
Hakan Fidan’dan “Kınamalar İşe Yaramıyor” İtirafı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar'da yaptığı konuşmada, “İsrail”i kınamanın işe yaramadığını somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Fidan, açıklamalarında yıllardır “İsrail”in her katliamına karşılık Türkiye’nin bu konuda dış siyaset olarak benimsediği “kınama” mesajlarının bir işe yaramadığını itiraf eden bir nitelik taşıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Şeridi'ne saldıran “İsrail”in 'senelerdir kınamalara kulak tıkadığını' belirterek "Artık somut adımlar için harekete geçme zamanıdır" açıklamasında bulundu.
Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Doha'daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Gazze'deki saldırılara ilişkin İslam dünyası olarak da birlik içerisinde ortak tavır ve eylemler geliştirmek zorunda olduklarını vurgulayan Fidan, Abu Dabi, Tahran, Beyrut, Cidde ve Kahire'de temaslarda bulunduğunu kaydetti.
Fidan, "Bu trajedinin son bulması için tüm gücümüzle çalışmaktayız. Cumhurbaşkanı'mız yoğun diplomasi temposu içerisinde bölge liderleri ve dünya liderleriyle bu akan gözyaşının ve savaşın durması için yoğun bir çalışma ve gayret içerisinde" diyerek bölgenin tam manasıyla bir dönüm noktasında bulunduğuna dikkati çekti.
İçinde bulunulan konjonktürden ya daha büyük bir savaşa ya daha büyük bir barışa gidileceğine işaret eden Fidan, görüştüğü tüm muhataplarının da kamuoyu önünde söylemeseler bile bu tespiti paylaştığını söyledi.
Fidan bu açıklamalarda bulunsa da halen Ankara, “İsrail”in vahşi katliamları karşısında ciddi bir adın ya da somut bir icraata imza atmış değil.
Fidan, gerek taraflara gerek bölge dışı aktörlere sağduyu telkin ettiklerini belirterek "Kimileri ise yangına körükle gidiyor. Dayanışma kisvesi altında ‘İsrail'in işlediği cürümleri cesaretlendiren de bu suçun ortağıdırlar" çıkışında bulundu.
(Hakan Fidan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile de görüştü)
“Artık Somut Adımlar İçin Harekete Geçme Zamanı”
Mevcut krizin coğrafi olarak yayılması önlenemediği takdirde tüm dünyayı çok daha kötü günlerin beklediğini vurgulayan Fidan, "Filistinlilere karşı işlenen bu suçları hep eleştirdik ama kınamayla, sadece eleştirmekle bir yere varılamayacağını da görüyoruz. ‘İsrail’, senelerdir kınamalara kulak tıkamaya, bildiğini okumaya devam ediyor. Artık somut adımlar için harekete geçme zamanıdır." diye konuştu.
Fidan, Filistin meselesinin adil bir siyasi çözüme kavuşturulmadan bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisinin mümkün olmayacağını belirterek şöyle devam etti:
"‘İsrail’, silahla, şiddetle ve zulümle kalıcı güvenlik ihtiyacını karşılayamayacağını bilmelidir. Bugünün sözde zaferleri yarın daha büyük hezimetlere yol açacaktır. Çözümün yegâne yolu sürekli söylediğimiz gibi 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız ve egemen Filistin devletinin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Biz, somut bir öneri olarak garantörlük mekanizmasını gündeme getirdik. Bu mekanizmada Türkiye dahil bölgedeki Müslüman ülkelerin aktif bir rol üstlenmelerini arzu ediyoruz. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla oluşturulacak bu mekanizma, ‘İsrail’ ve Filistin'in yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini izlemeli, gerekirse tarafları buna zorlayabilmelidir.
Filistin konusunda, Katar'ın üstlendiği role ve sorumluluğa büyük önem atfediyoruz. Katar, Gazze'deki insani durum bağlamında şimdiye kadar çok yapıcı ve fedakâr bir rol üstlendi, son dönemde rehinelerin serbest bırakılması konusunda Katarlı kardeşlerimizin çabaları da her türlü takdire şayandır. Türkiye ve Katar olarak bundan sonraki süreçte de yakın iş birliği ve istişare içinde kalacağız."
“Felaketin Farkında Değildik”
Diğer taraftan bu seferki krizin büyüklüğü ve ortaya çıkması muhtemel risklerin de büyüklüğüne ilişkin Fidan, şunları kaydetti:
"Önceki Gazze krizlerinden farklı olarak benim temaslarım sırasında elde ettiğim izlenim şu; artık siyasi çözümün ertelenmemesi gerektiği, bunun bir zaruret olduğu konusunda bölgede de çok yüksek bir farkındalık ve fikir birliği var. Malumunuz son yıllarda, iki devletli çözüm önerisi, bir nevi rafa kaldırılmış, bunun artık yeni normal olduğu, Filistin bir çatışma ve dram olmadan Filistin meselesini çok fazla gündeme gelmediğini görüyorduk. Aslında bu daha büyük bir felaketin sessiz habercisiydi. Ama biz farkında değildik."
Hakan Fidan, “İsrail” saldırılarının başladığı ilk günlerden itibaren bölgede diplomatik görüşmeler sürdürüyor. Fidan’ın açıklamaları dikkat çekici olsa da halen Türkiye dahil hiçbir İslami beldenin yönetimi henüz “İsrail”e karşı ciddi bir yaptırım ya da can yakıcı bir icraatta bulunmadı. Rusya ve Çin’e odaklanan ABD’nin çatışmanın bölgeye yayılmasından endişe ederek başlattığı tehditkar siyasete paralel çalışmalar yürüten Ankara, sürekli itidal çağrısında bulunuyor. Ayrıca Ankara, yüzde 85’i işgal edilmiş 1967 sınırları çerçevesindeki ABD’nin “İki Devletli Çözüm” planını dillendiriyor ve bu çerçevede bir garantörlük projesini hayata geçirmek istiyor.
İslam beldelerinde Müslümanlar ile yöneticilerin Filistin’e bakış açısı büyük zıtlıklar içeriyor. Müslümanlar ümmet bilinciyle “ordular Aksa’ya” sloganları ile çözümün askeri olduğunu ifade ederken, yöneticiler ABD’nin “İki Devletli Çözüm” planını gündemde tutuyor, kınıyor ve mitingler düzenliyor.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi




