSÖ ne dediyse onu yaptılar. İlk taviz verdikleri şey İslâm oldu. Hoş, İslâm yüz yıldır zaten bu rejimlerin hiçbiri için merkezî bir öneme sahip olmadı. Tali meselelerde bir takım İslâmi görüntülere müsaade ettiler; onu da yine halklarını susturma, sindirme ve manipüle etmek için yaptılar.

Dini hayattan ayırma/laiklik bakış açısı ile İslâm’ı tamamen hayatın dışına iten mevcut seküler düzenlerin bozukluğu salgınla birlikte iyice ayyuka çıkmış oldu. Maddi/ekonomik kıymetlerin kapitalist devletler için tek geçerli akçe olduğu; bunun dışında insani, ahlaki ve ruhi kıymetlerin onlar için hiçbir önem arz etmediği bir kez daha tescil edilmiş oldu. Salgın denen şeyde birincil sorun insan sağlığı olduğu hâlde onlar maddi çıkarlar etrafında şekillenen bir kör tedbirler yumağı oluşturdular. Böylece ne insanların sağlığını koruyabildiler ne de insanların maddi durumunu muhafaza edebildiler. Bilakis hem sağlık hem de maddi açıdan genel olarak bütün insanlar ciddi bir krizin içine sürüklendi. Tabi bir avuç egemen kapitalisti saymazsak! Zira onlar bu süreci de istismar ederek milyar dolarlarına milyarlarca hatta trilyonlarca dolar eklediler.

Salgın, İslâm beldelerindeki yöneticilerin ne kadar kabiliyetsiz ve Batı güdümlü vizyonsuz kimseler olduğunu da ortaya çıkardı. Maske ve dezenfektan üretmekten öteye geçmeyen bir vizyon…

Geçirdiğimiz bu salgın günleri dünyanın İslâm’a ne kadar da muhtaç olduğunu, insanlığın İslâmsız soluk alıp veremediğini, nefesinin kesildiğini, travma üstüne travma yaşadığını, İslâm gibi bir çözümden habersiz kendisini meşgul edecek, uyutacak bir takım sanal eğleşmelere daldığını gün yüzüne çıkardı. İslâm’ın girmediği, sinmediği sine ne bedbaht bir sinedir.   

[اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ] “Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden gelen bir aydınlık içinde olmaz mı? Allah’ı anma konusunda kalpleri katılaşmış olanlara ise çok yazık! Onlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.” [Zümer Suresi 22]

Rabbimiz tüm insanlığı kapitalizm salgınından İslâm’ın nuruna çıkarsın. Birkaç gün sonra başlayacak Ramazan’ı uyanışımıza, dirilişimize, kendisine hakkıyla yönelişimize vesile eylesin. Hilâfet’in ihya edildiği bir Ramazan kılsın ki yeniden fetihlerin yapıldığı bir aya dönüşsün Ramazanlarımız. Nerde canların, malların Allah yolunda feda edildiği Ramazanlar; nerde bugün Müslümanları utanmasalar evden çıkarmayacak yöneticilerin olduğu Ramazanlar…

Hayırlara gark olduğunuz bir Ramazan olması duasıyla… 

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam

#RamazanDeğerlerimizeSarılmaZamanı

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız