Gökte Tek Hilal, Yeryüzünde Tek Ümmet
23 Şubat 2026

Gökte Tek Hilal, Yeryüzünde Tek Ümmet

İslam’da ayların belirlenmesi hilalin görülmesine dayanır. Her ayın başlangıcı gibi Ramazan ayı da hilalle başlar. Bu durum yalnızca astronomik bir tespit değil, doğrudan şer’î bir hükümdür. Kur’an-ı Kerim’de Allah (svt) şöyle buyurur:

“Sizden kim o aya erişirse onu oruçla geçirsin” [Bakara, 2/185]

Resulullah (sav) ise meseleyi açık ve bağlayıcı bir şekilde ifade etmiştir: “Hilali gördüğünüzde oruç tutun, onu gördüğünüzde bayram edin; hava kapalı olursa ayı otuza tamamlayın. (Buhari, Müslim)

Bu beyan, Ramazan’ın başlangıcının ve bitişinin hilalin görülmesine bağlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu noktada hükmün dayanağı nassın kendisidir. İbadetin başlangıcı akli tahminle değil, şer’î delille sabittir. Sahabe (ranhum) döneminde uygulamanın nasıl olduğuna dair rivayetler de bulunmaktadır. Bir seferinde bir kafile Medine’ye gelerek hilali gördüklerini haber vermiş, bunun üzerine Resulullah (sav) Müslümanlara iftar etmelerini emretmiş ve ertesi gün bayram namazına çıkmalarını bildirmiştir. (Ebu Davud, Tirmizi) Bu rivayet, başka bir yerde görülen hilalin haber yoluyla ulaştığında bağlayıcı olabileceğine işaret eder. Çünkü maksat, Ümmetin birlikte oruca başlaması ve birlikte bayram etmesidir. Nitekim Resulullah (sav), “Oruç tuttuğunuz gün oruçtur, bayram ettiğiniz gün bayramdır” (Tirmizi) buyurarak ibadetin cemaatle birlikte eda edilmesine dikkat çekmiştir.

Fıkıh alimleri, hilalin farklı beldelerde görülmesi meselesini ayrıntılı biçimde tartışmışlardır. İmam Şafii rahimehullah bazı durumlarda beldeler arası farklılığı dikkate almış, cumhur ulema ise bir beldede sabit olan rü'yetin diğer beldeler için de bağlayıcı olabileceğini ifade etmiştir. Bu yaklaşımların ortak amacı, Ümmetin ibadet zamanlarında birlik içinde hareket etmesini sağlamaktır. Çünkü Ramazan yalnızca bireysel bir ibadet değil, Ümmet bilincinin en güçlü şekilde hissedildiği aydır. Resulullah (sav)’in “İmam kalkandır; onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur” (Buhari, Müslim) hadisi, Ümmetin bir otorite etrafında toplanmasının önemini göstermektedir. İmam bulunduğunda hilal ilanı tek merkezden yapılır, Müslümanlar birlikte oruca başlar ve birlikte bayram ederdi.

Günümüzde ise farklı kararların ortaya çıkması, Ümmetin ortak bir otorite etrafında birleşemeyişinin bir yansıması olarak görülmektedir. Ramazan’a girerken yalnızca hilal ihtilafını değil, Ümmetin yaşadığı nice ağır imtihanları da görüyoruz. Sayısız Müslüman bu mübarek aya savaşın, yoksulluğun ve baskının gölgesinde girmektedir. Oysa Ramazan rahmet ayıdır; rahmetin yeryüzünde güçlü şekilde hissedilmesi ise adaletin ve izzetin korunmasıyla mümkündür. Ümmetin başında bütün Müslümanları temsil eden bir halife bulunsaydı, Ramazan’a daha güçlü bir birlik ruhuyla girilir, mazlumların sesi daha gür çıkar, kararlar daha müşterek alınabilirdi.

Halife demek, parçalanmış coğrafyaların yeniden tek bir ümmet bilinciyle buluşması demektir. Hilal gökte nasıl tekse, Ümmet de hakikatte tektir. Onu bir arada tutacak, ihtilafları azaltacak ve gücü birleştirecek bir otoriteye olan ihtiyaç her Ramazan’da daha derinden hissedilmektedir. Ramazan vahdet mevsimidir. Aynı sahur vakti, aynı iftar sevinci, teravihte omuz omuza saf tutuş, zekât ve fitreyle kardeşinin derdiyle dertlenmek… Bütün bunlar ümmet olmanın kuru bir söylem değil, ortak bir kulluk bilinci olduğunu gösterir. Hilalin bir yerde görülüp diğer beldelere ulaştırılmasıyla Ümmetin birlikte hareket etmesi de bu bilincin fiili tezahürüdür. Çünkü hilal gökte tek olduğu gibi, Ümmet de tektir.

Bu rahmet ayında ellerimizi semaya kaldırırken yalnızca kendi affımızı değil, Ümmetin vahdetini de talep etmeliyiz. Duamız şudur: Allah bu rahmet ayında Ümmete birlik, diriliş ve izzet nasip etsin; kalplerimizi vahdet üzere toplasın. Adaletin ve merhametin yeryüzünde yeniden güç bulduğu günleri bizlere göstersin. Allahümme âmin.