
İsmail Kahraman’ın “Dindar Anayasa” Çağrısı Ne Anlama Geliyor?
Köklü Değişim Medya
Cumhurbaşkanlığı YİK Başkanvekili İsmail Kahraman, “dindar anayasa” çağrısında bulundu. Kahraman’ın “dindar anayasa” çağrısı ve ''Değişmez maddeler anayasaya konmamalıdır” ifadeleri ne anlama geliyor?
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanvekili ve eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, iktidarın anayasa çalışmalarını hatırlatarak, yeni anayasanın dindar bir anayasa olması gerektiğini savundu ve ''Değişmez maddeler anayasaya konmamalıdır. Milletin isteği halinde değiştirilebilir"çıkışında bulundu.
Kahraman, 2016 yılında da Meclis Başkanı iken, “Laiklik yeni anayasada olmamalı” açıklamasında bulunmuş ve bu çıkışı uzun süre Türkiye gündemini meşgul ederken, kamuoyunun dikkatlerini asıl gündem ve sorunlardan yapay bir gündeme kaymasını sağlamıştı. Kahraman açıklamalarında özü itibariyle laikliğe karşı olmadığını lafız olarak Anayasa’da yer almaması gerektiğini savunuyor. Muhafazakâr demokrat AK Parti, uzun yıllardır tabanın duygularına hitap etmek için bu tip çıkışlarda bulunuyor.
Son olarak Kahraman, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde "Yeni Anayasa ve Öze Dönüş" konulu konferansta bu tip bir açıklama yaptı.
Konferansın ardından Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis'in 27'nci Dönem 5'inci Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerine hitabında, 2023'te yeni bir anayasaya kavuşulacağını ifade ettiğini hatırlattı.
Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında bir çalışmanın sürdürüldüğünü dile getiren Kahraman, "Milli, yerli ve her zaman değişmesi icap etmeyen, sık sık değişiyor çünkü anayasa, bir metin ortaya koyma çalışması var. Anayasa, kanunların bağlı olduğu, aykırı olmaması gereken bir metin. Bu metnin esasları teferruata girmeden, 'yumuşak anayasa' denilen tarzda bir anayasa çalışması olursa ve kabul edilirse memnun kalacağımı ifade etmek isterim." Temennisinde bulundu.
İsmail Kahraman, anayasaların kısa ve öz olması gerektiğini ifade ederek, anayasanın çok maddeli olmasının yanlış olduğunu, bunun kalıplaşmaya sebep olup, gelişmeyi önlediğini ifade etti.
Laikliğin, çok üzerinde durulan bir konu olduğuna da işaret eden Kahraman, “Laiklik dünya anayasalarında 5 anayasada ilke olarak var. 195 ülkenin 5 tanesinde laiklik ilke olarak geçiyor. Yalnızca Fransa'da 'din yok' manasında kullanılıyor, diğerlerinde dine karşı oluş yok. Dinle barışık bir anayasa hepsinde var” ifadeleriyle yeniden aynı polemiğin startını verdi.
AK Parti kuruluşundaki ilkeleri ve tüzüğünde geçtiği üzere laik demokratik nizama bağlı muhafazakâr demokrat bir parti. Türkiye bilindiği üzere uzun süredir “Millet ve Cumhur İttifakı” olarak iki kutuplu bir siyasi çekişmenin içinde. CHP liderliğindeki muhalefet İngiliz tipi laiklik ve parlementer sistemi, AK Parti liderliğindeki Cumhur İttifakı ise ABD tipi soft laikliği ve başkanlık sistemini savunuyor. Aslında her iki cephe de laik demokratik batıl nizamın muhafaza edilmesinde hemfikir.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman‘ın 2016 yılında Anayasada laikliğin yer almaması gerektiği yönündeki açıklamasından sonra Erdoğan, “Meclis Başkanımız Anayasa tartışmaları bağlamında kendi kanaatlerini ortaya koymuştur, kendi düşüncelerini ortaya koymuştur. Şahsımla ilgiliyse benim bu konudaki düşüncelerim bellidir. Kurucusu olduğum partimin programında da bu zaten çok açık, net yer almaktadır” diyerek laiklikle bir sorunu olmadığını net bir şekilde beyan etmişti.
