"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Dışişleri: “AB, Somut Adım Atmak Yerine Oyalıyor”
25 Haziran 2021Köklü Değişim Medya

Dışişleri: “AB, Somut Adım Atmak Yerine Oyalıyor”

Köklü Değişim Medya

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde alınan kararları oyalama taktiği olarak niteleyip, tepki gösterdi. Türkiye, yaklaşık 60 yıldır AB kapılarında birliğe katılmak için çabalıyor ve sık sık ikitdarlar oyalandıklarına dair bu tip çıkışlarda bulunuyor. Avrupa, katılım müzakereleri adı altında Ankara'ya istediklerini dikte etmeye devam ediyor.

Brüksel'de dün düzenlenen AB zirvesinde ‘Türkiye’ başlığı altında alınan kararların, beklenen adımlardan uzak olması üzerine Dışişleri Bakanlığı’ndan bir açıklama yayımlandı. Açıklamada Akdeniz’deki anlaşmazlık hususunda Yunanistan ve Rum tarafı lehinde karar alındığına, Gümrük Birliği’nin güncellemesi ve fasılların açılması yerine oyalama taktiği uygulandığına, göç iş birliğinin sadece mali boyuta indirgendiğine vurgu yapıldı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şöyle:

"24 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği (AB) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde 'Türkiye' başlığı altında kabul edilen kararlar, beklenilen ve gereken adımları içermekten uzaktır.

Türkiye, gerginliğin düşürülmesi, diyalog ve iş birliğinin başlatılması bakımından üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmiştir. AB’nin, gerginliğin düştüğünü teslim edip, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi dahil olumlu gündemi hayata geçirmeye yönelik somut kararlar almayı ertelemesi, bir oyalama taktiği, irade eksikliği ve bir iki üye ülkenin AB üyeliklerini kötüye kullanması olarak görülmektedir. Metinde adaylık statümüze atıfta bulunulmasından kaçınılması da bu görüşümüzü teyit eder niteliktedir.

AB, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında diyalog önermek yerine, katılım müzakerelerinin önünü açarak, 23. ve 24. fasıllarda ülkemizde daha hızlı gelişme kaydedilmesinin zeminini oluşturabilecektir.

Önerilen yeni mali yardım paketi, Türkiye’ye değil Suriyeli sığınmacılara yönelik olup, esasen AB’nin kendi huzur ve güvenliğinin teminatı için atılacak bir adımdır. Göç iş birliğinin sadece mali boyuta indirgenmesi, büyük bir yanılgıdır. Bu alanda yakın iş birliği hedeflenmesi herkes için yararlı olacaktır.

Zirve kararlarının Kıbrıs’a ilişkin bölümleri ise her zamanki gibi Rum/Yunan ikilisinin görüşlerinin tekrarıdır. Bu tutumuyla AB bir kez daha Kıbrıs Türklerini yok saymış ve eşit haklarını görmezden gelmiştir. AB’nin bu tutumu devam ettiği sürece, Kıbrıs meselesine yapıcı bir katkıda bulunması mümkün değildir. Bu vesileyle AB’yi bir kez daha Ada’daki gerçekleri artık görmeye, Kıbrıs Türklerini ve müktesep eşit haklarını tanımaya ve 2004’te verdiği sözleri yerine getirmeye davet ediyoruz.

Yakalanan olumlu ivmenin sürdürülebilmesi ve Türkiye-AB ilişkilerinin katılım perspektifiyle “olumlu gündem” üzerinden ilerletilmesi için gereken, 18 Mart Mutabakatı’nın tüm yönleriyle ve bütüncül bir anlayışla gözden geçirilerek günün ihtiyaçlarına ve ortak çıkarlara cevap verecek şekilde işler hale getirilmesidir."