"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

“İstanbul Sözleşmesi İslam Düşmanlığıdır”
05 Şubat 2020İLKHA

“İstanbul Sözleşmesi İslam Düşmanlığıdır”

Köklü Değişim Medya

Malatya'da ikamet eden emekli imam Sahip Çetkin, çocuklarının kötü alışkanlıklarına karşı çıkıp nasihat ettiği için eşi tarafından "şiddet uyguluyor" beyanıyla polise şikayet edildi. İyiliği emredip, kötülükten sakındırdığı için 6 ay evinden uzaklaştırılan Çetkin, kışın soğuğunda arabada yaşamaya mahkum edildi. Çetkin, sözleşmeyi uygulayan hükümeti, hakikati ortaya koyarak cesurca eleştirdi.

İstanbul Sözleşmesi ve uyum yasası 6284 ile babalar devlet eliyle evlerinden uzaklaştırılıp, aileler yıkılmaya devam ediyor. Her konuda didişen iktidar ve muhalefet partileri, bu ifsad projesinde ittifak ediyor. AB’nin finansörlüğünde, ahlâkın çökertilip, namusun yok edilmeye çalışıldığı Türkiye’de bir mağdur baba daha bu çirkin uygulamaya isyan etti. Emekli imam Sahip Çetkin, başına gelenleri İLKHA'dan Mehmet Aslan'a anlattı.

İstanbul Sözleşmesiyle kadının beyanı esas alındığı için şu anda 2 milyon erkeğin evinden uzaklaştırıldığına dikkat çeken Çetkin, İstanbul sözleşmesinin yürürlüğe girdikten sonra kadına yönelik şiddetin daha da arttığını, "28 Şubat" soğuğunun bile "İstanbul Sözleşmesi"nin soğuğu gibi kendilerini etkilemediğine dikkat çekerek, sözleşmenin aile mefhumunu yerle bir ettiğine dikkat çekti.

Savaş meydanlarında Türkiye'nin bileğini bükemeyen Avrupa'nın İstanbul Sözleşmesiyle aile yapılarını yıkarak zafer elde ettiğine dikkat çeken Çetkin, babaların evlerin çatısı olduğunu, evin çatısını aldığınızda o eve her türlü kötülüğün gireceğini ve babasız kalan çocukların daha çok kötü yollara girdiğini ifade etti.

“Çocuklarımın Kötü Alışkanlıklarına Karşı Çıktım”

Çetkin, "Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bir hadis-i şerifte 'Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.**' diye buyuruyor. Ben çocuklarıma terbiye amaçlı bir şey söylediğim zaman, anneleri bana destek olacağı yerde hep çocukları savundu. Sorunlar büyüdü ve çığırından çıktı." diyerek halini beyan etti.

“Çocuklara Terbiye Vermeye Hakkım Yok mu”

Bugüne kadar 10 çocuk büyüten ve düştüğü duruma içerleyen Çetkin, "Bir Müslüman olarak Allah'a yemin ederim ki, eşime tokat vurmadığım ve şiddet uygulamadığım halde eşim; çocuklara arka çıkmak için karakola gidip yalan beyanda bulundu. 'Eşim bana şiddet uyguladı' diyerek şikâyet etti. 2 defa 2-3 ay, en sonunda da 6 ay evden uzaklaştırma cezası aldırdı. Tüm din kardeşlerime sesleniyorum. Bir baba olarak çocuklarıma terbiye vermek amacıyla bir şey söylemeye hakkım yok mu?" diye sordu.

“Adalet Bakanlığı Kazanç Elde Ediyor”

Hükümetin çıkardığı İstanbul Sözleşmesine göre, bir kadının ya da çocuğun babayı şikâyet ettiği gibi hemen "şiddet" adı altında babanın evden uzaklaştırıldığına dikkat çeken Çetkin, şöyle devam etti:

Eşin, ya da çocuğun sebepsiz yere karakola telefon etse, bir baba olarak işin bitti. Hemen 'şiddet' adı altında evden uzaklaştırma alıyorsun. Bir evin çatısını kaldırdığınız zaman o eve; yağmur da dolu da kar da toz da toprak da düşer. Baba evin çatısıdır. Baba evin içerisinden çıktıktan sonra çocuklar sorumsuz hareket eder. O çocuklar terörist de olur, hırsız da olur yankesici de olur. Her şeyi polisiye tedbirlerle halletmek mümkün değildir. İstanbul Sözleşmesine göre 'Kadının beyanı esastır, erkeğin beyanı ise geçersizdir.' Kadın ne kadar yalan beyanda bulunursa o kadar geçerlidir. Bu işler başıma geldiğinde araştırdım. Baktım ki, Adalet Bakanlığı bu konuda para kazanıyormuş. Yani bir kazanç kapısı haline getirmişler. Savaş meydanlarında bileğimizi bükemeyen Avrupa, İstanbul Sözleşmesiyle aile yapımızı yıkarak zafer elde etmiştir.”

Hükümetin Uyguladığı Çirkin Sözleşmeyi Eleştirdi

İstanbul Sözleşmesinin yaşattığı mağduriyetlere dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunan Çetkin, "Sayın Cumhurbaşkanı televizyon ekranlarında 'dindar nesil yetiştireceğiz' diyor. Dindar nesil dediği, anne babaya kan kusturan evlatlar mıdır, namaz kılmayan evlatlar mıdır, sabaha kadar internet başında oyunlar oynayan ve anne babasını rahatsız eden evlatlar mıdır, ailenin yıkılmasına sebep olan evlatlar mıdır? Sayın Cumhurbaşkanım biz size bunlar için oy vermedik. Sayın Cumhurbaşkanım Allah rızası için sesimizi duyun. Sayın Cumhurbaşkanım! İstanbul Sözleşmesinin 'Kadının beyanı esastır, erkeğin beyanı geçersizdir.' saçmalığı neticesinde; şubat ayının soğuğunda, bu soğuk kış günlerinde dışarıda arabada yatıyorum. Size soruyorum, bunun vebali kimedir? Allah rızası için bu konuya eğilin. 'Emri bil maruf nehyi anil münker' vazifesini yerine getirdiğim için bugün bu durumdayım." diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirip mevcut uygulamayı eleştirdi.

"İstanbul Sözleşmesi Aile Mefhumunu Yerle Bir Etmiştir"

İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra kadına yönelik şiddetin daha da arttığına dikkat çeken Çetkin, "İstanbul Sözleşmesi aile mefhumunu yerle bir etmiştir. Bu sözleşme aslında kadınları korumaya yönelik değil, kadınlara yönelik bir zulümdür. Bu sözleşmeyle kadınlar istismar ediliyor, kadınlar da bu kanunu istismar ediyor. Bu İstanbul Sözleşmesini getirerek aileleri perişan ettiğiniz için halk size küstü" mevcut kötü gidişat konusunda tekrar uyardı.

"Aile yapımızı yıkmaya çalışan zihniyete de 'one minute' deyin"

Çetkin, son olarak şunları ifade etti:

"Sayın Cumhurbaşkanım halk olarak sizleri seviyoruz. Nasıl ki bir Müslüman olarak kâfirlere 'one minute' dediyseniz, aile yapımızı yıkmaya çalışan zihniyete de 'one minute' deyin ve bu sıkıntıları ortadan kaldırın. Yemin ediyorum bir seneden fazladır evime gidemiyorum. Allah'a yemin ederim ki çocuklarıma şiddet uygulamadığım halde iftira neticesinde bu hallere düştüm. Şu anda 2 milyon erkek evinden uzaklaştırılmıştır. Evlerinden uzaklaştırılmasının neticesinde insanlar çileden çıkıyor, adaleti bulamadığı için kadınlara şiddet 2 katına çıkıyor. Kadına yönelik şiddet, kadınların kanının dökülmesi nasıl ki bir canilikse, bu kanunu (İstanbul Sözleşmesi) çıkarmak ta o kadar caniliktir, İslam düşmanlığıdır. Kadına yönelik şiddeti uygulayanların vebalinin aynısı, bu kanunu çıkaranların boynundadır. Gelin, bundan vazgeçin. Meclise vereceğiniz bir teklifle bu kanunu iptal edeceksiniz ve bu vebalden kurtulacaksınız. Yoksa bu milletin bedduası sizi perişan edecek, Allah'a hesabınız ağır olacak.”