Ayrıca Erdoğan, temelinde Allah’ın yeryüzündeki söz hakkını gasp eden ve İslam ile taban tabana zıt olan laiklik hususunda 2011 yılında Mısır'da yaptığı konuşmanın önemli olduğunu vurgulamış ve “Buradaki bütün gerçek şudur: Devlet tüm inanç gruplarına, inançlarını yaşama hususunda eşit mesafededir ve laiklik budur” diyerek Batı’dan ithal edilen nizama samimiyetle sahip çıktığını bu örnek ile ifade etmişti.
Erdoğan, Muhammed Mursi liderliğindeki Müslüman Kardeşler’in yapılan seçimler neticesinde iktidar koltuğuna oturmasının ardından Kahire’ye giderek “laikliği” tavsiye etmişti. Mısır'da laiklik konusunda bir televizyon kanalına verdiği mülakatta laikliğin ateizm olmadığını belirterek, “Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır. Ben Mısır'ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın” demişti. Erdoğan’ın bu tavsiyesine Mısırlı Müslümanlar büyük tepki göstermişti. Laikliği sadece din ve ifade özgürlüğü gibi anlatıp, Allah’a yeryüzünde söz hakkı tanımayan ve insan aklından çıkan batıl nizamlarla yönetilmesini sağlayan çirkin yüzünü ise örtmeye çalışmıştı.
Kahraman Başkanlık Sistemini de Savundu
Dünyada 63 ülkede başkanlık sistemi olduğunu belirten Kahraman, Türkiye'nin parlamenter demokrasiyi ve meşruti demokrasiyi denediğini, esas demokratik yapıya ise 1950 seçimlerinden sonra kavuştuğunu söyledi.
Kahraman, “Araya darbeler girdi. Bence bu kadar derslerden çıkarılabilecek netice, başkanlık sisteminin en doğrusu olduğu ve devamının gerektiğidir. Türkiye'nin gelişmesini istemeyen dış çevreler ısrarla sistemin karşısındadırlar. Bunların telkinine kapılmamak lazım” dedi.
Kalkınma için ise istikrarın şart olduğunu, parlamenter sistemde ise bunun bulunmadığını aktaran Kahraman, yeni anayasanın da 1924, 1961, 1982 gibi “dindar bir anayasa” olması gerektiğini söyledi.
Kahraman, “Bütün bu anayasalarda din vardır, din dersleri vardır, Diyanet İşleri Başkanlığı vardır, din görevlileri maaşını devletten almaktadır. Dini bayramlar, resmi tatil günleridir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın üyelerinden birisidir. Hatta İSEDAK'ın başkanı Cumhurbaşkanımızdır. İçinde olduğumuz çevrenin dışındaymış gibi davranmak çok yanlıştır” ifadesiyle “dindar anayasa” ifadesi ile ne kast ettiğini ortaya koydu. Laik demokratik nizamın varlığından ve işleyişinden değil, Anayasa’da geçen lafzından rahatsız olan Kahraman, Anayasa’da din lafzına yer verilmesini istemiş oldu. Sadece bir göz boyamadan ibaret olan ve Müslümanları batıl nizam ile barıştırma ve sevdirme amacı güden bu tip çalışmaları AK Parti iktidar koltuğuna oturduğundan bu yana yoğun gayret göstererek sürdürüyor. Önceleri bu söylemlerin takiyye olduğunu savunanlar bile bugün Türkiye’nin ahlaken çöktüğünü ve AK Parti iktidarının İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayıp uyum yasaları ile yürürlüğe sokması ve zinayı serbest bırakarak yaptığını eleştirip, açıkça dile getiriyorlar. Uygulanan laik eğitim sistemi ile nesillerin ifsat edildiği ve Allah’tan korkmayan nesillerin yetiştiği gerçeği artık inkar edilemez bir hakikat olarak karşımızda durduğu her fırsatta ifade ediliyor. Bu eleştiriler karşısında her ne kadar AK Parti İstanbul Sözleşmesi’ni fesh etse de çıkardığı uyum yasalarını uygulamaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan zinanın serbest edilmesiyle ilgili bir soruya “AB istedi biz de yaptık. Hata ettik” açıklamasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala bir düzeltme yapılmaması ise, bunun hata değil, kasten yapıldığı fikrini kuvvetlendiriyor.
