"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Erdoğan’ın Almanya Ziyaretinde Ne Bekleniyor?
27 Eylül 2018Köklü Değişim Medya

Erdoğan’ın Almanya Ziyaretinde Ne Bekleniyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şansölye Merkel ile ikili ilişkileri, mali krizi ve Suriye’deki durumu görüşmek üzere bir araya gelecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’deki durumdan Alman vatandaşlarının tutuklanmasına ve Avrupa Birliği aday ülkesindeki para krizine kadar, yoğun bir gündemle birlikte resmi bir ziyarette bulunmak için Almanya’ya gitti.

Yıllar boyunca çeşitli meseleler üzerinde anlaşmaya varmış olan Berlin ve Ankara, son zamanlarda retoriklerini yumuşatmış ve yeni bir evreye imza atmışlardır. Burada Türkiye’nin mülteci meselesinde tampon bölge olarak kullanılmasının etkisi büyük.

Erdoğan, bugün başlayacak olan üç günlük ziyareti sırasında Almanya ile siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmeyi istediğini söyledi. Erdoğan, “Önceliğimiz son yıllarda yaşanan siyasi ilişkilerde yaşadığımız dönemi tamamen geride bırakacak” dedi. “Ayrıca, ekonomik bağlarımızı karşılıklı olarak faydalı bir temelde geliştirmek için atılabilecek adımlar olacaktır.” diyen Erdoğan, ziyaretinde Başbakan Angela Merkel ve Başkan Frank Walter Steinmeier ile de bir araya gelecek.

Diplomatik telaş

Berlin ile Ankara arasındaki diplomatik trafik eylül ayında zaten çok yoğundu.

Bu ayın başlarında, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas daha yakın işbirliği arzusunu ifade eden mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile Türkiye’de görüşmelerde bulunmuştu.

Geçtiğimiz hafta Türkiye Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Sönmez, Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier ile Berlin’de bir araya geldi.

Türkiye-Almanya ilişkileri, mülteciler yönünden ekonomik ilişkilere ve Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk’e kadar karşılıklı olarak çıkara dayalı bir anlaşmayı gerektirdi. Buna göre Türkiye, tampon bölge olarak mülteci meselesinde Avrupa’yı rahatlatacak, Avrupa da Türkiye’ye yatırımlarını arttıracak. Türkiye’nin istikrarsızlaşmasının en büyük faturası Avrupa’ya olacağı için Avrupa bu krizde Türkiye’nin “konkordato” vermesini istemiyor. Kriz çözülene kadar onu ayakta tutacak desteğin verilmesini daha faydalı görüyor.

Darbe sonrası çatlak

İki ülke arasındaki gerginlik, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapılan tutuklamaların ardından başladı. Bu tutuklananların içerisinde Alman gazeteciler ve aktivistler de yer aldı.

Berlin yargılamayı keyfi olarak nitelendirirken, Ankara ise yargının bağımsız olduğunu siyasi hiçbir etkisinin olmadığını ifade ediyordu. Ancak Erdoğan-Merkel görüşmesinin akabinde Alman vatandaşı Gazeteci Deniz Yücel tahliye oldu ve Almanya’ya özel bir uçakla götürüldü.

Dünyadaki en büyük Türk diasporasına sahip ülke olan Almanya, hem Türkiye’nin 2017 anayasal referandumu öncesinde hem de dışişleri bakanlarının ve destekçilerinin Türklerin toplanmalarını yasakladı. Türkiye’nin 24 Haziran’daki Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için Avrupa ülkelerinde yapacağı propaganda faaliyetlerini Hollanda ve Avusturya gibi diğer AB ülkeleri de yasaklayarak Almanya’yı takip etti.

Ekonomik Kriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “kriz-mriz yok” dese de döviz krizi Erdoğan’ın ziyaretinde gündeme gelecektir. Türk lirası kısa bir zaman içerisinde ABD doları karşısında yüzde 40’tan fazla değer kaybetti.

Maliye Bakanı Scholz, meslektaşı Albayrak ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada, “Türkiye bugün yardım talep etmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sırasında da etmeyecektir” dedi.

Ankara ayrıca AB’nin Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat etmesine izin vermesi konusunda da Almanya’nın desteğini almak istiyor.

Almanya’nın istikrarlı bir Türkiye’ye ihtiyacı var

AB-Türkiye ilişkileri uzmanı olan Analist Can Baydarol, Almanya’nın ya da AB’nin Avrupa’yı sınırlayan istikrarsız bir Türkiye’ye sahip olmadığını belirtti. Baydarol, “Türkiye’nin istikrarsızlığı hem siyasal hem de ekonomik açıdan AB’yi vuracak. Almanya, Türkiye ile ilişkilerin onarılması ve Türkiye’ye yardım edilmesiyle kendini koruyor. Türkiye’deki bir bankacılık krizi, Avrupa bankalarını ve ülkede iş yapan 6 bin 500’ün üzerinde Alman şirketini vuracak ve Suriyeli mültecilerin Türkiye’de kalmasını sağlayacaktır.” dedi.

Ayrıca, Almanya’nın Rusya ile olan işbirliklerine dikkat çekerek, Almanya’nın bundan memnun olmadığını söyleyen Baydarol, “Rusya ve Türkiye gerçek stratejik ortaklar haline gelirse, AB’nin savunmasında yumuşak bir nokta olabilir.” dedi.

Ankara, Batılı müttefiklerinin itirazlarına rağmen geçen yıl Moskova’dan S-400 füze savunma sistemleri satın almak için anlaşma imzaladı. Rusya da Türkiye’de bir nükleer santral kuruyor. Dahası, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad rejimine destek veren Amerika, Rusya, İran ve ılımlı muhalefetin garantörü Türkiye, yakın işbirliği içinde hareket ediyor.

Bu işbirliği sayesinde Suriye’deki Rusya ve Esed saldırıları önlendiği ve Avrupa’yı da tehdit eden mülteci krizini engellediği için bizzat ABD Başkanı Trump, Türkiye’ye teşekkür etti.

Sonuç olarak Amerika Suriye’deki siyasi ve askerî planlarının işlemesinden memnun. Avrupa Türkiye’nin mülteciler için bir tampon bölge olmasından memnun. Türkiye ise mülteci krizini kullanarak Avrupa’dan gelecek siyasi ve mali destekten ve özellikle Almanya-Türkiye ilişkilerinin iyileşmesinden memnun gözükmektedir. Diğer taraftan fatura ise Suriye devrimine ve Suriye halkına kesilmiştir.