"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

İktidar Bu Faiz ve Sömürü Sisteminin Bir Parçasıdır
24 Mart 2021Köklü Değişim Medya

İktidar Bu Faiz ve Sömürü Sisteminin Bir Parçasıdır

Köklü Değişim Medya

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 23 Mart 2021 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda Merkez Bankası başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınması ve “faiz” konusu ele alındı.

Toplantıda konuşan Medya Bürosu üyesi Muhammed Emin Yıldırım, ekonomik krizden çıkamayan iktidarın günü kurtarmak için faize sarıldığını, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik krizin faturasını hep başkalarına kestiğini söyledi. Türkiye’nin içine düştüğü faiz batağının kapitalist sistemden kaynaklandığına vurgu yapan Yıldırım şöyle konuştu:

“Kapitalist iktisadın çarkında kendi imkanlarıyla yatırım yapamayan Türkiye durmadan borçlanıyor. Borçların ödemesi geldiğinde de piyasadan para toplamak için faiz oranlarını arttırıyor. Faizi arttırdığında bu sefer reel yatırımlar durma noktasına geliyor, işsizlik artıyor ve toplumsal huzursuzluk baş gösteriyor. Kazanan hep sermaye sahipleri kaybeden hep halk.”

Faiz’in Allah ve Rasulüne savaş açmak olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Allah böyle buyuruyorken, faizle iştigal ederek sözde enflasyonu dizginleyeceğini, doları aşağı çekeceğini, halkın alım gücünü arttıracağını, işsizliği azaltacağını, ülkeyi refah seviyesine taşıyacağını düşünmek saflıktır. Yol Bilmezliktir. Ülkeyi bile bile faiz lobilerine terk etmektir.” Şeklinde konuştu.

Her fırsatta sözde faize karşı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenen Medya Bürosu üyesi Muhammed Emin Yıldırım,
“Kendi başarısızlığınızı örtmek adına daha kaç adamı günah keçisi ilan edeceksiniz? Ülke ekonomisini dolara bağımlı olmaktan kurtaracak yerel kaynakları çeşitlendirmeye, üretime, tarıma ve istihdama dayalı öz kaynakları doğru ve sağlıklı bir şekilde işletmeye ne zaman karar vereceksiniz? Patates çuvallarını çürümeye terk etmiş çiftçileri ne zaman göreceksiniz? Evindeki eşyalarını satarak çocuklarına ve ailesine nafaka temin eden babaları ne zaman göreceksiniz? Biz sizin bundan sonraki süreçte kimleri göreceğinizi, kimlere hizmet edeceğinizi biliyoruz. Bundan sonraki süreçte faizden tamamen vazgeçmeyeceğinizi de biliyoruz. Çünkü bu sistem vahşi bir sistemdir, tüm çarkları kapitalist esaslara göre kurulmuştur. Ne yazık ki sizler de bunun bir parçasısınız.” İfadelerini kullandı.

PUTİN KATİL DE BİDEN DEĞİL Mİ?

Haftalık Günden Değerlendirme Toplantısı’nın diğer bir konusu da Rusya’nın son günlerde Suriye’nin kuzeyine yaptığı füze saldırıları ve Biden ile Putin arasındaki “katil” polemiğine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dahil olması oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Putin için “katil” ifadesi kullanmasını Biden’e yakıştıramadığını söylemesini eleştiren Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım*, “Sayın Erdoğan’a soruyoruz; bir kişinin katil olabilmesi için daha kaç kişinin ölüm emrini vermesi lazım. Bin mi? On bin mi? Yüz bin mi? Gerçi siz Afganistan ve Irak’ta 1 milyondan fazla Müslümanı katleden ABD’ye dahi katil diyemediniz! Bırakın katil demeyi katillerle müttefik olmayı kıvanç vesilesi saydınız. Siz çocuk katilleriyle oturup kalkmaya, dostluk etmeye o kadar çok alışmışsınız ki katile “katil” diyebilme erdemini dahi kaybetmişsiniz!”* diye konuştu.

Konuşmasında HDP’nin kapatılmak istenmesine değinen Yıldırım, teröre destek veren tüm partilerin kapatılması gerektiğini bu konuda terör devletleri ABD ve İngiltere ile işbirliği yapan diğer partilerin HDP’den farkı olmadığına dikkat çekti.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLME KARARI

Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda üçüncü ve son konu olarak iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı hakkında açıklamalarda bulunuldu.

Konuşmasına “Yıllardır Türkiye’de yürürlükte olan bu sözleşme Müslümanlar için sadece yıkım, kaos ve felaket getirdi” diyerek başlayan Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım*,“Kadının beyanı esas alınarak milyonlarca erkek evinden uzaklaştırıldı, iftira ile yüzlercesi cezaevine atıldı. Bu sözleşme uygulanırken kadına yönelik şiddet ve cinayetler azalmadı aksine daha fazla arttı. Evlilik oranı düştü, boşanmalar çoğaldı, cinsel sapkınlıklar desteklenerek koruma altına alındı. ETCEP gibi uygulamalarla ailenin ve toplumun kimyası bozuldu.”* Dedi.

Hizb-ut Tahrir Türkiye’nin 2020 yılında “Aile Nesil ve Toplum İslam ile Korunur!” başlıklı uzun soluklu kampanyası hakkında hatırlatmalarda bulunan Yıldırım şöyle konuştu:

“Eğer hükumetin derdi aileyi yıkan yasalar ile olsaydı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilir çekilmez ‘Ankara Sözleşmesi hazırlıyoruz’ demezlerdi. Şunu sakın unutmayın, İstanbul Sözleşmesi'nin feshi mevcut yasaları yürürlükten kaldırmış değil. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hala yürürlükte. Yine Türkiye’nin BM nezdinden imzaladığı CEDAW Sözleşmesi’ne taraflığı hala devam ediyor ve bu sözleşme bağlayıcılığını koruyor. Dolayısıyla bu hâli ile sadece İstanbul Sözleşmesi’nin feshi göz boyamaktan başka bir şey değildir. Yapılması gereken en öncelikli şey sözleşmenin uygulanması için hazırlanıp, çıkarılan ve uygulanan yasa ve kanunların tümden kaldırılmasıdır. Biz özümüze dönmeliyiz, özümüz ise İslam’dır. Köklü çözüm ise İslam ahkâmının uygulanmasıdır."