
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen gündem değerlendirme toplantısında, Gazze’deki soykırım sürecinden küresel yönetişim sistemini sorumlu tuttu.
Fidan'ın 2025 yılı Türkiye'nin dış politikasını değerlendirdiği konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
Gazze Soykırımı
2025 senesi uluslararası sistemde kalıcı izler bırakan ve Türk dış politikası açısından son derece yoğun geçen bir yıl oldu. Gazze'de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025'in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modeli maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı.
Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze'nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.
Suriye’de SDG Sorunu
Suriye'nin içinden geçtiği büyük dönüşüm 2025 yılının olumlu gelişmelerinden birini teşkil etti. SDG meselesiyse, bölgemizin geri kalanı için sorun olmaya devam ediyor, inşallah bu yıl bu sorun da çözülür.
AB İle İlişkiler
AB ilişkilerimizde ortak perspektif geliştirilmesi yönünde gayretlerimizi samimi biçimde ortaya koyduk. Arabuluculuk faaliyetleri yürüdük. Ekonomik konulara, küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik. 2026 yılında da yoğun bir takvim bizi bekliyor. Yine inisiyatif almayı ve sorunlara çözüm üretmeyi sürdüreceğiz. Türkiye olarak konuda kararlı politikamız sürecek.
Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden planlanmış şablonlara göre yürütecek değil. Çünkü her şey artık belirsiz. Nitekim kriz anlarında tavsiyesi aranan bir ülke konumuna geldiysek bu uzun yılların birikimiyle olmuştur.
İran’daki Olaylar
Biz tabii İran'ın dostu ve komşusu olarak, görüşlerimizi paylaşıyoruz. Biz sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacaklar bizi de ilgilendiriyor. Türkiye olarak diplomatik çalışmalarımız sürecek. Umarım İran ve ABD bu konuyu aralarında çözerler.
SORU-CEVAP
-ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyona yönelik işaretler arttı. Siz böyle bir operasyon bekliyor musunuz? Süreç nasıl ilerliyor? İlerleme sağlanabildi mi?
"Bölgemizde evrilerek gelen çok sayıda sorunlar var. Bunlardan biri de İran'ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırımlar. Ve bölgedeki bir takım politik uyumsuzluklar. Biz İran'ın dostu ve komşusu olarak samimi olarak görüşlerimizi net olarak paylaşıyoruz. Bizim sınır komşumuz, yüz yıllardır değişmeyen bir sınırımız var, iki halk birbirine çok benziyor. Dolayısıyla İran'da olanlar bizi yakından ilgilendirdiğinden yakından takip ediyoruz.
İran'ın sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak senaryolardan kaçınması bizim de menfaatimize. Geçtiğimiz aylarda da gördük, 12 gün savaşlarında önce İsrail'in sonra ABD'nin saldırısıyla karşı karşıya kaldı ve bu saldırı belli bir yerde durdu. Bunun tekrar etme olasılığı bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz."
-Dün Gazze planının ikinci aşaması hayata geçti. Türkiye bu sürece ne tür katkılar verme hazırlığı ve planı içerisinde? İsrail'in üç aşamada süreci baltalayacak bir davranışını bekler misiniz?
"Dün özel temsilcinin ilanıyla artık ikinci aşamaya geçtiğimiz duyuruldu. Bizde de yine 4 ülkenin katıldığı bir toplantı yaptık. Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus. Cumhurbaşkanımız insanı yardımlar konusunda hassasiyet içerisinde. Filistinlileri orada soğukta barınmasız, ilaçsız, gıdasız kalması hepimizin vicdanını derinden yaralamakta. İsrail'in bu konuda sistemli ve maksatlı bir politika uyguladığını biliyoruz.
İkinci aşamada geçtiğimiz günlerde grup olarak mutabık kaldığımız Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idaresini alması birinci öncelik. Daha sonra barış kurulunun ve yönetim kurulunun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması. Biz önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunun tamamıyla hayata geçeceğini düşünüyoruz. Uygulamada birtakım zorluklar olacak tabi ki, büyük bir hassasiyetle ortaklarımızla konuşarak sürecin sorunsuz gitmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Ama riskler ortada, ‘İsrail'in niyeti ortada"
-Ahmed Şara'nın açıklamaları var. SDG'nin Kandil ile bağı çözüme engel diyor. 10 Mart mutabakatı için ne söylersiniz?
"SDG'nin Kandil ile bağının, yeni keşfedilmiş gibi karşılanması bizim de hayret ettiğimiz bir konu. Bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik. Suriye Kürtleri bir araya gelip, sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye ile tabi ki ilgisi var. 4 ülkede eylemi, örgütlenmesi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG-YPG olması bizim bildiğimiz gerçeklik. SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğini bunu herkes bilir.
10 Mart mutabakatı uygulanmalı. Bizim temennimiz Suriye'de istikrarının sağlanması. Fırat'ın batısındaki unsurlara operasyon gündemde. İnşallah barışçıl yollarla çözülür.”
Ankara, Gazze’ye Konteyner Gönderimi İçin BM’den Adım Atmasını Bekliyor
-Gazze’de barınağı olmayan ve çadırlarda yaşam mücadelesi veren Müslümanlar için Kahramanmaraş depreminden kalma konteynerlerin gönderilmesi hususunda da konuşan Fidan şunları söyledi:
Gazzeli kardeşlerimizin o soğukta yaşamasını hiçbirimizin yüreği kaldırmıyor. Konteynerleri gündeme getirdik onun için kurulların hayata geçmesini istiyoruz. ‘İsrail’, içinde metal olanları kabul etmek istemediler. Çünkü bunları silah malzemesi olarak görüyorlar, işgale direnenlerin bundan silah yapacakları yönünde bir tavır var. Tabi işgal güçlerinin etkisini, yetkisini elinden alacak BM kurulları hayata geçtikte bu konudaki direnişin de azalacağını düşünüyorum. Biz başvurularımızı ve görüşmelerimizi çok önceden yaptık.
Şartlar uygun olduğu halde biz hemen bunları Gazze'ye göndereceğiz. Konteynerler metal olduğu için içeri alınmasında sorun yaşıyoruz. Onu yerine Türkiye'nin Gazze'ye gönderdiği çadırlar şu an gidiyor ancak bu çadırlar tam olarak etkili olmayabiliyor.
İran’a Yönelik Askeri Müdahaleye
Biz İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız. Yani İran'ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisinin çözmesi gerekiyor. Tabii ki bunun uluslararası ilişkilere bakan boyutu var; o da nedir? Yaptırımlara tabi. Yaptırımlara da neden tabi? Takip ettiği bazı politikalardan dolayı gerek küresel gerek bölgesel. Kendilerine de söylüyoruz; bölge ülkeleriyle olan sorunlarını çözmesi gerekiyor. Küresel nükleer konuda da sorunlarını diplomasi yoluyla hiç fırsat kaybetmeden çözmeli ki ekonomik zorluklara neden açan yapısal birtakım problemler ortadan kalksın. Şimdi uluslararası izolasyon altında olduğunuz zaman yani sizin bazı ekonomik hizmetleri verme imkanınız giderek sınırlanıyor.
İran'ın büyük bir nüfusu var, dinamik bir halkı var, yaşam arzusu, yaşama katılma arzusu son derece yüksek bir halkı var, sofistike. Bunları belli konulardan mahrum ettiğiniz zaman ortaya bu türden sıkıntılar çıkıyor.
F-35 Sorunu
“F-35 konusuna gelince; biliyorsunuz bu aslında CAATSA'nın uygulanmasının neticesinde ortaya çıkan bir sorun. Yani biz olaya sadece F-35 açısından bakmıyoruz. CAATSA'nın genel olarak ortadan kaldırılması konusunda yürütülen diplomatik çalışmalarımız var. İki lider; New York sonrası Cumhurbaşkanımız Washington'u ziyaret ettiğinde geçtiğimiz yıl Eylül ayında, 25 Eylül'de aslında Sayın Trump'la Sayın Erdoğan arasında varılan mutabakat sonucunda bu sorunun da diğer sorunlar gibi iki ülke gündeminden çıkması konusunda bir irade oluştu. Bunu daha önce de ifade etmiştim. Şimdi bu iradenin, iki taraflı iradenin hayata geçmesindeki teknik zorlukların, problemlerin ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. Bu irade burada mevcut. Biz bunu inşallah bu sene CAATSA'nın kalktığına şahit oluruz, sizin dediğiniz F-35 ve diğer başka konular da hayata geçer."

