loader

Ben Bir İnsanım! Ya Siz?

Bir sokak röportajı esnasında etrafını sardılar ve ırkçı yalanlarla doldurulmuş zihinlerindekini, daha on yedisindeki Suriyeli genci bir kaşık suda boğmak istercesine seri şekilde saydırdılar koca koca adamlar. Tıpkı pusuda bekleyen namluların şarjörlerindeki tüm kurşunları yavru bir kuşa boşalttığı gibi…

“Teşbihte hata olmaz” der edebiyat…

Bundan sonrası hakikat!

“Ben bir insanım!” dedi yağan kurşun gibi sözlere karşı cesurca, sırtında çantası, dilinde kelimeler; “belki anlatabilirim bir umut derdimi, kendimi” diye ileri çıktı.

“Ben bir insanım!”; “belki biraz daha fazla oy alabilirim” diye insanların ırkçı duygularını kabartan siyasilerin hedef tahtasına oturttuğu.

“Ben bir insanım!”; “başımın üstünde bir çatım olsun” diye açgözlü insanların kömürlüğünü daire fiyatına kiralamak zorunda kalan.

“Ben bir insanım!”; “ekmek param olsun” diye fırsatçı insanların asgari ücretin yarı fiyatına çalıştırdığı ve onu bile vermemek için polisle tehdit edilen. İçimde “deport” endişesi ve sınırın diğer tarafında celladımın beklediğini bilerek susan.

“Ben bir insanım!”; 8 aylık bebeğim ve doğmamış çocuğum karnında, tecavüz edilip öldürülürken eşim, “Bütün Türkler böyle değildir” diyerek, “suçun şahsiliği” ilkesini bir tokat gibi ırkçı medya ve siyasilerin yüzüne çarpan.

“Ben bir insanım!”; her sabah ekmek parası için evden çıkarken çetelerin “nasılsa sığınmacı ses çıkaramaz, polise gidemez alırız cebindeki parayı” diyerek kurban bellediği.

“Ben bir insanım!”; çocukların bile beynine kazındığı ırkçı söylemlere okulda maruz kalan, tahkir edilip umutları elinden alınan.

“Ben bir insanım!”; bir zalimin katliamından kurtulup başka zalimlerin zulmüne maruz kalan.

“Ben bir insanım!”; bir avuç umut için Akdeniz’de boğulan, sınırda soyulan, kurşunlara hedef olan.

“Ben bir insanım!”; konjonktüre göre “muhacir” sayılan, konjonktür değişince “kapıları açarım” diyerek Batı’ya karşı tehdit malzemesi olarak kullanılan.

İnsan olmak bir iddiadır ve ispat ister. Hududullah aşılınca insan, hayvandan aşağı olur.

Düşünün, her gün sokaklarda gördüğünüz köpekleri!

Bir sınır belirler ve o sınırı ihlal eden diğer köpekleri havlayarak tehdit ederler. Daha ileri giderse müdahale başlar. Boğuşma ve hatta bu çekişme ölümle bile sonuçlanır. Oysa karşıdaki aç bir köpektir ve sadece karnını doyurmak ister. Mahallenin çöpü hepsine yeter fakat onlar birer hayvandır ve kabarmış içgüdülerini bu şekilde tatmin ederler.

Lakin insan içgüdülerini hayvan gibi doyurursa işte o zaman Allah Subhanehu’nun ifadesiyle “esfele safilin (aşağıların aşağısı)” derecesine iner. Zira aklı olduğu hâlde hayvanlar gibi hareket etmiştir.

Allah Subhanehu ve Teâlâ, “Biz insanı en güzle şekilde yarattık” der. Peki, insan nasıl daha sonra aşağıların aşağısı durumuna, aşağılık bir hâle düşer?

“Rızık Allah’tandır” der ağız ucuyla ama ekmeğini aldığını ve aç kalacağını iddia eder.

Hududullah aşılınca olur insan hayvandan aşağı  

Okşar tenini “ırkçılık” denen, parlak bir kaşağı

Atar şeytan boynuna, süslenmiş kölelik bağı

Yüz yıldır yutturur insanlara bu aşağılık yalanı

 

Öküz müdür ki insan, üstün olsun ırkı?

Var mıdır beyazın siyahtan farkı?

Ya da Arap’ın Acem’den, Türk’ün Kürt’ten?

Yine de fasılasız söylenir bu batıl şarkı

 

Kim çizdi bu sınırları? Sizi kim etti düşman?

Başınıza kim koydu birer saptırıcı şeytan?

Kardeştiniz Çanakkale’de yıkılmadı iman

Şimdi söyleyin bakalım: “Kimin zaferi Lozan?”

 

Közlenmiş bir ateştir; söndürdük zanneder gavur

Öyle bir ateş ki, bir kere düşmeye görsün

Ne okyanus söndürebilir ne sağanak yağan yağmur

Kanında dolaşır her an aldığın nefes olur

Kibirlenmek boşuna hamurun bir avuç çamur

Buyur gel, ey zalim! İstediğin kadar kudur!

Senin de saltanatın bir mezarda son bulur…

___

#BenBirİnsanım

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız