![Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [31 Mart 2020]](/_next/image?url=https%3A%2F%2Fapi.kokludegisim.net%2Fuploads%2F1585737128_f40688a2ac.jpeg&w=3840&q=75)
Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [31 Mart 2020]
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut KAR, gündem değerlendirme toplantısında; Aile Kampanyası kapanış programı ve koronavirüsün kapitalist sistemin çöküşünü ifşası hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kar, “Aile, Nesil ve Toplum İslam ile Korunur” kampanyası kapanış programı hakkında yaptığı açıklamalarda; stüdyo konuklarının ve canlı video bağlantısı ile bağlanan yazar, akademisyen ve STK temsilcilerinin programa çok önemli katkı sağladıklarını söyledi. Ayrıca kampanya süresince yapılan bazı çalışmaların istatistiki bilgilerini de paylaştı.
Mahmut KAR daha sonra, koronavirüsün kapitalizmin çöküşünün ifşası konusuna geçti. Zerreden küçük bir virüsün kapitalist sistemi ve devletlerini nasıl aciz bıraktığının görülmesi gerektiğini ifade eden Kar, bu virüsün arkasındaki gücün Allahu Teâlâ olduğunun idrak edilmesi ve O’nun dinine, İslâm’a, Hilâfet sistemine sarılınması gerektiğine vurgu yaptı.
#AileyiNesliToplumuKoru
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın dün akşam gerçekleştirdiği Haftalık Değerlendirme Toplantısının tam metni:
KAMPANYA KAPANIŞ PROGRAMI YAPILDI
21 Ocak 2020 tarihinde başlattığımız “Aile, Nesil ve Toplum İslâm ile Korunur” isimli kampanyayı Koronavirüs tedbirleri gereği erken tamamladık. Cumartesi günü Köklü Değişim Medya’nın Ankara stüdyosunda gerçekleştirdiğimiz kapanış programını telekonferans yöntemi ile gerçekleştirdik. Programa İlahiyatçı Abdullah İMAMOĞLU, Köklü Değişim Yazarı Musa BAYOĞLU, Köklü Değişim Medya Ankara Temsilcisi Kadir KAŞIKÇI ve Köklü Değişim Gençlik Kolları adına Melih YAVUZ katıldı. Stüdyo konukları haricinde alanında uzman 15 ayrı yazar, akademisyen ve sivil toplum temsilcisi canlı bağlantı ile değerlendirmeler yaptı.
Yazar Sabiha Ateş ALPAT, Mazlum-Der İstanbul Şube Başkanı Ali ÖNER, Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya ŞEKERCİ, Yazar Ahmet Hakan ÇAKICI, Avukat İlhami SAYAN, Sağlıkçı ve Eğitimci Ercan ÖZÇELİK, Süresiz Nafaka Mağdurları Derneği Kurucu Başkanı Mesut ARABUL, Yazar Şükrü HÜSEYİNOĞLU ile beraber yine Adana’dan ASİM Başkanı Mahmut ERASLAN, Sakarya’dan Prof. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU, Van’dan Genç-Der Başkanı Fırat TOPRAK, Batman’dan Babalar ve Çocuklar Derneği Genel Sekreteri Yasin EMRAK, İlahiyatçı Dr. Abdurrahim ŞEN, Avukat Mustafa KOCAMANBAŞ ve Köklü Değişim Kadın Kolları adına Sema ÖZDOĞAN 4 saat süren programa katkı sundular. Tekrar tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunuyor ve “Allah razı olsun” diyorum.
Programda kampanya sürecinde yapılan faaliyetler ile ilgili istatistikî bilgileri izleyiciler ve tüm kamuoyu ile paylaştık. Bu bilgilerin bazılarını tekrar hatırlatmak gerekirse kıymetli Müslümanlar kampanya sürecinde; Türkiye’nin farklı şehirlerinde 29 ayrı konferans ve panel gerçekleştirdik. Planladığımız ve duyurusunu yaptığımız 26 konferans programını koronavirüs tedbirleri gereği iptal ettik. Aile, nesil ve toplumun korunmasına dönük duyarlılık oluşturmak için sivil toplumdan medyaya, kamudan siyasi çevreye kadar 547 ayrı kurum ve kişiye ziyaret gerçekleştirdik. Tüm Türkiye’de üyelerimiz tarafından yapılan ziyaret ve görüşmelerde 55 bin adet “Aile, Nesil ve Toplum İslâm ile Korunur” isimli kampanya kitapçığı dağıtıldı. “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun İptal Edilsin!” isimli imza kampanyasına 110 bin kişi destek sağladı. Yine Cumartesi günü yaptığımız kapanış programında 112 bin kişiye canlı yayında erişim sağlandı ve program yüksek oranda etkileşim oluşturdu.
Dolayısıyla kampanya sürecinde halkımızın desteğini ve duyarlılığını gördükten sonra daha güçlü bir şekilde ifade ediyor ve diyoruz ki: aile, nesil, toplum İslâm ile korunur ve biz, Müslümanlar ile beraber aileyi, nesli ve toplumu İslâm’la koruyacağız! Bununla beraber şunu da çok iyi biliyoruz: bu kampanya nihayete erdi ama sorun çözüldü mü? Çözülmedi! Sorun, kuşkusuz İslâm’ın hayatın tamamına hâkim olması ile çözülebilir. Bu sebeple biz çalışmalarımıza ara vermeden durmadan devam edeceğiz. Ve Allah’ın yardımıyla, İslâm bu topraklara yeniden dönecek. Böylece aileyi, nesli ve toplumu bu fasit ve zalim düzenlerin tasallutundan, tahakkümünden koruyacak. Dünyanın koronavirüs ile mücadele ettiği bugünlerde daha net görüldü ki, dünya bugün İslâm’ın hâkimiyetine yani onu tatbik edecek Hilâfet’e her zamankinden daha muhtaçtır. İnşaAllah dünya Râşidî Hilâfet ile yeniden huzura, güvene, sağlığa kavuşacak ve Rasulullah’ın bayrağı yeniden göklerin hâkimi olacaktır. Sizden talebimiz, Allah’ın yardımını göndermesi için çalışın ve dua edin. Allah muhakkak icabet edecektir.
KORONA, KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜ İFŞA ETTİ!
Koronavirüs can almaya devam ediyor. Son (Salı günü) resmî bilgilere göre 168 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti. Vaka sayısı 10827. Ama salgının önüne geçebilmek için alınan tedbirler etkili değil ve yetersiz maalesef… Uzmanlara göre sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerekiyor ama devlet ekonominin çökme riskini göze alamadığı için “evde kal” demekle yetiniyor. Ve salgın hızla yayılmaya devam ediyor. Ekonomi o kadar bozuk temeller üzerine bina edilmiş ki sokağa çıkma yasağı ilanı ekonominin idam fermanını imzalamak gibi bir şey. Elbette devletten maaş alanlar, birikimi olanlar, çalıştığı şirket tarafından maaşları kesintiye uğramayacaklar için “evde kal” demek kolay. Ya işine gidip çalışmadığında ailesini geçindirecek hiçbir birikimi olmayanlar… Onlar ne olacak?
Toplumsal değerler o kadar erozyona uğradı ki “komşusu açken tok yatan bizden değildir” düsturu, evrensel komşuluk bildirisinin temel ilkeleri hayatımızdan uzaklaşalı çok zaman oldu. Komşularımızla aşımızı paylaşmayı bir kenara bırakın onların kim olduğunu dahi bilmeyecek durumdayız. Salgın nedeniyle evde kalmak zorunda olan ama yiyecek bir dilim ekmeğe muhtaç olanlara komşuları değil de kim yardım edecek? Kim yardım edecek? “Devlet”, değil mi?
Devletin gelirleri, “evde kal, sokağa çıkma” diyerek sadece psikolojik olarak motive etmeye çalıştığı halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetersiz. Daha doğrusu yetersizleştirildi. Yardım kuruluşlarının hepsini bir araya getirseniz böyle bir yükün altından kalkamazlar. Lüks konutlarından, yazlıklarından, teknelerinden “evde kal” çağrısı yapan sanatçı zümresi, laik Kemalistler… Bunları hiç hesaba katmayın. Çünkü onlar kapitalizmin merhametsiz yüzünün temsilcileridir ve kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmezler. Öyleyse ne olacak? Kim bu insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacak? Kaynak nereden bulunacak? … derken, yine halkımızın o İslâmi temiz duygularına müracaat edildi değil mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 aylık maaşını bağışlayarak bir kampanya başlattığını ilan etti. Kampanyaya en büyük katkıyı da iş adamları ve hayırseverlerden beklediğini söyledi. Zekâtını Ramazan ayında dağıtmayı düşünen vatandaşlara da “Ramazan’ı beklemeyin” diye çağrı yaptı.
Kıymetli Müslümanlar!
