
“Porsiyonları Küçültmek” Kapitalizmin Zulmünü Sona Erdirir Mi?
Köklü Değişim Medya
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, yaptığı konuşmada dünyanın bir kısmının açlıkla mücadele ederken, diğer tarafta insanların açlıktan öldüğünü, adaletsiz bir mekanizmanın işlediğine işaret edip, aslında kapitalist demokratik nizamın dünyayı yaşanmaz bir yere çevirdiğini ifade etmiş oldu. Çözüm olarak israf ile mücadeleye çağırıp, asıl çözümün gelirleri zengin azınlığın elinde toplanmasına yol açan mevcut bozuk kapitalist nizamın ortadan kaldırılması olduğundan bahsetmedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Gelin, hep birlikte basit önlemler alalım. Mesela, alışverişe çıkmadan önce, alınacaklar listesi hazırlayalım. Porsiyonlarımızı küçültelim. Sadece ihtiyacımız kadarını alıp, bozulacağını bildiğimiz yiyecekleri istiflemekten vazgeçelim” dedi.
Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bakanlığın merkez kampüsünde düzenlenen "Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık" etkinliğine katıldı. Etkinliğe, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Viorel Gutu ve kampanya paydaşları ile kamu ve özel sektörden çok sayıda temsilci katıldı.
Emine Erdoğan, "Sen de Söz Ver" kampanyasına katılıp, gıdasını israf etmeyeceğine söz veren, sorumluluk sahibi 850 bin vicdanlı kişiye teşekkür ederken, "En yüksek sayıda online imzayı alarak bir rekor kıran bu kampanya takdire şayandır. Aramızda özel sektörden, STK'lardan, uluslararası kuruluşlardan, akademiden, medyadan, çok önemli isimler ve kanaat önderleri var. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz" diyerek selamlamada bulundu.
Çelişkilerle dolu bir dünyada yaşanıldığını belirten Emine Erdoğan, "Bir yanda yerkürede açlıktan ölen insanlar, bir yanda israf edilen tonlarca gıda var. Bildiğiniz gibi uluslararası örgütler zaman zaman bazı rakamlar açıklıyor. Bu rakamların çizdiği tablo içine düştüğümüz acıklı hali gözler önüne seriyor" diyerek mevcut durumu anlattı.
"Dünyada Her 9 Kişiden Biri, Açlıkla Mücadele Ediyor"
Emine Erdoğan, dünyada her 9 kişiden birinin açlıkla mücadele ettiği istatistiğini payalşıp, şöyle devam etti:
“Bu, yaklaşık 821 milyon insan demek. Öte yandan 670 milyon yetişkin ve 140 milyon genç obezite ile mücadele ediyor. Tüm dünyada tarladan satış noktalarına kadar, her yüz gıdadan 14'ü ziyan oluyor. Soframıza ulaşana kadar ise her yüz gıdadan 33'ü çöpe gidiyor. Gelişmiş ülkeler gıdayı daha çok marketlerde veya evlerinde israf ediyorlar. Bunun ekonomik bedeli 680 milyar dolardır. Gelişmekte olan ülkelerde ise gıda sofralarına gelmeden önce ziyan oluyor. Altyapı ve teknoloji yetersizliği hasatta, depolamada ve taşımada yaşanan kayıpların sebebidir. Bunun ekonomik bedeli ise 310 milyar dolardır. Yani çöpe giden gıdanın değeri 1 trilyon dolar.
İsraf edilen gıdanın 3'te 1'inin dünyadaki tüm aç insanları doyurmaya yeteceğine işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Son derece üzülerek söylüyorum ki ülkemiz de bu durumdan muaf değil. Günlük 4,9 milyon somun ekmek çöpe gidiyor. Taze meyve sebzenin israf oranı yüzde 50. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2019'da yayınladığı bir raporda gıda israfının yüzde 61'inin evlerde gerçekleştiğini söylüyor. Ülkeler arası seyahat eden yiyeceklerin, üretimden dağıtıma kadar, sera gazı salınımına katkısı, yüzde 6 ve maalesef buna benzer birçok rakam, uzun bir liste olarak önümüzde uzadıkça uzuyor.”
"Gıda İsrafına Tüm Dünya Olarak Devam Ediyoruz"
Emine Erdoğan, bir yandan iklim değişikliği ile mücadele edilirken bir yandan iklim değişikliğinde büyük payı olan gıda israfına tüm dünya olarak devam edildiğini vurgulayarak, "Sadece ülkemizde değil, tüm toplumlarda yemek, kültürün en önde gelen unsurlarından biridir. Her toplumun yeme içme adabı vardır. Bizim için yemek, en başta nimettir ve şifa aracıdır. İsraf edilmesi kabul edilmeyeceği gibi edebin dışında yemek yemek, insanın kendi haysiyetini ayaklar altına alır" dedi.
Konuşmasında İmam Gazali'nin "yemek yiyen kişinin, küçük lokmalarla yemesi ve ağzındaki bitmeden, elini diğerine uzatmaması gerektiği"ni anımsatan Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Adap kitaplarında sofraya ancak yetecek kadar yemek getirilmesi tembihlenir. İhtiyaçtan fazlasını sunmanın görgüsüzlük olduğu söylenir. Oysa geldiğimiz noktada ikram, güç gösterme aracına dönüştü. Açık büfelerin sonsuz çeşitliliği karşısında insanların çığırından çıkmış tüketim davranışları, başlı başına bir meseledir. İnsanın yalnızca iştahtan ibaret, kontrolsüz bir varlığa dönmüş olduğunu görüyoruz. İsrafla mücadelede geliştirilen eylem planlarının başında değerlerimizi hatırlamak geliyor.”
Emine Erdoğan yurt dışı temasları sırasında, Afrika ülkelerinin çoğunu ziyaret ettiğini hatırlatarak, "Orada görüp, şahit olduğum hüzünlü insan manzaraları, bir ömür benimle yaşayacak. Dünyanın bir yanında çocuklar bir lokma ekmeğe, bir bardak temiz suya muhtaç yaşıyorlar. Dünyanın başka bir yanında ise insanların bir ısırık alıp bıraktığı tonlarca yemek çöpe gidiyor" dedi.
"Küresel Seferberlikle Bu Utançtan Kurtulabiliriz"
Küresel bir seferberlikle bireysel davranışların da değiştirilerek insanlığın içine düştüğü bu utançtan kurtarılabileceğine işaret eden Emine Erdoğan, "Gelin, hep birlikte basit önlemler alalım. Mesela, alışverişe çıkmadan önce, alınacaklar listesi hazırlayalım. Porsiyonlarımızı küçültelim. Sadece ihtiyacımız kadarını alıp, bozulacağını bildiğimiz yiyecekleri istiflemekten vazgeçelim" şeklinde konuştu.
Emine Erdoğan, geleneksel mutfak kültürünün arttırılması ve atıksız mutfağın püf noktalarının uygulanmasının önemine değinerek, şunları söyledi:
Meyve ve sebzeleri mutlaka mevsiminde tüketelim ve en önemlisi, insana yakışır bir şekilde, yiyip içmenin kurallarını çocuklarımıza da öğretelim. Makro planda ise çok önemli bir formül mevcut. Gıda israfını engellemek için dünyada benimsenen en önemli uygulama, gıda bankacılığıdır. Gıdalar israf olmadan, bunların değerlendirilmesi mümkündür. Toplumumuzda bu konuda bilinç artırılmalı. Kurumlarımızla işbirliği içinde israfı engellemeliyiz. Tüm belediyelerimizin gıda bankacılığı işini ciddiye almaları gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin hızla yapılmasını temenni ediyorum.”
Konuşmaların ardından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, internet sayfası üzerinden vatandaşların katılımıyla verilen 790 bin söz ile "Çevresel sürdürülebilirlik konusunda dünyada en çok söz verilen kampanya" rekorunun Guinness nezdinde tescil belgesini Emine Erdoğan'a hediye olarak verdi.
“Porsiyonları Küçültmek” Kapitalizmin Zulmünü Sona Erdirir Mi?
Bilindiği üzere dünyaya hakim kapitalist nizam, dünyanın her yerinde sömürü çarklarını işletiyor. Hükümetler, çoğunluğa dağıtılması ve daha refah bir şekilde yaşaması gereken gelirleri, çevrelerinde oluşturdukları rant halkalarını doyurabilmek için ihalelerle ya da çıkarılan kanunlarla aralarında bölüşüyor. Kapital belli bir kısım azınlığın elinde toplanıyor. 8 kişinin servetinin 3,5 milyar insanın yani dünya nüfusunu yarısının mal varlığına eşit olduğu batıl nizamın çarkları dönüyorken, israf ile mücadele ederek açlığa çözüm aramak bataklık dururken, sivrisinekleri tek tek avlamaktan ibaret olduğu görülebiliyor.
Bugün Türkiye halkının çoğunluğunun ekonomik durumu neredeyse küçültecek porsiyon bile bulamaz duruma düşmüşken, açlık sınırında ya da altında yaşarken, istiflemekten vazgeçin, porsiyonları küçültün çağrısı, mevcut vakadan kopuk, halkın hislerinden ve yaşamında uzak bir çağrı olarak, tıpkı Versay Sarayı’ndan yapılan “Ekmek yoksa pasta yesinler” gibi umursamaz bir çağrı olarak boş tencerelerde yankılanmış oldu.
Eline gelirlerin çoğunu toplamış zengin azınlığın yaptığı yüklü israfın, çöplerden ekmek arayan ya da asgari ücretle geçim savaşı veren çoğunluğa da mal edilmesi ve ülkenin tok olduğu algısını oluşturma, aynen kapitalizmin illüzyonlarından biri olan tüm gelirlerin toplam nüfus sayısına bölünerek ortaya çıkarılıp, övüne övüne anlatılan kişi başına düşen gelir oyununa benziyor.
Oysa kapitalist iktisat nizamı yerine köklü çözüm olarak İslam iktisat nizamı uygulansaydı, sadece zekat müessesinin çalıştırılmasıyla fakirlik sorunu çözülecekti. Vatandaştan toplanan yaklaşık 1 trilyon liralık verginin 200 milyar lirası faiz lobilerine aktarılmayacaktı. Rüşvet, adam kayırma, yolsuzluk ortadan kalkacak ve servetlerin azınlığın elinde toplanmasının önüne geçilecekti. Özelleştirme olmayacak Afrika’nın, Ortadoğu’nun zenginlikleri sömürgeci Batılı şirketlerin vasıtasıyla sömürülemeyecek ve Doğu’dan Batı’ya doğru çoğu acıklı sonla biten mülteci akınları yaşanmayacaktı. Adil Halifeler yönetiminde Batı, Doğu’yu kıskanacak göç tersine dönecekti. İsraf elbetteki çirkin bir iş ama mevcut sefaletin asıl çözümü israfla değil, batıl nizam ile mücadeledir.
Çözüm ortadayken, çözümsüzlüğün nihayetinde kapitalizmin varlığından şikayet etmeden, tali yollara sapmak, mevcut sömürü nizamının ayakta kalması için dikkatleri başka bir yöne çekmekten başka neyle izah edilebilir?
Benzer Haberler

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








