
Küstahlığın Bedeli Viyana Sözleşmesiyle Geçiştirilemez!
Köklü Değişim Medya
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 26 Ekim 2021 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda Büyükelçilerin yayınladığı küstah bildiri ve mevcut partilerin ekonomik sorunların çözümü konusundaki yetersizliği ele alındı.
Toplantıda konuşan Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, 10 büyükelçinin sömürge valisi edasıyla yaptıkları küstah açıklamanın kabul edilemez olduğunu, sözde insan hakları ve hukukun üstünlüğü saikiyle Türkiye’ye talimat vermeye çalışan bu ülkelerin insan haklarını en çok çiğneyen ülkeler olduğunu söyledi.
Türkiye’nin yaşadığı sorunların, içine düştüğü krizlerin, terör belasının, askeri darbelerin arkasında hep bu ülkelerin olduğunu ifade eden Kar, ABD ve İngiltere başta olmak üzere Ankara’daki terör ve fesat yuvası tüm sömürge elçiliklerinin kapatılması gerektiğine vurgu yaptı.
Mahmut Kar, büyükelçiler bildirisi sonrası tekrar gündem gelen Türkiye’nin bağımsızlığı konusuna da değinerek şunları söyledi: “Bağımsızlık denilen şey sadece sınırları korumak değildir. Bağımsızlık, halkın inandığı değerleri koruyan ve onu dışarıda da temsil eden bir iradeye, böyle bir devlete sahip olmaktır. Türkiye bu devleti kaybedeli neredeyse yüz yıl oldu kıymetli Müslümanlar! 3 Mart 1924’te Hilafetin yıkılmasıyla İslam ümmeti devletini ve bağımsızlığını kaybetti ne yazık ki. Ne olduysa işte o günden sonra oldu. Hilafetin enkazı üzerine kurulan yeni yönetim Türkiye’nin iç ve dış siyasetine müdahil olması için batılı devletlere izin verdi. Bu yönetim, sömürgeci kafirlere, Türkiye’nin doğudan yani İslam’dan uzaklaşarak Batıya yüzünü döneceğinin ve efendilerine sadık kalacağının sözünü verdi. Kurtuluş savaşında halka verdikleri sözü unuttular, Batı’ya İngiltere’ye verdikleri sözü tuttular. Sömürgeci düşünceye karşı çıkan her fikri cezalandırdılar. Lozan ile başlayan süreç Türkiye’nin ABD ile dostluğu ve NATO’ya üyeliğine kadar vardı. Bu süreç Avrupa Birliği hedefi ile kültürel ve siyasi bağımlılığa dönüştü. Dolara dayalı politikalar, yabancı bankalardan alınan yüksek faizli krediler ile ekonomik bağımlılığa dönüştü. Avrupa insan hakları mahkemesi üyeliği ile hukuki bağımlılığa dönüştü. Ve daha bilinen bilinmeyen birçok anlaşma ile Türkiye’nin geleceği ipotek altına alındı.”
Büyükelçiler krizinin Viyana sözleşmesine sığınılarak durumun kurtarılmaya çalışılmasını Türkiye’nin zaferi olarak yansıtılmasını da eleştiren Kar, küstahlığın bedelinin Büyükelçiliğin Twitter hesabından resim paylaşılarak geçiştirilemeyeceğini söyledi.
Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, konuşmasının sonunda “ülkemize yönelik bühtandan vazgeçildi” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenerek şöyle konuştu: “Sayın Erdoğan hiçbir şeyden vazgeçilmiş değil. Kapalı kapılar ardında nasıl bir anlaşmaya vardınız, kim hangi konuda hangi tavizleri verdi bilmiyoruz. Fakat bugün olmasa da yarın mutlaka ortaya çıkacaktır. Görünen o ki, ABD elçiliğinin dün yaptığı açıklama hem sizi hem de kendilerini kurtarmak içindi. Ancak şunu bilmelisiniz ki kafirler küfründen vazgeçmediği sürece İslam beldelerine yönelik düşmanlık bitmez, bitmeyecek… Onlar, terörü besleyen ve destekleyen terör devletleridir. Geçmişte Suruç’ta, Ankara’da ve İstanbul’da patlayan bombaların üzerinde onların parmak izleri var. Onlar bugün hala Irak ve Suriye’de terör eylemleri ile varlığını sürdüren taşeronların perde arkasındaki patronlarıdır. Onlarla dostluğu bırakın, yüzünüzü Batı’ya değil halkınıza, Müslümanlara ve İslam’a dönün.”
Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısında ayrıca Türkiye’deki ekonomik krizin köklü çözümünün İslam’ın altın ve gümüş sistemine dönmekte olduğunu dile getiren Mahmut Kar, “Biz Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak iktidar ve muhalefet gibi çözümsüzlüğe sarılmıyoruz. Çözümsüzlüğü çözüm olarak göstermiyoruz. Aksine biz iktisadi krizlerin bir daha yaşanmaması için köklü çözüm üretiyoruz. Bu çözüme davet ediyoruz. Yaşanan ekonomik krizlerin sebebinin uluslararası para sistemi olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu sistemde dolara endeksli yerel para birimleri kaybetmeye, enflasyona, krizlere mahkumdur. Yeni uluslararası bir para sistemine geçiş kaçınılmazdır. İşte bu nedenle biz geçmişte olduğu gibi altın-gümüş sistemine yeniden dönülmesinin gerekli olduğunu söylüyoruz. Altın sistemi 1944 yılına kadar uygulanmış bir sistemdir. Altın ve gümüş sistemi aynı zamanda Allah Rasulü’nün uygulamış olduğu bir sistemdir. Yapacağınız tek şey yerel para birimini altın ve gümüş olarak ilan etmektir. Altın ve gümüş böylece sıradan bir mal olmaktan çıkacak ve değer ölçüsü halini alacaktır. Türkiye’nin elinde bu sisteme geçiş için yeterli ve hatta fazlasıyla altın rezervi bulunmaktadır. Dolayısıyla altın para sistemine geçiş için hiçbir mazeret söz konusu değildir. Lazım olan tek şey cesaret ve iradedir! Kapitalist servet sahiplerini korumada gösterdiğiniz iradeyi halkınız için de gösterin! Gösteremiyorsanız kenara çekilin! Yönetimi bize bırakın!” ifadelerini kulandı.
--------------
Konuşma metninin tamamını okumak için tıklayınız
#YenidenHilafet

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








