
Erdoğan, Covid-19 Aşısına Muhalefeti Bilgi Kirliliği Olarak Niteledi
Köklü Değişim Medya
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni eğitim yılının açılışı ile ilgili yaptığı konuşmada, henüz ruhsatı olmayan ve acil kullanım izniyle uygulanan Covid-19 aşısına karşı muhalefeti “bilgi kirliliği” olarak niteledi.
Eğitim öğretim yılının açılışı nedeniyle İstanbul’daki Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir konuşma yapan Erdoğan’ın yaptığı açıklamada öne çıkanlar şöyle:
“-Koronavirüs salgını hayatımızdaki her şey gibi eğitimi de ne yazık ki olumsuz etkiledi. Salgını kontrol altına almak için hemen her ülke çok sert tedbirlere başvurdu. Türkiye olarak biz de geçtiğimiz dönemde ihtiyatlı davranmak zorunda kaldık. Öğretmenlerimizin, evlatlarımızın ve ailelerinin sağlığını tehlikeye atmamak için azami özen gösterdik. Salgının seyrine göre kimi zaman okullarımızı açarak, ancak daha çok EBA üzerinden gerçekleştirdiğimiz uzaktan eğitimle bu dönemi geride bıraktık. Salgının yol açtığı sıkıntılara rağmen eğitimi ülke çapında kesintisiz sürdürebilen birkaç devletten biri olduk. Salgının yoğun seyrettiği dönemlerde evlatlarımızın eğitimden kopmamalarını temin ettik.
-Bu kapsamda 2 milyon tablet bilgisayarımızı öğrencilerimize ulaştırdık. EBA, televizyon ve internet platformlarıyla uzaktan eğitimi başarıyla yürüttük. Uzaktan eğitimde çocuklarımızın kendi öğretmenleriyle aynı sınıfta gibi eğitim almaları için EBA Canlı platformunu devreye aldık.
- Özellikle aşının etkinliğine dair bilimsel verilerin açıklanması, yüz yüze eğitim konusunda bizi daha çok cesaretlendirdi.
- Vatandaşlarına yaygın aşı imkanı sağlayan ülkelerin başında yer aldık. Aşılamada toplam doz sayısı 100 milyon sınırına doğru gidiyor. Halen birçok ülkenin kitlesel aşılamada ciddi sorunlarla karşılaştığını göz önüne aldığımızda, bu tablo ülkemiz adına gerçekten önemli bir başarıdır.
- Yüz yüze eğitimi devam ettirmekte kararlıyız. Tüm velilerimizin ve çocuklarımızın, özellikle müsterih olmasını istiyorum. Bu vesileyle bir kez daha sırası gelmiş tüm vatandaşlarımızı aşılarını olmaya davet ediyorum. Devlet olarak bu hususta asla zorlayıcı yollara başvurmak istemiyoruz.
-Aşıyla ilgili sosyal medyada yayılan bilgi kirliliğine vatandaşlarımız itibar etmemelidir. Çocuklarımızı çok özledikleri okullardan mahrum bırakma lüksümüz olmadığı bilinciyle hareket etmemiz şarttır.”
Kapitalizmin Diktatörlüğünde Aşı Zorbalığı Devam Ediyor
Aşı olanların da hastalığa yakalandığı, vefat ettiği, ciddi yan etkilere maruz kaldığı ve hastalığı bulaştırdığı bilimsel olarak kanıtlandığı halde ruhsatı bulunmayan aşının uygulamasına yönelik hükümetlerin aldığı zorba kararlar sosyal medyada ciddi şekilde eleştiriliyor. Aşı olmayanlara yönelik bazı alanlarda PCR testi zorbalığı bugün başladı.
Kısa süre önce Oxford Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel araştırmada doğal bağışıklığın aşıdan daha etkili olduğu ve aşılılardaki virüs yoğunluğunun aşılanmamışlarla aynı seviyede olduğu ortaya konmuştu.
Aşı pazarı küresel ölçekte şu anda 156 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Şimdi üçüncü, dördüncü dozlardan da bahsediliyor, bu ticaret 250-300 milyar dolarlık bir pazara dönüşmüş durumda. IMF, aşı programlarını uygulayan hükümetlere para yardımında bulunacağını vadederken, medya ve STK’larda aşı programını destekleyici yönde çalışmalar yapması için fonlanıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’ye, koronavirüs kriziyle mücadele kapsamında 6,3 milyar dolar tahsis ettiğini açıklamıştı. IMF’in dünya çapında toplam 650 milyar dolarlık krediyi aşı kampanyalarının hızlanması ve teşvik etmek için tahsis ettiği biliniyor. Böylece küresel oyuncular aşı ticaretinin hızlanması için devletleri borca sokarak desteklemiş gibi gözüküyor. Bu kararlarla hem aşı şirketleri hem de faiz lobisi pandemiyi fırsata çevirmiş oldu.
Aşı şirketleri ruhsatı olmayan aşıların ticaretini yaparken, ödemeler konusunda da IMF devreye girerek verdiği kredinin faiziyle kârına talip oldu. Böylece halkların sırtındaki borç yüküne yenisi eklenirken, devletlerin ekonomiye ağır yük getiren çalışmayı 3. doza teşvik ederek sürdürmesinin küresel bir plana uyum süreci olarak yorumlanıyor.
Tüm dünyayı maddi gücüyle eline geçiren kapitalistler istedikleri haberi medyada yayınlatarak ya da hükümetlere istediği kararları çıkarttırarak halkı korku ve endişeye sevk edip, aşı olmaları hususunda baskı uyguluyor.
Küresel çapta etkili bir şekilde sürdürülen algı operasyonunda ülkelerin her konuda didişen iktidarları ve muhalefetleri bile ortak hareket edebiliyor. Kapitalizm kontrolündeki “bilim” ile tüm dünyaya diktatörlük taslayarak aldıkları kararlara boyun eğdirmeye, karşı çıkanları ise “bilim karşıtı, geri kafalı” olarak suçlayarak algı oluşturuyor.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