Bizim halkımız vefakârdır, fedakârdır; hep zor günlerde kenetlenir, el ele verir. Müslümanlardan beklenen de zaten bu. Ancak, sadece halkın bu yardımlaşma ve dayanışma duygusuna sarılmak, halktan yardım toplamak kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümü terk edip geçici çözüme başvurmaktır. Kalıcı ve sürdürülebilir çözüm kuşkusuz zekât müessesini yeniden canlandırmaktır, bu farzı yeniden ayağa kaldırmaktadır. İslâm, fakirlere, yoksullara, yolda kalmışlara, zor durumda olanlara zenginlerin kazançlarından 40’da 1 oranında pay vermiştir. Kazancı nisap miktarına ulaşan her kişi için bu oranı fakirlere dağıtması farzdır. İslâm bu dağıtım işini kişilere bireylere değil devlete yüklemiştir. Zekâtı toplamak ve dağıtmak devletin görevidir.
Devlet, zekâtı toplar sonra Allah’ın belirtmiş olduğu muhtaçlara tek kuruşuna dokunmadan dağıtır. Dikkat edin! Bu bir yardım değildir! Bağış da değildir! Bu bir haktır! Allah’ın fakirlere vermiş olduğu bir hak! Dolayısıyla zekât alan bir kişi zekât veren karşısında mahcup olmaz, herhangi bir eziklik hissetmez. Çünkü Allah’ın kendisine bahşettiği bir hakkı almaktadır.
Türkiye genelinde toplanması gereken zekât miktarını hesaplamak bizim için tabii ki imkânsız. Ama her yıl açıklanan Türkiye’nin en zengin 100 iş adamının serveti üzerinden bir değerlendirme yapılabilir. Türkiye’nin en zengin 100 iş adamının serveti 100 milyar dolar. Vermeleri gereken zekât miktarı 2.5 milyar dolar. Bu miktar kabaca 7 milyon kişinin asgari ücreti demek. 3.5 milyon kişiye 2 ay boyunca asgari ücret vermek demek. Sokağa çıkma yasağı uygulandığında onları kimseye muhtaç etmemek demek… İşte size kaynak! İşte size İslâm’ın sürdürülebilir çözümü! Buyurun uygulayın! Bu çözümü uygularsanız insanlar başkalarından dilenmeyecek, başkalarına muhtaç olmayacak, insanca yaşamlarını devam ettirebilecekler. Bu sadece 100 iş adamının servetinden alınacak zekât, varın gerisini siz düşünün.
Şimdi Cumhurbaşkanı’nın yapması gereken şey nedir, siz söyleyin: bankacılara, finansçılara, turizmcilere, rantçılara 100 milyar liralık paket hediye etmek midir yoksa “çıkarın zekâtınızı bakalım” demek midir? Ama maalesef ki kapitalist sermaye siyaseti, yöneticileri esir aldıkları için bunu söylemek irade ve fikir gerektiriyor. O sermayedarların düzeni olan kapitalizm korona ile bir kez daha çökmüştür! Ama bu son çöküş, bu onun verdiği son nefestir! Solunum yolları artık tıkanmış durumdadır. Kapitalizmi çökerten şey ise koronavirüs değildir, bilakis kendi aç gözlülüğüdür. Virüs sadece çöküşü ifşa etti, bize gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “artık hiçbir şeyin eskisi gibi gitmeyeceği, eskisi gibi olmayacağı bir gerçektir” dedi. “Küresel ekonomik, siyasi ve sosyal düzende köklü değişiklikler yaşanması muhtemel yeni bir döneme giriyoruz.” dedi. “Türkiye’nin, bu fotoğraf içinde avantajlı bir yerde durduğuna inanıyorum.” diye de ekledi.
Ben, kendisine soruyorum: bundan sonraki dönemde Türkiye’nin avantajlı olacağı bu yeni düzenin adı ne? Bu yeni düzen denenmiş ve başarısızlığı kanıtlanmış olan kapitalizm mi yoksa terk edilmiş sosyalizm mi? Hayır, her ikisi de değil! Gözlerinizi açın Sayın Erdoğan! Bu yeni düzen insana insanlığını hatırlatacak, Rabbini hatırlatacak, adaleti, merhameti, paylaşmayı, yüce değerleri hatırlatacak olan İslâm Hilafeti düzenidir, başkası değil! Bugün artık dünya İslâm’a, Hilâfet’e muhtaçtır. Zira tüm kaleler yıkılmış ya da yıkılmak üzeredir. Vakit, İslâm’ın vaktidir! Vakit, Râşidî Hilâfet vaktidir!
Kıymetli Müslümanlar artık size dayatılan beşerî nizamların tamamını elinizin tersiyle itin! İktidar sahiplerinden, yöneticilerden bunu isteyin, bunu talep edin! Bu dünya hayatında da ahiret hayatında kurtuluşun anahtarı olan Râşidî Hilâfet Devleti için çalışın!
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
Benzer Haberler

Bütçe Kanunu Yoksulluğu Kalıcı Hâle Getiriyor

Hizb-ut Tahrir’den Gazze Bildirisi: “Trump’ın Planı Vesayet ve Sömürgeciliktir!”

Gazze İçin Adana’da İstişare Toplantısı Yapıldı: Hilafet Vurgusu ve Somut Adımlar!

Birinci Türkiye Âlimler Konferansı: Gazze İçin Minareler Konuştu, Saraylar Suskun Kaldı

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi




