
Mahmut Kar, Hükümetin Kur Politikasını Sert Bir Dille Eleştirdi!
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar dün akşam gerçekleştirdiği gündem değerlendirme toplantısında Hükümetin kur ve ekonomi politikasını eleştirdi.
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu tarafından her hafta Salı günleri saat 20’de düzenlenen değerlendirme toplantısında Başkan Mahmut Kar, gündemin önemli konularına değindi.
“Dövizin artışını önleyemiyorlar ki nerde kaldı ekonomiyi düzeltecekler!”
Mahmut Kar, değerlendirme toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan “Yeni Ekonomi Programı”ndan hareketle Hükümetin ekonomi politikasını topa tuttu. Kar, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, önümüzdeki 3 yılı kapsayacak Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı. Açıklanan programın 3 ana temasının olduğunu söyledi. Peki, nedir bunlar? ‘Yeni Dengelenme’, ‘Yeni Normal’ ve ‘Yeni Ekonomi’ paketleri açıklandı açıklanmasına da; artık hiç kimsenin açıklanan bu paketler ile bir şeylerin değişeceğine inancı kalmadı. Çünkü bundan önce de benzer paketler açıklanmıştı ama hiçbirinin ekonomiye olumlu bir tesiri olmamıştı. Örneğin, 10 Nisan 2019’da Berat Albayrak ‘Yeni Ekonomi Programı’ adı altında benzer konuları başlıklar hâlinde güya müjde olarak duyurmuştu. Bunun da öncekilerden hiçbir farkı yok, hatta paketin “yeni” olması da buna dâhil…”
Açıklanan paketlere “yeni” ismini verince sorunların bitmeyeceğini söyleyen Kar, şöyle devam etti:
“Bunların yaptığı umut satmaktan başka bir şey değil. Çünkü gelinen noktada ekonomik problemler artık devletin öyle tali müdahalesiyle çözülebilecek cinsten sorunlar değil. Daha dövizin kur artışını önleyemiyorlar ki nerde kaldı ekonomiyi düzeltecekler! Her yıl yeni paketler açıklanmasına ve tedbirler alınmasına rağmen dövizdeki artış önlenemiyor, Türk lirası sürekli döviz karşısında eriyor. Çünkü devletin bunu önleyebilecek ekonomik bir gücü yok. Açıklamalar ve yeni paketler ile süre kazanmaya çalışıyorlar.
Hatırlayın, dövizdeki artış için geçen ay ne demişti Berat Albayrak; ‘Dolarla mı maaş alıyorsunuz?’ demişti, değil mi? Şimdi çıtayı daha da yukarı çıkardı ‘Kurdaki artışı önemsemiyorum, takip etmiyorum’ dedi. Sen takip etmeyince döviz kuru yükselmiyor mu Bakan Bey? Sen ilgilenmeyince, önemsemeyince dövizdeki kur artışı sebebiyle elektrik, doğalgaz, akaryakıt ve bilumum ihtiyaçlara zam gelmiyor mu?”
Müslüman Türkiye halkına seslenen Mahmut Kar, böylesi söylemlerin halk ile alay etmek olduğunu söyledi. “Bu adam oturduğu yerin, aldığı maaşın hakkını veriyor mu şimdi?” diye soran Kar, şöyle devam etti:
“Halk geçim sıkıntısı yaşarken, tüm ihtiyaç maddelerine her ay peş peşe zam gelirken yöneticilerin bu pervasızlığı, bu pişkinliği nereden ileri geliyor? Bunlar halktan topladıkları vergileri borç öderken bile doğru bir politika ile kullanmayı bilmiyorlar; Türk lirası vergi topluyorlar, dolar olarak dışarıya kamu borcunu ödüyorlar. Dolardaki yükseliş her yeni gün Türkiye’nin borcunu daha da artırıyor ama ne hikmetse Bakan Bey döviz kurlarını takip etmiyor. Sorun sadece Bakan’da değil ki… Daha dün TÜİK, Eylül ayı enflasyonunu %11,75 olarak açıkladı. Aynı TÜİK birkaç gün öncesine kadar, elektrik için yıllık %32, doğalgaz için ise yıllık %35 zam yapıldığını duyurmuştu. Bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir aldatma! Yıllık enflasyonu %11, %12 olarak açıklıyorsun ama elektrik ve doğalgaz zam oranları %32, %35’lerde… Enflasyon düşükse niye elektriğe zam yapılıyor, elektrik ve doğalgaza döviz kur artışı sebebiyle zam yapılıyorsa; Bakan Bey ‘kur artışı önemli değil’ diyor, neden zam yapıyorsunuz?
Gıda ve tüm tüketim ürünlerindeki artışları da hesap ettiğinizde enflasyonun en iyimser rakamlar ile %35-40 olarak belirlenmesi lazım. Ama yöneticiler yalan söylüyorlar… Buradan yetkililere sesleniyoruz! Çıkın ve insanlara ekonominin iyi olmadığını açıkça itiraf edin! Rakamlarla oynayarak ne kadar göz boyasanız da halk kendi ekonomisini iyi biliyor. Yıllarca dışardan faizli borç alarak süre kazanmaya çalıştınız ama bu krizi çözmek yerine daha da derinleştirdi. Dışardan kaynak bulamayınca bu kez de içerden kaynak oluşturma yoluna gittiniz. Tabii yine faizi baş tacı yaparak… Banka ve finans kurumlarını ayakta tutmak için her şeyi yaptınız; halka ellerindeki paraları ‘faizli’ bir şekilde bankalara yatırma çağrısında bulundunuz. Bunun için onlardan vergi almayacağınızı bile söylediniz. Düşünebiliyor musunuz: devlet vergi indirimi yapıyor! Amaç, milletin parasını bankalarda toplamak, sonra büyük şirketlere kredi olarak dağıtmak. Her şeyden önce devlet yetkililerine şunu sormak lazım: Allah’ın haram kıldığı faizi daha ne zamana kadar Müslümanlara bir çıkış yolu olarak sunacaksınız? Müslümanların hem dünyalarını hem de ahiretlerini bir avuç zenginin menfaati için heder ettiğinizin farkında mısınız? Ayrıca zenginlere vergi indirimi yapıp oluşan kaynak açığını da fakir halka zam, vergi ve ceza kesmek yoluyla kapatmaya çalışmak, halka zulmetmekten başka bir şey değildir. Yapmanız gereken tek şey serveti zenginlere, borcu ise fakirlere yükleyen bu köhne kapitalist iktisat sistemini terk etmektir. Tek çıkış yolu İslâm ve onun iktisat sistemidir. Gelin, bu çağrıya artık kulak verin!”
Sağlık Bakanı’nın açıklamaları
Mahmut Kar gündem değerlendirme toplantısında ayrıca Sağlık Bakanı’nın açıklamalarına da değindi. Kar, pandemi ile mücadelede her gün yeni yeni uygulamaları devreye sokan Hükümeti şu sözlerle eleştirdi:
“Hükumet pandemi ile mücadelede her gün yeni şeyleri uygulamaya koyuyor. Zaten biliyorsunuz pandemi ile mücadele kriterlerinde hiçbir şekilde bilimsellik vs. arandığı yok. Kafe ve restoranlarda millet burun buruna maskesiz oturabiliyor ama özel arabasında vatandaş maskesiz seyahat ederse ceza yiyor. Çelişkiler ve tezatlıklarla dolu bu süreçte bir şeyi daha yeni öğrendik. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 30 Eylül Çarşamba günü bir basın açıklaması yaptı. Koca, 29 Temmuz’dan bu yana açıklanan günlük Covid-19 verilerinde test sonucu pozitif çıkan herkesi değil, sadece hastalık belirtisi gösteren kişileri tablodaki sayılara eklediklerini söyledi. Yani tablolarda 29 Temmuz tarihine kadar ‘vaka sayısı’ olarak ifade edilen veri, 29 Temmuz tarihinden sonra ‘hasta sayısı’ olarak ifade edilmiş. Ne demek bu? Kişinin testi pozitif çıkmış olsa bile semptom yoksa hasta kabul edilmiyor, dolayısıyla da tabloda veri olarak bir değer ifade etmiyor. Böyle olunca ne oluyor? Vaka oranları düşük gözüküyor. Her gün ekranlara yansıyan turkuaz renkli o tabloda 29 Temmuz’dan itibaren vaka sayısı bölümünün yerini sessiz sedasız hasta sayısı almış. Yani bilinçli bir şekilde vaka sayıları düşük tutulmuş.
Neden peki? Sağlık Bakanlığı bunu yaparken kimi düşündü? Vatandaşı mı yoksa turizmcileri mi düşündü? Hükumet bu hileli yollara neden başvurdu? Gerekli ve mantıklı tedbirleri almayan hükumet, vaka sayılarında artış olunca tablo ile neden oynadı?”
“Maalesef pandemi ile mücadele konusunda iktidar sağlıklı ve mantıklı bir süreç yürütemedi. Bilim Kurulunun arkasına sığınarak belirli bir zaman yasaklar koydu, cezalar kesti. Yaz gelince sıcaklar artınca ekonomiyi rahatlatmak için aslında hiçbir mantığı olmayan önlemleri gevşetti. Vaka sayılarında ve ölüm oranlarında artışlar başlayınca yani mızrak çuvala sığmayınca Sağlık Bakanı gerçeği itiraf etti. Hastanelerde boş yer olduğu söylendi ama yoğun bakıma ihtiyacı olan hastalar ya acil servis koridorlarında ya da hastane dışında otomobillerin içinde yatakların boşalmasını bekledi. AK Parti iktidarı, pandemi sürecini özel sektörü incitmeden atlatmaya çalıştı. Turizmcilerin yüzünü güldürmek için kapıları sonuna kadar açtı, pembe bir tablo çizerek turistleri ürkütmemeye çalıştı. Bunun için de Ankara’dan 3 kat daha fazla nüfusa sahip olan İstanbul’da vaka sayıları Ankara’ya göre kat kat az gösterildi. Böyle olunca da halk tabloda açıklanan verilere artık itibar etmemeye başladı. Nasıl inansınlar ki, en üstünden en altına yöneticilerin hepsi yalan söylüyor. Yalanın bini bir para…
Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu konu hakkında bakınız ne buyuruyor: ‘Bizi aldatan bizden değildir!’ Bu söze rağmen halka yalan söylemek, aldatmak ne kötü bir âdettir; hem de geçici dünya menfaati ve kimseye kalmayacak kıytırık bir makam için… Tıpkı TÜİK’in kalem oyunları ve hokkabazlıkla enflasyonu düşük hesaplaması gibi… İşte kapitalist sistem bu! Halkın menfaat ve maslahatını değil kapitalistlerin çıkarlarını düşünüyor. Bunun için halkına yalan söylemeyi mubah görüyor, onu aldatmayı, sağlığı ile oynamayı kendisine bir hak olarak görüyor. Ne diyelim, Allah bizlere sadık yöneticiler nasip eylesin, sözünün eri ve işinin ehli yöneticiler nasip eylesin!”

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








