
"Siyasal İslam ve Çöküş Hurafesi"
Köklü Değişim dergisinin “Siyasal İslam var mı yok mu? Ölü mü diri mi?” başlıklı 165. sayısında yazarımız Dr. Abdurrahim Şen, “Siyasal İslam ve Çöküş Hurafesi” başlıklı bir makale kaleme aldı.
Bugün birçok Müslüman’ın zihin dünyasını bulandıran özelliklede sömürgeci batılı devletler ve müsteşrikler tarafından çokça dillendirilen konuların değerlendirildiği makalesinin girişinde sayın Şen, geçen yüzyılın ortalarından itibaren Müslümanların İslam’ın ekonomik, sosyal, siyasi vb. ilişkileri düzenleyen kapsamlı ve kuşatıcı bir siyasi düzen olduğunun farkına varmasıyla birlikte bu bilincin birçok İslam beldesinde yaygınlaştığının ve halkların seküler formda oluşturulmuş siyasal düzenlerin İslam temelli değişimi yönünde aksiyon almaya başladığının üzerinde duruyor. Bu durumun ise Batı’yı korkuttuğunu ve tehdit ettiğini belirterek İslami hayatı var etme hareketine karşı yerel ve küresel ölçekte düşmanlaştırmayı hedefleyen bir tanımlama olarak “siyasal İslam” kavramının tedavüle sokulduğunun altını çiziyor. Yazar devamla siyasal İslam denildiğinde herkesin aynı şeyi anlamadığını, hayata Batılı seküler pencereden bakanlara göre dinin insan ile Allah arasında özel bir mesele olarak algılandığını ve bunlara göre din ile siyasetin ilgisinin olmadığını söylüyor.
Yazar bu girişten sonra İslam’ın diğer dinlerden farkını ortaya koyarak birilerinin iddia ettiği gibi sadece dinin, kişi ile Allah arasında bir olgu olmadığını bilakis İslam’ın insan, hayat ve evren maddesinin öncesinde varlığı mutlak olan Allah Teâlâ’dan gelmesi bakımından ruhi; tüm insan ilişkilerini düzenleyici hükümler içermesi bakımında siyasi bir din olduğunu ve dolayısıyla İslam’ın bir din ve devlet olduğunu önemle ifade ediyor. Yani İslam’ın Allah ile (itikat ve ibadet) kişinin kendisi ile (ahlak) ve kişinin diğerleri ile ilişkilerini (muamelat ve ukubat) düzenleyen kurallar bütünü olduğunu söylüyor.
Şen makalesinin ilerleyen bölümlerinde ise bugün demokratik düzlemde siyaset yapan ve kendisine siyasal İslam yakıştırılması yapılan başta AK Parti olmak üzere Müslümanları temsil eden diğer siyasi partilerin tüzük ve parti programlarının İslam hükümlerine göre derlenmediğini beyan ediyor. Yanı sıra AK Parti’nin siyasal İslam olarak nitelenmesinin nedeninin ise sadece yönetici ve destekçilerinin Müslüman bireyler olmalarından kaynaklandığını ifade ediyor.
Yazar bu tespitlerden sonra Türkiye ve dünyada siyasal İslam’ın yükselişte olduğunu, özelikle de 2010 yılında Tunus’ta başlayan ve onlarca Arap ve Afrika ülkesine sıçrayan halk ayaklanmalarının, sadece kötü yaşam koşullarına ve dikta-kukla rejimlere verilmiş bir tepki olmadığını bilakis arkasındaki efendilerine ve küresel kapitalist sisteme karşı yapılan bir kıyam olduğunu vurguluyor. Ancak Batılı siyaset mühendisleri ve İslam coğrafyasındaki işbirlikçilerin süreci manipüle etmeyi başardıklarını söylüyor.
Şen, son olarak siyasi sahneden el çektirilmesinin ardından yüzyıldır İslami beldeleri cehenneme çeviren kapitalist yağmacı düzenin yegâne alternatifinin İslam’dan başkasının olmadığını dile getirerek aslında kapitalist siyasetin çöküşüne dikkat çekerek makalesini şu sözlerle tamamlamıştır;
”Fas, Tunus, Mısır ve Türkiye tecrübelerinden hareketle “Siyasal İslam çöktü!” türünden yapılan değerlendirmeler, aslında kapitalist siyasetin çöküşüne işaret ediyor. Çünkü bu ülkelerde -sözüm ona- “İslamcı” denilse de partilere tüzük, program ve siyasetlerini dinin hükümlerinden derlemelerine izin verilmiyor. Rabbimizin “tüm sorunlarımız için şifa”, “âlemler için rahmet” olarak nitelediği İslam’ı hayattan bu sistemler ayırıyor. Söz gelimi; halk hastalıktan kırılıyor, eczanelerin kapısına kilit vurulmuş. İlaçla, şifa kaynağıyla hastaların bağı koparılmış. İlaç ulaşılamayacak hale getirildiği gibi hastalara bizzat sistem tarafından yapay, sentetik ilaçlar verilmiş… Daha sonra da gerçek ilaç hakkında olumsuz yakıştırmalar yapılıyor. Böyle bir vasatta bir düşüşten söz edilecekse kapitalist sistemin düşüşünü gizlemek için sahnelediği oyunun perdesinin düşüşünden söz etmek daha doğru olur.”
Makalenin tamamını "Siyasal İslam ve Çöküş Hurafesi" linkinden okuyabilirsiniz.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








