loader

Değerlerine Sarılma Zamanı: Sıla-i Rahim

Sözlükte “sıla; “ulaşmak, kavuşmak, bağ, irtibat, rahim ise yakınlık, şefkat, merhamet” manalarına gelmektedir. Istılahta ise akrabalık hak ve hukukunun yerine getirilmesidir. Sılairahim; kan, evlilik ya da süt yoluyla oluşan akrabalık bağını koruma, onlara ilgi gösterme, iyilik ve yardımda bulunma, sorun ve problemlere rağmen ilişkileri devam ettirebilmektir. Yakın, uzak, mahrem ve mahrem olmayan tüm akrabalar ile ilişkileri kapsar. Sılairahim insanlar arasındaki bağları güçlendirir, sevinçleri artırır, hüzünleri azaltır; yalnızlığın ilacı, sorunların kolay çözümü, aile ve toplumsal huzur, güven ve mutluluğun vesilesi ve İslâmi sorumluluğumuzdur.

Sılairahim, İslâm’ın önem verdiği değerlerden bir tanesidir. Yakın akraba ile sılairahim, namaz, oruç, hac gibi Allah’ın bizzat Kur’an’da emrettiği farzlardandır. Sılairahimi gözetenler ayet ve hadislerde övülmekte, terk edenler ise azap ile tehdit edilmektedir. Bu yüzden âlimler yakın akraba ile sılairahim yapmanın farz, sılairahimi koparmanın ise haram olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir. Bu ayet ve hadislerden bazıları şunlardır:

[اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَا۪يتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ] “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” [Nahl Suresi 90]

[لا يَدْخُلُ الجَنَّةَ قَاطِعٌ] “Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez.” [Buhari, Müslim]

[الرَّحمُ مَعَلَّقَةٌ بِالعَرْشِ تَقُولُ : مَنْ وصلني وَصَلَهُ اللَّه ، وَمَن قَطَعَني ، قَطَعَهُ اللَّه] “Akrabalık bağı arşıâlâya tutunarak şöyle demiştir: Beni koruyup gözeteni, Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden Allah rahmetini kessin.” [Buhari, Müslim]

[مَنْ أَحبَّ أَنْ يُبْسَطَ له في رِزقِهِ ، ويُنْسأَ لَهُ في أَثرِهِ ، فَلْيصِلْ رحِمهُ] “Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin.” [Buhari, Müslim]

Bu ve benzeri ayet ve hadislerde sılairahim imanın gereği, Allah’ın rahmetine, rızkın genişlemesine, ömrün uzamasına, cennete girmeye, cehennemden uzaklaşmaya, duaların kabul olmasına ve büyük ecir kazanmaya vesile olan bir amel olarak anlatılır. Bir Müslümanın Allah’ın rahmetinden uzak olması, Allah ile bağının kesilmesi, rızkın ve ömrün bereketinin olmaması, cennete girememe ihtimali yakın akraba ile ilişkileri kesenler için büyük bir tehdittir. Bu yüzden her ne sebep olursa olsun sılairahim gözetilmeli ve yerine getirilmelidir. Hatta akrabaları sert ve katı olsalar, ilişkileri koparsalar dahi sılairahim korunmalıdır. Allah Rasulü şöyle buyurdu: “Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam edendir.” [Buhari, Tirmizi]

İslâm, sağlam bir aile bağı ve güçlü bir toplumun inşasını hedef edinmiştir. İslâmi bir toplum ancak Allah’ın emir ve nehiyleri ile birbirine bağlı kalabilir. Aile bağlarının ve akrabalar arasındaki ilişkilerin korunması aslında toplumun da korunmasıdır. İşte İslâm bizi biz yapan değerleri belirlemiş ve bu şekilde birlik, beraberlik, huzur ve güven toplumu oluşturmuştu.

Sılairahim, bizi biz yapan değerlerin başında geliyordu. İslâm dışında hiçbir beşerî düşünce ve nizam insanlar arasında bu şekilde mükemmel bir ilişki ve nizam koyamazdı. Koymuş olsa dahi uygulama imkânı sağlayamaz, sadece hayal ürünü olarak kitaplarda yazılı kalırdı. Müslümanlar İslâmi değerlere sarıldılar, sılairahimi korudular ve güven, huzur, mutluluk ve refah toplumunu oluşturdular.

Maalesef bugün şehirleşme kültürünün etkisi, teknolojinin yanlış kullanımı, şeytan, nefis, dünya hayatının hırsı, iş ve daha birçok sebepten dolayı akrabalarımız ile olan ilişkilerimizi kopardık. Aynı köyde, aynı mahallede, aynı sokakta hatta bazen aynı binadaki akraba ve komşularımız ile ilişkilerimiz kalmadı. Birçok iletişim ve ulaşım araçlarına rağmen birbirimizin hâl-hatırını soramaz olduk. Cenazeler ve düğünlerde dahi görüşmez olduk! Sadece kendi ailesi ile hatta kendisi ile dijital bir dünyada yalnızlaşan nesiller çoğaldı. Allah için akrabaları ziyaret etmek, hediyeleşmek, onların derdi ile dertlenmek, güzel günlerinde yanlarında olmak, aramak ve sormak gibi güzel hasletleri terk ettik.

Akrabalarına gitmeyen ve hatta tanımayan nesiller ortaya çıktı. Anne ve babaların terk edildiği, adına “huzur evi”; kadınların korunmak zorunda kaldığı, adına “sığınma evleri”; kimsesiz, sahipsiz çocukların toplandığı, adına “barınma evleri” dedikleri mekanlar çoğaldı. Sokakta yaşayan insanlar, yalnızlığa itilen hatta cenazesini dahi kaldıracak yakını olmayan insanlar çoğaldı. Pandemi korkusu ve yasaklarının da etkisi ile zayıflayan akraba ilişkilerimiz iyiden iyiye kaybolmaya başladı. İnsanlar hastalık korkusu veya bahanesi ile sılairahim sorumluluğunu unuttu. Kendini haklı çıkaracak gerekçeler oluşturdu.

Hâlbuki akraba bağlarına bugün çok daha fazla ihtiyacımız var. Bir ve beraber olmaya daha fazla önem vermeliyiz. Sorunların üstesinden gelebilmek, sevinçlerimizi çoğaltmak ve üzüntülerimizi azaltmak için birbirimize ihtiyacımız var. Yapılan araştırmalar bile akraba ilişkilerinin güçlü olduğu toplumlarda insanların daha mutlu, huzur ve güven içinde yaşadıkları; bunama, depresyon ve diğer psikolojik hastalıklardan korunduklarını gösteriyor. Bu zor şart ve imtihanları kazanabilmek; birey, aile ve toplum olarak değerlerimize daha fazla sarılmak, bizi seven insanlar ile daha fazla iletişim kurmak, birlikte olmak ve yardımlaşmakla mümkündür. Tek başına bu sorunların üstesinden gelebilmek neredeyse imkânsızdır. Aslında sılairahim, bu acımasız dünyanın –daha doğrusu dünyayı acımasız hâle getiren beşerî sistemlerin- zorluklarına karşı birlikte hareket ederek korunmaktır.

Şimdi kendimize şu soruları sormalıyız: Tüm sorunlara rağmen akrabalarımız ile bağlarımızı ne kadar koruyabiliyoruz? En son ne zaman sadece Allah rızası ve akrabalık bağlarımız gereği yakın akrabamızı ziyaret ettik, telefonla aradık, hediyeleştik, üzüntülerine ve mutluluklarına ortak olduk? En son ne zaman yakın akrabamızın derdi ile dertlendik, hastalık, kaza veya başka bir sıkıntısı nedeni ile onların yanında olabildik?

Düşünerek cevap veriyorsak bu sorulara şimdi değerlerimize sarılma zamanı ve hatalarımızdan tövbe ederek düzeltme zamanı. Bu mübarek Ramazan ayı değerlerimize sarılma zamanı olsun. Sılairahim sorumluluklarımızı gözden geçirelim ve yerine getirelim. Yakında veya uzakta akrabalarımız ile yakınlık derecelerine göre arayalım, görüşelim, ziyaret edelim, hediyeleşelim, sevinç ve hüzünlerine ortak olalım ve yardımlaşalım. Biz buna mecburuz; bu bir ibadet, bu dünya ve ahiret saadeti için sorumluluğumuzdur. Aksi hâlde akraba bağlarını koparanlar ile ilgili Rabbimizin azap tehdidinin üzerimize geleceğini unutmayalım.

___

#DeğerlerineSarıl

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız