loader

Filistin’in Bize Gösterdikleri

Gasıp Yahudi varlığının Filistin’de yüzlerce Müslümanı şehit etmesi, binlercesini yaralaması, şehirleri bombalaması ve kutsalları çiğnemesi ile yaşanan zulümler dünya gündeminde! Bu sürecin bizlere gösterdiği, hatırlattığı bazı hakikatler oldu:

1. Filistin ve Mescid-i Aksa Müslümanlar için İslâm’ın belirlediği kutsaldır ve bunun için Müslümanların yaklaşık 100 yıldır her şeylerini feda ederek kutsallarını koruduklarını ve korumaya devam edeceklerini gösterdi!  

2. İslâm’ı canlarından ve mallarından daha değerli gören, Allah için çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini şehit veren Müslümanların Allah’ın yardımı ile yenilmediklerini gösterdi! Koca koca devletlerin, liderlerin, komutanların yapamadıklarını iman ehli adamların, gençlerin, çocukların, kadınların yapabildiğini gösterdi! Allah’ın yardım ettiklerine kimsenin galip gelemeyeceğini gösterdi!

3. İslâm ümmetinin hayırlı ümmet olduğunu, 100 yıl ve hatta daha uzun zamandır pazarlanan vatancılık, milliyetçilik, ulusçuluk, mezhepçilik gibi batıl fikirlere rağmen Filistin meselesinde Müslümanların tek bir ümmet olarak hareket ettiklerini, Endonezya’dan Fas’a kadar hep birlikte zulme karşı hareket ettiklerini gösterdi!

4. Batılı kâfir devletler ve hatta Müslümanların yaşadığı ülkeler Yahudi varlığını her ne kadar meşru görseler ve destekleseler de Müslümanlar ve hatta insanlığın “İsrail’in” yaptıklarını kabul etmediğini ve gasıp bir terör varlığı olarak gördüğünü gösterdi! Antisemitizmin kanun olarak kabul edildiği Almanya’da, küfrün başı ve Yahudi varlığının destekçisi İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde dahi halkların devasa yürüyüşleri bunun güzel bir göstergesi oldu.

5. Filistin’de yaşananlar küfrün tek bir millet olduğunu, Yahudi varlığının ve arkasındaki Batılı kâfirlerin İslâm ve Müslümanlara karşı ne kadar düşman olduklarını, ekini ve nesli yok etmek ve ümmeti boyun büktürmek için hiçbir kural tanımadıklarını gösterdi!

6. Filistin’in bölündüğü 1948 veya 1967 sınırları, “Doğu Kudüs” ve “Batı Kudüs” tanımlamaları, “iki devletli Amerikan planı” gibi kavramların Filistin konusunda çözüm olmadığını ve gasıp Yahudi varlığını meşru gösterme çabaları olarak tekrar edildiğini gösterdi! Her ne olursa olsun İslâm’a göre Yahudi varlığı orada işgalcidir; Filistin topraklarının her karışı İslâm toprağıdır; İslâm orduları cihat ile fethetmiştir ve kıyamet kopana kadar bu hüküm değişmeyecektir. Oradaki tek, kalıcı çözüm; gasıp Yahudi varlığının yok edilmesi ve İslâm’ın tatbik edilmesidir.

7. Birilerinin Filistin meselesini; “Arapların sorunu”, “Filistinlilerin sorunu”, “Gazze sorunu” olarak göstermeye çalıştığını, İslâmi esaslardan kopararak seküler hâle getirmeye çalıştığını gösterdi! Her kim, ne söylerse söylesin Filistin meselesi akidemiz ile ilgili İslâmi bir meseledir.

8. Bu süreç bize, Müslümanların başındaki birkaç yöneticinin bir kez daha kınama mesajları yayınladıklarını, diğerlerinin ise sessiz kaldığını ve hatta bazılarının bu katliam sürecinde bile “İsrail’i” destekleyerek ne kadar hain olduklarını gösterdi!

9. Bu süreç bize, Müslümanların yaşadığı tek bir ülkenin dahi yüzlerce Müslüman katledilirken, binlerce Müslüman yaralanırken “İsrail” ile olan diplomatik ilişkilerini askıya almadığını, elçileri ve konsolosları kovmadığını, anlaşmaları iptal etmediğini, limanlar ve hava sahalarını engellemediğini, Yahudi varlığının arkasındaki kâfirlere karşı tek bir somut adım atmadığını gösterdi! Kendi yapmaları gereken şeyleri kâfirlere ve onların BM’sine, Filistin’deki örgütlere havale ederek kınama mesajları ile ihanetlerini gizlediklerini gösterdi! Mesela, Türkiye her seferinde “İsrail’i” terör devleti olarak gördüğünü söylemiş ancak bu terör devleti ile siyasi, askerî ve ekonomik ilişkilerini devam ettirmiş, dünyayı somut adımlar atmaya davet ettiği hâlde, kendisi somut küçük bir adım dahi atmamıştır.

10. Müslümanlar dua, boykot, yardım, meydan amelleri ve benzeri faaliyetler ile fert ve topluluk olarak kardeşlerinin yanlarında olduğunu gösterdi! Müslümanların ellerinden geleni yaptıklarını, her türlü engellemelere rağmen sınırlara yürüdüklerini, yöneticilerin somut adımlar atmasını istediklerini gösterdi. Ordular Aksa’ya!”, “Ordular Kudüs’e!” veya “Mehmetçik Kudüs’e!” çağrıları bu konuda Müslümanların taleplerini gösteren güzel örneklerdir.

11. Filistin bize cemaatlerimizin, vakıf ve derneklerimizin çoğunun hayır kampanyası, dua teşvikleri, basın açıklamaları kadar Filistin’i kurtaracak İslâmi çözümleri anlatmadıklarını, anlatmaları gerektiğini gösterdi. Filistin konusunda tüm İslâmi yapıların gayretleri önemli ve umut vericidir. Ancak bu gayretin somut ve köklü çözümlere yönelik adımlar ve projeler üzerinde bina edilmesi elzemdir. Somut adımları ve köklü çözümleri içermeyen tüm çalışmalar, -ne kadar iyi niyetli olsa da- Müslümanların asıl yapmaları gereken işleri bırakarak tali işlerle uğraşmasına, meselenin çözülmemesine neden olan çalışmalardır.

12. Filistin konusunun; BM, İslâm İşbirliği Teşkilatı, Avrupa’ya havale edilemeyeceği gibi Filistin yönetimi olarak bilinen Abbas yönetimine ve Hamas gibi örgütlere havale edilemeyeceğini gösterdi!  Çünkü BM, AB, “İsrail’in” kurucusu ve destekleyicisi; Filistin yönetimi, Yahudi varlığına bağlı ve onun çıkarları için kurulan kukla bir yönetim; İslâm İşbirliği Teşkilatı, kâfirlere dost ülkelerin birlikteliği; Hamas gibi yapılar ise demokrasiye bulaşmış, eli kanlı İran ile işbirliği içinde olan ve Yahudi varlığı ile mücadelede diğer devletlerin işleri havale ettiği yapılardır. Filistin meselesi ancak bir örgüt ile değil Müslümanların geneline ait bir devlet ile temsil edilebilir.

13. Filistin bize; Filistin, Suriye, Türkistan, Arakan ve tüm beldelerimizin kurtuluşunun Râşidî Hilâfet olduğunu, Halife olmadan korunamadığımızı, savaşamadığımızı, dini hâkim kılıp fitneyi ortadan kaldıramayacağımızı gösterdi.

Mescid-i Aksa ve etrafının işgal altında olması, diğer beldelerimizin işgal altında olması ve canların, malların saldırıya uğraması ve tüm yaşadıklarımız, İslâm’ın hayata hâkim olmamasından dolayıdır. Özelde Filistin konusu ve genelde tüm Müslümanların yaşadığı sorunlar ancak İslâmi bir hayatın varlığı ile köklü bir şekilde çözülebilir. Çünkü sorunların kaynağı, küfür ve işgaldir. Küfrün tatbik edildiği, işgalin olduğu yerde sorunları çözmek mümkün değildir. Bu ise ancak Allah Rasulü’nün vaat ettiği 2. Râşidî Hilâfet Devleti’nin kurulması ile mümkündür. Bu yüzden Müslümanların bu konuda hedef koymaları ve bunun için İslâmi ölçülere uygun şekilde çalışmaları farzdır.

Zalimlerin hasmı Allah’tır. Zalimlerin geçmişte olduğu gibi bugün de yenileceklerini Allah yazmıştır. Allah’ın takdirini ise kimse değiştiremez. Allah onlara sadece zaman veriyor. Biz ve onlar bu süreçte imtihan ediliyoruz. Zalimlere meyletmeden Allah’ın dinine yardım etmeli ve İslâmi bir hayat için çalışmalıyız.

Duamız, Filistin için zamanın zalimi Calut’tan kurtulmak için dua eden Talut komutanlığındaki İsrail oğullarının duası gibi; “Rabbimiz Filistin’i kurtaracak Selahattinler gibi komutanlar, Ömerler gibi yöneticiler istiyoruz” şeklinde olmalıdır.

___

#OrdularAksaya

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız