
Sömürgeci ABD ve Rusya, Birbirini Hırsız ve İşgalci Olarak Tanımladı
Köklü Değişim Medya
İki sömürgeci devlet ABD ve Rusya Kazakistan tartışması üzerinden birbirini hırsız ve işgalci olarak tanımladı. Özellikle İslam beldelerinde gerçekleştirdikleri katliam, işgal ve talanla tanınan ABD ve Rusya, tarihte ve bugün sabıkalarının kabarık olmasına rağmen ahkam kesmeye ve kendilerini temize çıkarmaya dönük bir tartışmayı arsızca sürdürmeye devam ediyor.
İlk olarak ABD Dışişleri Bakanı Blinken, açıklamasında Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) liderliğinin, protestolar ve şiddet olaylarının yaşandığı Kazakistan'a “barış gücü” gönderme kararını eleştirdi. Bilindiği üzere Rusya, emri altındaki Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in çağrısı üzerine katliama girişecek Rus ordusunu Almatı’ya göndermişti.
Kazakistan'ın KGAÖ'ye yardım başvurusunun soru işaretleri yarattığını söyleyen Blinken, "Neden dış yardıma ihtiyaç duydukları anlaşılır değil. Tarihten bir ders: Evine Ruslar girdiyse onları evden çıkarmak zor olabilir" demişti.
Bu sözleri söyleyen ABD, 20 yıl boyunca Afganistan’ı “demokrasi getiriyorum” diye işgal altında tuttu ve Irak’ta hala işgali devam ediyor. ABD, sadece bu iki İslam beldesinde milyonlarca Müslümanı katletti, yeraltı zenginliklerini sömürdü ve hala terörü destekleyerek kargaşa ve kaosu körüklüyor. ABD, Afrika, Ortadoğu, Güney Amerika ve Asya’da bizzat kendisi ya da yerli işbirlikçileriyle gerçekleştirdiği darbe ve saldırılarla maddi çıkarları ve siyasi nüfuzunu korumak için kan döküyor.
Rus Dışişleri'nden Blinken'e Yanıt
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanı Blinken'in basın toplantısındaki "Evine Ruslar girdiyse onları evden çıkarmak zor olabilir" şeklindeki sözlerine yanıt vererek, "ABD evinize girdiğinde hayatta kalmak, soyulmamak ve tecavüze uğramamak zordur. Bu davetsiz misafirleri kapılarının eşiğinde bulan Kuzey Amerika yerlileri, Koreliler, Vietnamlılar, Iraklılar, Panamalılar, Yugoslavlar, Libyalılar, Suriyeliler ve daha çok sayıda şanssız insanın ekleyecek çok şeyi var" ifadeleriyle misilleme yaptı.
Bu arsız cevabı veren Rusya’nın geçmişi ve bugünü pek parlak değil. Sovyetler döneminde savaşlar ve uyguladığı politikalar ile insanları aç bırakan Moskova, milyonlarca insanı acımadan katletmişti. Çeçenistan, Afganistan ve Kırım’ın işgal eden Rusya, ABD’nin davetiyle geldiği Suriye’de de hava bombardımanlarıyla binlerce Müslümanı katletmişti. Halep ve İdlib’de çocuk, kadın demeden giriştiği katliamlardan yansıyan paramparça olmuş ceset görüntüleri olayın vehametini ortaya koyuyordu. İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’daki ve Orta Asya’daki katliamları ile tanınan Kızıl Ordu bugün Rusya Federasyonu ordusu adıyla benzer saldırgan ve sömürgeci karakterini sergiliyor.
Bu iki sömürgeci devlet ABD ve Rusya’nın menfaatleri için en azgın işlere imza attığı, en vahşi katliamlara giriştiği bilindiği halde sırf koltuğundan ve lüks hayatından vazgeçemeyen tek derdi dünyalık olmuş İslam beldelerindeki yöneticiler de bu vahşilerle iş tutabiliyor. Kendi halklarına düşman kesilmiş bir avuç elit dayattıkları kapitalist nizamın bekası için önce orduyu devreye sokuyor ve gücü yetmeyince de efendilerini kendi topraklarını işgale çağırıp, terörle mücadele adı altın halkını katlettiriyor.
Son olarak Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, ülkeyi aile şirketine çevirmiş Nazarbayev’in gölgesinde bir avuç açgözlü elitten oluşan rant halkasını doyurabilmek için uçuk zamlarla halkı sefalete sürüklüyor. Halk bu zamlara isyan edince de terörist deyip, operasyonlara girişiyor. Daha önce de petrol ve doğalgaz zengini Kazakistan’da kötü yaşam koşulları ufak çaplı protesto edilmiş, hükümet bu protestoları ve grevleri kanlı bir şekilde bastırmıştı. Her ne kadar araya sızan provokatörler olsa da mikrofon tutulduğunda sokaktaki halk, “Nazarbayev Kazakistan’ı aile çiftliğine çevirdi. Biz terörist değiliz” ifadeleriyle yaşanan durumu özetliyor.
Liderler, hükümetler değişse de kapitalist laik düzen ayakta kaldığı sürece sömürü, talan ve sefaletin devam edeceği, asıl sorunun sömürü nizamı kapitalizm olduğu ve yerine İslam nizamının uygulanması gerektiği fikri kitlelere hakim olmadıkça devrimlerin çalındığını Tunus'ta, Mısır'da, Suriye'de, Sudan'da v.s. görülmüştü. Kapitalizm, seçim sandıklarını halkın önüne koyarak harekete geçirdiği savunma mekanizmasıyla bir çok kez bekasını koruyabilmişti.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi





