Husilerin, Bab el-Mendeb’i Kapatması Ne Anlama Geliyor?
21 Temmuz 2026Köklü Değişim Medya

Husilerin, Bab el-Mendeb’i Kapatması Ne Anlama Geliyor?

Oynat: Husilerin, Bab el-Mendeb’i Kapatması Ne Anlama Geliyor?
0:00

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, Bab-el Mendep Boğazında Suudi Arabistan’a yönelik deniz trafiği yasağı ilan ettiklerini, kararın derhal yürürlüğe girdiğini ve bunun "ablukaya abluka" denkleminin parçası olduğunu duyurdu.

Dünya, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve etkilerini omuzlamaya çalışırken bir boğaz da daha kriz baş gösterdi.

İran destekli Husiler, pazartesi günü yaptıkları açıklamada, Riyad’ın, Yemen'e uygulanan abluka ve Sana Uluslararası Havalimanı'na yönelik son saldırıya misilleme olarak Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası başlattıklarını duyurdu. Açıklama, küresel deniz ticareti açısından kritik öneme sahip bir başka su yolunun da tehlikeye girebileceği endişesine yol açarken, bölgede çatışmaların yeniden tırmanabileceği de öngörülüyor.

Yahya Sari, yayımladığı videoda, Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasının derhal yürürlüğe girdiğini belirterek bunu "göze göz" ilkesine dayanan bir misilleme olarak nitelendirdi.

Husiler, ablukanın nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntı vermezken, Husi medya ofisinin başkan yardımcısı Nasruddin Amer, X hesabından yaptığı paylaşımda, Suudi Arabistan'ın "10 yılı aşkın süredir Yemen halkına uyguladığı haksız abluka" nedeniyle Bab el-Mendeb Boğazı'nın kapatılacağı detayını paylaştı.

Bab el-Mendep’in Stratejik Önemi ve Kapanması Ne Anlama Geliyor?

Arap Yarımadası'nın güney ucunda bulunan ve Arapçada "Gözyaşı Kapısı" manasına gelen Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'e ve oradan Süveyş kanalına açılan bir kapı konumunda. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu boğazdan geçerken, küresel konteyner taşımacılığının yaklaşık dörtte biri de Süveyş Kanalı'na ulaşmak veya kanaldan ayrılmak için 32 kilometre genişliğindeki bu ticaret yolunu kullanmaktadır.

Boğazın kapanması halinde ticari gemiler, Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu üzerinden Afrika kıtasının etrafını dolaşarak çok daha uzun ve masraflı bir rota izlemek zorunda kalacak. Bu durum Asya ile Avrupa arasındaki deniz yolculuklarını iki ila üç hafta uzatırken, nakliye maliyetlerini de önemli ölçüde artıracaktır.

Resmi adı "Ensarullah" olan ve kamuoyunda Husiler olarak bilinen yapı, daha önce Gazze'deki işgalci İsrail soykırımına karşı Kızıldeniz'deki gemileri aylar boyunca hedef alarak bu bölgede deniz trafiğini aksatabileceklerini ortaya koymuştu. Bu süreçte 100'den fazla gemi hedef alınmıştı.

İslam beldelerindeki yönetimler, ellerindeki bu gücü Gazze’deki katliamları durdurmak için kullanmadı. Hürmüz, Süveyş, Bab el-Mendep, Malakka ve İstanbul boğazları gibi stratejik konuma sahip ve küresel ticaretin can damarı olan bu geçitler, İslam beldelerinin elinde olmasına rağmen birlik içinde beklenen adım atmak yerine ABD liderliğinde hareket etmeye devam ediyor.

Husilerin saldırıları nedeniyle birçok büyük deniz taşımacılığı şirketi Kızıldeniz üzerinden seferlerini durdururken, ABD ve müttefikleri ticari gemileri korumak amacıyla çok uluslu bir deniz gücü oluşturmuştu.

Husilerin bu kez Suudi Arabistan'a karşı benzer yoğunlukta bir saldırı kampanyası başlatıp başlatmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Suudi Arabistan'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, Riyad yönetimi, ABD ve işgalci İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırıların ardından Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alması nedeniyle baskı altında. Suudi Arabistan, Hürmüz'e alternatif olarak Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'e her gün milyonlarca varil ham petrol sevk ettiği biliniyor.

Öte yandan Husilerin Suudi Arabistan'a deniz ablukası tehdidine karşı, Suudi liderliğindeki Arap koalisyonu Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki gemiler için güvenlik önlemi alacağını duyurdu.

Köklü Değişim,Husiler.jpeg

Ablukaya Karşı Abluka

Yemen'deki savaş, Husilerin 2014 yılında başkent Sana'yı ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü ele geçirerek hükümeti sürgüne yollamasıyla başlamış, taraflar arasında 2022 yılında ateşkes sağlanmıştı.

ABD-İngiltere nüfuz çatışmasının yaşandığı ülkede yaşananlar bu ateşkesin yeniden tehlikeye girebileceği olasılığını öne çıkarıyor. Zeydi dinî lider Hüseyin el-Husi önderliğinde Husiler, Yemen devlet başkanı İngiliz destekli Ali Abdullah Salih'e karşı bir muhalefet hareketi olarak ortaya çıktı ve ABD yörüngesinde hareket eden İran yönetimi tarafından desteklenerek vekil güç olarak sahnede yer aldı.

Husiler, Suudi Arabistan'ın, İran'da Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenine katıldıktan sonra Yemen'e dönen Husi liderlerini taşıyan uçağı hedef almak amacıyla Sana Havalimanı'nı vurduğunu açıklamıştı. Söz konusu uçak güvenli şekilde başka bir havalimanına iniş yapmıştı.

Bunun ardından Husiler, yıllar sonra ilk kez bu ölçekte bir saldırıyla Suudi Arabistan'ın Abha Uluslararası Havalimanı'nı füze ve insansız hava araçlarıyla vurmuştu.

Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun onayı olmadan uluslararası bir uçağın Yemen'e inmesini sağlayarak, ülkenin hava sahası üzerinde bağımsız karar alabilecekleri yeni bir fiili durum oluşturmayı amaçlamıştı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, silahların Husilere ulaşmasını engellemek amacıyla Yemen'in hava sahası ve limanları üzerindeki kontrolünü uzun süredir sürdürüyor. Husiler ise bu kısıtlamaların Yemen halkına yönelik toplu cezalandırma anlamına geldiğini ifade ediyor.

Yahya Saree pazartesi günkü açıklamasında, "Büyük halkımızın ablukaya abluka ile karşılık verme hakkını bir kez daha teyit ediyoruz" açıklamasında bulunarak misilleme mesajı verdi.

Saree ayrıca Husilerin, "pervasız Suudi düşmanının işleyeceği herhangi bir çılgınlığa kapsamlı ve kararlı bir tırmanışla karşılık vermeye hazır olduğunu" ifade ederek çatışmaya hazır olduklarını beyan etti.