"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Polonya’dan ‘İstanbul Sözleşmesine’ Karşı Diplomatik Atak
13 Ekim 2020Ajanslar - Köklü Değişim Medya

Polonya’dan ‘İstanbul Sözleşmesine’ Karşı Diplomatik Atak

Köklü Değişim Medya

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, aile kavramına son veren, eşcinsel ilişki ve evliliklerin önünü açan sözleşme, 46 ülke tarafından imzalanmasına, ardından da 34 ülke parlamentosu tarafından onaylanmasına rağmen tartışılmaya devam ediliyor.

Bu konudaki son gelişme, Polonya'da gündeme geldi. Basına yansıyan haberlere göre Polonya, İstanbul Sözleşmesi'nin revizyonu için öncelikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri nezdinde diplomatik bir atak başlattı.

Polonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Pawel Jablonski, konunun basına yansıması üzerine Polonya diplomasisinin "aile haklarının korunması" amacıyla uluslararası bir çalışma başlattığını Twitter mesajıyla doğruladı.

Polonya Dışişleri Bakanlığı, hangi ülkelerle görüşmeler yapıldığı konusunda ayrıntılı bilgi vermese de, olayı soruşturan basın, Çekya, Slovakya, Hırvatistan ve Slovenya ile konunun görüşüldüğünü bildiriyor.

Sözleşmeye Neden Karşı Çıkılıyor?

Polonya'daki sözleşme karşıtı gruplar bir süredir hükümet üzerinde, 2015 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesi için baskı uyguluyorlar.

Gruplar, İstanbul Sözleşmesi'ne, geleneksel aile kavramına zarar verdiği kaygısı ile karşı çıkıyor. Sözleşmedeki kadın erkek eşitliği vurgusunu ve kadın haklarının korunmasına yönelik önlemleri bu kaygıya gerekçe gösteriyorlar.

Sözleşmeye karşı çıkan gruplara göre kadınlara karşı gündeme gelen şiddetin nedeni, kadınlar ve erkekler arasındaki toplumsal eşitsizlik değil, alkolizm, cinsel özgürlük, ailelerin dağılması, boşanmaların artması ve bunlarla beraber gündeme gelen sosyal sorunlar.

Sözleşme karşıtları, İstanbul Sözleşmesi'nin tekrar ele alınmasını istiyorlar.

Sözleşme metnine, geleneksel aile kavramının, yani "bir erkek, kadın ve çocuklardan" oluşacak aile yapısının korunmasını destekleyecek vurgular eklenmesini istiyorlar. Yine bu talepler arasında çocukların korunması, kürtajın engellenmesi gibi madde önerileri de var.

Önerilen en önemli maddelerden biri; sözleşmenin eşcinsel birliktelikleri “aile olarak” değerlendirmemesi talebi.

Sözleşmeye karşı en sert tepki şimdiye kadar Polonya'dan gelmiş olsa da, daha önce Türkiye, Bulgaristan, Hırvatistan ve Macaristan'dan da hükümetler düzeyinde sözleşmeye karşı eleştirel açıklamalar yapılmıştı.

Ailesiz Bir Gelecek Hedefleyen “İstanbul Sözleşmesi” ve “6284 Sayılı Kanun” İptal Edilsin

Türkiye’nin 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve uygulamaya başlayan ülke olmasıyla kamuoyunda konu tartışılmaya başladı.

Türkiye gündeminde tartışılan ve toplumu ifsat edip, aileyi yıkan İstanbul Sözleşmesi’ne karşı bugüne gelindiğinde toplumsal nitelikte ciddi bir tepki oluştu. İslam’a ters ve baştan sona fasit Batı’dan ithal proje olan sözleşmenin uygulandığı günden bu yana cinayetlerin daha da çoğaldığı, ahlâkın bozulduğu, eşcinsel ilişkileri özendirildiği, evliliklerin azalıp, boşanmaların çoğaldığı Devlet İstatistik Ensitütüsü’nün raporlarında da görülüyor.

İstanbul Sözleşmesi’ne Karşı “Aile, Nesil ve Toplum İslâm ile Korunur” Kampanyası

Türkiye’de Köklü Değişim Medya tarafından organize edilen “Aile, Nesil ve Toplum İslâm ile Korunur!” kampanyası çerçevesinde başlatılan “Ailesiz Bir Gelecek Hedefleyen İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun İptal Edilsin!” kampanyasında 55 binin üzerinde imza toplandı, 75.000 hedefine doğru ilerliyor.

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı başlatılan kampanya metninde şu ifadelere yer verildi**: “**Avrupa Konseyi’nin, kadına yönelik şiddetten ve ev içi şiddetten arındırılmış bir Avrupa hayaliye hazırlamış olduğu İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti azaltmamış bilakis arttırmıştır. Bir yandan kadın, kapitalist amaçlar uğruna köleleştirilip alınıp satılan, kendisinden faydalanılan bir ürün haline dönüştürülürken diğer yandan kadına yönelik şiddettin engellenmesi için sözleşmeler hazırlamak ikiyüzlülüktür!

İstanbul Sözleşmesi’nin asıl amacı kadına yönelik şiddeti engellemek değil ailesiz bir nesil icat etmektir. Türkiye’de son 5 yılda 2.000.000 koca bu sözleşme kapsamında evinden uzaklaştırılmış, ancak bu dahi kadın cinayetlerinin önüne geçememiştir. Zira şiddeti doğuran, körükleyen, teşvik eden insanın hayata bakış açısıdır. Kapitalist düzen de ısrar eden, ferdiyetçi, menfaatçi bir nesil hedefleyen iktidarların, kadına yönelik şiddeti kanunlar ile engellemesi imkânsızdır!

İstanbul Sözleşmesi, aile değerlerimize apaçık bir saldırıdır!

İstanbul Sözleşmesi AB içinde yeni bir fay hattı mı oluşturacak?

Avrupa Konseyi üyesi 11 ülke, sözleşmeye imza atmış olmasına rağmen, henüz onaylamadı. İngiltere dışında, bu ülkelerin tamamı Orta ve Doğu Avrupa'da yer alıyor. Bu durumun, Polonya'nın girişiminin yankı bulabilme ihtimalini güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Polonya, bu diplomasi atağıyla, Avrupa Konseyi içinde muhafazakâr kesime öncülük etmek, İstanbul Sözleşmesi'ne karşı olan kesimlerin desteğini arkasına almak ve Avrupa Birliği içinde sözleşmenin nihai olarak onaylanmasını önlemek istiyor.

Bazı analistler, Avrupa Birliği içinde devam eden, hukuk devleti, mülteci ve azınlık hakları konularına şimdi de İstanbul Sözleşmesi'nin eklendiğini ve bu konunun Avrupa Birliği için önemli fay hatlarından birini oluşturacağını değerlendiriyor.