"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

İki Seçenekten Birine Zorlanıyoruz; Ya Aş, Ya Aşı!
25 Ağustos 2021Köklü Değişim Medya

İki Seçenekten Birine Zorlanıyoruz; Ya Aş, Ya Aşı!

Köklü Değişim Medya

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 25 Ağustos 2021 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda “Aşı Tartışmaları ve PCR Zorunluluğu Genelgesi” konusu ele alındı. Toplantıda ayrıca “28 Şubat Darbecilerine Karşı Tutuklama Kararı” ve “İzmir’de Tesettüre Yönelik Hakaret Eylemi” hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıda konuşan Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, birçok alanda toplumda siyasi bir ayrışma olduğu gibi aşı konusunda da bir ayrışma ve kutuplaşma söz konusu olduğunu, toplumun aşı olanlar ve aşısızlar diye ikiye bölündüğünü söyledi. Aşı olanların mevcut durumda bir itirazı olmadığı için aşı olmayanların dile getirdikleri şüphe ve endişelere değinen Muhammed Emin yıldırım, aşı karşıtlığının temelinde küresel kapitalist sisteme ve onun güdümündeki iktidarlara güvensizliğin olduğunu ifade etti.

Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu’nun yapmış olduğu kafa karıştırıcı açıklamaların toplumda aşı hakkında şüphelerin oluşmasına sebebiyet verdiğini dile getiren Yıldırım, iktidar kanadından yapılan çelişkili açıklamalara atıf yaparak şöyle konuştu: “Hatırlarsanız Sağlık bakanı Fahrettin Koca yakın zaman önce yaptığı açıklamada aşıların iki yöntemle üretildiğini, inaktif yöntemle üretilen aşıların daha güvenilir olduğunu, bu aşıların uzun vadeli sonuçlarını bildiklerini söylemişti. mRNA adı verilen virüsün genetik yoluyla geliştirilen aşıların ise kısa vadede iyi sonuç verdiğini, fakat orta ve uzun vadede nasıl bir etkisinin olacağının bilinmediğini söylemişti. Şimdi ise hem sağlık bakanlığı hem de bilim kurulu üyeleri inaktif aşıların yetersiz olduğunu virüse karşı en etkin korumanın mRNA aşıları olduğunu söylüyorlar. Bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir pişkinlik, bu nasıl bir vurdumduymazlıktır. Kendilerinin dahi sonuçlarını bilmedikleri aşılara toplumun sorgusuz sualsiz güvenmesini istiyorlar. İnsanlar bu aşılara başka ne için güvenmiyor biliyor musunuz? Şu anda uygulanmak istenen aşının ruhsatı yok. Türkiye bu aşıyı ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin verdiği acil kullanım onayını baz alarak uyguluyor. Çünkü bu aşının faz çalışmaları tamamlanmamış. Çünkü aşıyı üreten firma herhangi bir sorumluluk almayı kabul etmiyor. Çünkü bu aşı virüsün bulaşmasını engellemiyor. Çünkü bu aşı maske ve mesafeyi ortadan kaldırmıyor. Ayrıca aşı olunsa bile belli bir süre sonra antikor seviyesi düştüğü için tekrar aşı yaptırmak gerekecek, bu da üreticilere yani aşı şirketlerine “abone” olunmasını sağlayacak. Böylece insanlar aşıya bağımlı hale getirilecek. 1. Doz 2. Doz 3. Doz derken nerede biteceği bilinmeyen bir aşı serüveni var karşımızda. Kapitalist şirketler servetine servet katacak. Toplum ise acaba sağılığımı koruyabilecek miyim endişesi ile yaşamaya devam edecek.”

Muhammed Emin Yıldırım, konuşmasının devamında, bunca belirsizlik ve çelişkinin olduğu bir konuda iktidarın doyurucu bir açıklama ile insanları rahatlatması ve hissedilir bilimsel veriler ortaya koyması gerekirken, PCR zorunluluğu genelgesi yayınlamasını eleştirerek özgürlükten dem vuran demokratik düşüncenin ikiyüzlülüğüne dikkat çekti.

Yıldırım, şunları söyledi: “Şimdi buradan yöneticilere seslenmek istiyorum: 6 ay sonra aşı olanlar dahi aşısız sayılıyorken neyin zorlamasını yapıyorsunuz? Aşılı olanlar ve aşısızlar diye toplumu niçin ayrıştırıyorsunuz. Gece gündüz övüp durduğunuz demokrasi insanlara aşı olma ya da olmama konusunda özgürlük! verirken, insanların aşı olmama isteğine niçin saygı göstermiyorsunuz? PCR testini veya aşı olma zorunluluğunu kendi halkınıza dayatıp bu zulmü reva görürken, Türkiye’ye gelen turistleri bu zorunluluktan muaf tutmanız ikiyüzlülük değil mi? Yoksa sizin için turistlerin getireceği dolarlar kendi halkınızdan daha mı değerli? Bir taraftan aşı vurulmak mecburi değil, gönüllülük esas diyeceksiniz. Diğer taraftan toplumun içine yuvalanmış meslek grupları başta olmak üzere genelgelerle insanları “ya aş, ya aşı” seçimine zorlayacaksınız!

Fakat artık bu toplum size ve sisteminize güvenmiyor. Bu toplum artık demokrasiye güvenmiyor. Bu toplum artık Kapitalizme güvenmiyor… Bu toplum asıl sorunun kapitalizm sorunu olduğunu asıl virüsün nesli ve ekini ifsat eden laik kapitalist sistem olduğunu artık görüyor. Ve bu toplum insanları aldatmayı haram kabul eden İslam nizamına ihtiyaç duyuyor.”

Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Aşı konusunun ardından 28 Şubat darbecilerine 24 yıl sonra verilen tutuklama kararı ve İzmir’de tesettüre yönelik hakaret eylemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

---------------

Toplantının tüm metnini okumak için tıklayın.

#GenelgeİptalEdilecek