"Değişmez Maddeler Anayasaya Konmamalıdır"
Anayasalarda değişmez hükümlerin olmaması gerektiğini vurgulayan Kahraman, sözlerine şöyle devam etti:
“Değişmez maddeler anayasaya konmamalıdır. Milletin isteği halinde değiştirilebilir. Millet kendini idare etmek için bir araya geliyor da bir karar veriyorsa demokrasinin gereğini yerine getirmek lazımdır. Parlamenter sistem demokrasiyle bağdaşmaz. Çünkü demokrasilerde 3 temel kurum birbirinden ayrıdır. Yasama, yürütme, yargı birbirine bağlı değildir. Hepsi ayrı güçlerdir. Parlamenter sistemde yürütmeyle yasama bir, Meclis'in içinden bakanlar çıkıyor. Oysa şimdikinde Meclis dışındandır bakanlar. Meclis'in gücünün çok daha arttığını göreceğiz. Milletvekillerinin yetkisinin arttığını göreceğiz zaman içinde. Güzel bir sistem ve bu sistem devam etmelidir. Türkiye hakikaten hukuk devleti normlarına uygun, ufku açık, teferruata girmeyen, kısa, öz bir anayasa yapmalıdır. Ümit ederim ki bu gerçekleşir. Bu temenniyi bütün partiler seçimlerde ifade ediyor. İfade ettikleri bu temenninin yerine gelmesine de ellerinden gelen desteği vereceklerine inanıyorum”
Bu açıklamalarıyla İsmail Kahraman, Batı’dan ithal demokrasiye sahip çıktıklarını ve Anayasa’da yapılacak bir takım söylem değişikliği ile sanki bütün sorunların hallolacağı mesajını vererek yeniden seçmen tabanının duygularını hamasi söylemlerle istismar etmiş oldu. Yaklaşık 20 yıldır bu şekilde siyaset güderek Müslüman seçmen tabana mesaj veren AK Parti, üstlendiği Batı’dan ithal laik demokratik nizamı ayakta tutma rolünü başarıyla sahneledi. Müslümanların 20 yıl boyunca tek başına iktidarda tuttukları AK Parti ile geldikleri bu umutsuz nokta, sorunun iktidarların değişimi ile çözülemeyeceği, bunun bir kısır döngüden ibaret olduğu ve asıl sorunun faizi, fuhuşu, kumarı, her türlü münkeri ve ahlaksızlığı özgürlük kapsamında muhafaza eden, bir avuç elit zenginleşirken, çoğunluğu sefalete mahkum eden laik demokratik nizam olduğu fikrinin geniş çevrelerce sahip çıkılmasına ve yüksek sesle ifade edilmesine kapı aralamış oldu.
Sonuç olarak İsmail Kahraman'ın çağrısı İslami bir çağrı anlamına gelmiyor. İsmail Kahraman'ın "dindar anayasa" çağrısı tamamıyla laik nizam tabanlı mevcut sistemin dışına çıkmadan ufak rutuşlarla seçmenin İslami duygularını istismar eden bir mesaj niteliği taşıyor.
Benzer Haberler

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi






