"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Akit, Hizb-ut Tahrir’e Karşı Yargı Zulmünü "Bir Hukuk Skandalı” Olarak Duyurdu
30 Kasım 2020Akit

Akit, Hizb-ut Tahrir’e Karşı Yargı Zulmünü "Bir Hukuk Skandalı” Olarak Duyurdu

Köklü Değişim Medya

Akit Gazetesi, Hizb-ut Tahrir’e iktidarlar değişse de yıllardır uygulanan yargı zulmünün son kararını “Bir Hukuk Skandalı” manşetiyle duyurdu. Engellenen ve gerçekleştirilemeyen “Dünya Hilafete Neden Muhtaç?” adlı konferansın konuşmacılarına savcılık toplamda 52,5 yıl hapis cezası istemiş ve tam bir hukuk katliamına imza atmıştı.

Emniyet’in FETÖ taktiklerini kullandığına dikkat çekilen haber Akit TV tarafından “Bir Hukuk Skandalı: Konferansa 52,5 Yıl İstediler” manşetiyle kamuoyuna duyuruldu.

Haberde şu ifadelere yer verildi:

2017 yılında İstanbul’da yapılması planlanan ancak gerekçesiz bir şekilde engellenen Hilafet Konferansı sonrası başlatılan yargılama sürecinde savcılık mütalaası verildi.

Köklü Değişim Dergisi tarafından 5 Mart 2017’de İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanan “Dünya Hilafete Neden Muhtaç?” başlıklı konferans hiçbir makul gerekçe gösterilmeden engellenmiş, konferans konuşmacıları Mahmut KAR, İlahiyatçı Yazar Abdullah İMAMOĞLU, Musa BAYOĞLU ve Köklü Değişim İstanbul Temsilcisi Osman YILDIZ hakkında yargılama başlatılmıştı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada bugün (27/11/2020) yapılan celsede savcılık mütalaası verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/14381 nolu mütalaasında 4 kişi hakkında Hizb-ut Tahrir yöneticisi ve üyesi olmak ve Hilafet propagandası yapmak suçlamaları ile toplam 52,5 yıl ceza istendi.

“Hizb-ut Tahrir İle İlgili AYM’nin Verdiği Hak İhlali Kararları Hiçe Sayılmış”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yargılamanın yürütüldüğü 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği mütalaada, lağvedilen Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin Hizb-ut Tahrir hakkında daha önce verdiği hukuk dışı içtihat kararlarına vurgu yapıp ve açıkça bu içtihatları kendi mütalaası için dayanak gösterdi. Yine savcılık, 16. Ceza Dairesi’nin 5/10/2017 tarih ve 2017/5026 karar nolu Yargıtay İlamına da vurgu yaparak bu ilamda Yargıtay üyesi Mustafa Kurtaran’ın muhalefet şerhine rağmen onanan ceza kararını mütalaasına dayanak gösterdi. Savcılık Yargıtay’ın yasa ve kanunlara aykırı kararlarını esas alırken, bu hukuk dışı içtihat kararları esastan eleştiren Anaysa Mahkemesi’nin Hizb-ut Tahrir lehine verdiği toplam 7 hak ihlali kararına mütalaasında hiç yer vermedi.

Lağvedilen Yargıtay 9. ve 16. Ceza Dairesi’nin Hizb-ut Tahrir hakkında verdikleri ceza yönündeki içtihat kararları hukuk ilkelerine uymayıp niyet okumaya dayalıdır. Hizb-ut Tahrir’in cebir ve şiddeti reddettiğini, kullanmadığını kabul edip teyit eden Yargıtay, niyet okuması yaparak “ama ileride silaha başvurabilir” diyerek Hizb-ut Tahrir’i terör örgütü niteliğinde kabul etmiştir. Bu ise hem hukuktaki masumiyet karinesine, hem Terörle Mücadele Kanunu’na aykırıdır hem de Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.2018 tarihinde ve sonrasında verdiği hak ihlali kararları ile esastan çelişmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden mahkemeye gönderilen 21/02/2020 tarihli bilgi notunda ise kolluk kuvvetleri Yargıtay’a özenerek adeta öngörüde bulunmuş, Hizb-ut Tahrir’in neşriyat ve kaynaklarında cebir ve şiddeti reddettiğini ancak Hilafet Devleti’ni kurduğunda diğer ülkelerin yönetim ve halklarını fikir yoluyla ikna etmesinin mümkün olmadığını, mutlaka silaha başvurması gerektiğini yazmış. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu bilgi notu daha önce gönderilen bilgi notları ile açıkça çelişmektedir. Çünkü daha önce Hizb-ut Tahrir hakkında mahkemelere gönderilen bilgi notlarında yorum değil sadece tespit bulunmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bugüne kadar gönderdiği bilgi notlarında Hizb-ut Tahrir hakkında tespit ettiği şey Hizb-ut Tahrir’in herhangi bir şiddet eylemine başvurmadığıdır. Durum böyle olmasına rağmen 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen son bilgi notu açıkça mahkemeye yanlış bilgi verme ve mahkemeyi yönlendirmedir. Bu aynı zamanda kanun ve yasaya aykırıdır. Bu durum Hizb-ut Tahrir mensuplarına açık düşmanlıktır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mahkemeye gönderdiği bilgi notu hala daha emniyet güçlerinin FETÖ taktiklerini kullandığının açık göstergesidir. Zira Hizb-ut Tahrir’e en büyük düşmanlığı yapan Emniyet ve yargı içindeki Gülen grubundan olan FETÖ yapılanması aynı taktikleri daha önce de kullanmış, Müslümanların evlerine hırsız gibi girip, delil üretmeye çalışmıştır. FETÖ’nün bu kumpasları bugün mahkemeler tarafından da teyit edilmiştir. Bu suçları işleyen emniyet mensupları ise hala yargılanmaktadırlar.

Dosya Avukatları: “Savcılık Mütalaası Aym Kararlarına Aykırıdır”

30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü yargılama dosyasında 4 sanık avukatı bulunuyor. Sanık avukatları Kaya KARTAL, Selçuk KAR, Mehmet ALAGÖZ ve Ahmet Sait ÖNER 02 Nisan 2021 tarihinde yapılacak celsede mütalaaya karşı savunma yapacaklarını beyan ettiler. Sanıklar Mahmut KAR, Abdullah İMAMOĞLU, Musa BAYOĞLU ve Osman YILDIZ hakkında mahkemeye verilen savcılık mütalaasının TMK’ya bile aykırı olduğunu ve daha da önemlisi savcılığın dayanak olarak gösterdiği Yargıtay kararlarının Anayasa Mahkemesi’nin 2018 ve sonrasında verdiği "hak ihlali" kararları ile çeliştiğini söylediler.

Akit Gazetesi: “Hukuk Reformu Esas Bunun İçin Lazım! Yapılmayan Konferansa 52.5 Yıl Ceza İstendi”

Akit Gazetesi de Hizb-ut Tahrir’e karşı uygulanan ve adalet ile uzaktan yakından ilgisis olmayab yargı zulmünü “Hukuk Reformu Esas Bunun İçin Lazım!” diyerek okuyucularına duyurdu.

Akit Gazetesi’nden Faruk Arslan’ın haberinde Hizb-ut Tahrir’e yargı zulmü

Köklü Değişim Medya grubunun 2017 yılında düzenleneceği ancak iptal edilen “Dünya Hilafete Neden Muhtaç” konferansı için yargıdan korkunç ceza talebi geldi. Düzenlenmeyen konferansla ilgili açılan davada savcılık, konuşmacı listesindeki alanında uzman 4 kişi için 52.5 yıl hapis cezası talep etti.

Yargı reformunun tartışıldığı mevcut süreçte adli mekanizmada şok bir gelişme daha yaşandı... Köklü Değişim Medya grubunun iptal edilen “Dünya Hilafete Neden Muhtaç” konferansı için savcılık, etkinliğin konuşmacı listesinde yer alan alanında uzman 4 kişi hakkında 52.5 yıl hapis talebinde bulundu.

Önce Engel Sonra Dava

Skandal yargılama, 2017 yılında gerçekleştirilmek istenen Hilafet konferansı sonrasında başlatıldı. Köklü Değişim Dergisi tarafından 5 Mart 2017’de İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanan “Dünya Hilafete Neden Muhtaç?” başlıklı konferans hiçbir makul gerekçe gösterilmeden engellenmişti. Bir medya kuruluşunun hem basın özgürlüğü, hem fikir ve ifade hürriyetinin gerektirdiği şekilde düzenlemek istediği konferansın iptal edilmesi yetmedi. Konferans konuşmacıları yazar Mahmut Kar, ilahiyatçı Abdullah İmamoğlu, yazar Musa Bayoğlu ve Köklü Değişim İstanbul Temsilcisi Osman Yıldız hakkında dava açıldı.

‘Konuşamayanlara’ Bile Ceza Talebi!

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada hukuk tarihine geçecek tuhaflığa imza atıldı. Dava kapsamında 27/11/2020’de verilen savcılık mütalaasında, konferansta “konuşamayan” konuşmacılar için korkunç cezalar talep edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/14381 nolu mütalaasında yazar Kar, İmamoğlu, Bayoğlu ve Yıldız hakkında toplamda 52.5 yıl hapis cezası talep edildi.

Organizasyona ev sahipliği yapacak olan Köklü Değişim Dergisi’nin sözde “Hizbut Tahrir Terör Örgütü” ile bağdaştırılarak istenen ceza savcılık mütalaasında şöyle bir gerekçe hazırlandı:

4 Yazar Ve İlahiyatçıya 52.5 Yıl Ceza Talebi

Mütalaada, örgüt yöneticiliği ve üyeliği iddiasıyla Mahmut Kar hakkında 20 yıl hapis cezası istendi. Türk Ceza Kanunu’nun çeşitli maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilen Mahmut Kar, Abdullah İmamoğlu, Musa Bayoğlu ve Osman Yıldız için istenen ceza toplamının 52.5 yıla ulaştığı belirlendi.

30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü yargılama dosyasında 4 sanık avukatı bulunuyor. Sanık avukatları Kaya Kartal, Selçuk Kar, Mehmet Alagöz ve Ahmet Sait Öner 2 Nisan 2021 tarihinde yapılacak celsede mütalaaya karşı savunma yapacaklarını beyan etti.

Mahmut Kar: AYM Kararları Yok Sayılıyor

Tuhaf yargılama ve şok ceza talebini Akit’e değerlendiren Köklü Değişim Medya Genel Koordinatörü Mahmut Kar, iddia makamı savcılığın, Hizb-ut Tahrir’i terör örgütü niteliğinde kabul ettiğini, ancak bunun Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.2018 tarihinde ve sonrasında verdiği hak ihlali kararları ile esastan çeliştiğini söyledi.

Mahmut Kar, mütalaada, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin Hizbut Tahrir hakkında daha önce verdiği hukuk dışı içtihat kararlarını kendi mütalaası için dayanak gösterdiğine vurgu yaparak hukuksuzluğa işaret etti.

Mahmut Kar, yargı reformu çalışmasına vurgu yaptığı konuşmasında, söz konusu yargılamayla ilgili tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

Bunlar “İsterse Kıyamet Kopsun” Diyorlar

Adalet Bakanı, ‘Anayasa Mahkemesi kararları tüm kişileri ve kurumları bağlar ve kararlarının gereği yapılır’ diyor ama diğer taraftan hakkında bugüne kadar 1 kez Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararı, 6 kez AYM Daire kararı olan Hizb-ut Tahrir mensupları yasa ve kanunlara aykırı şekilde ağır cezalarla muhatap oluyor.

Bir taraftan, ‘Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’ deniliyor bu sözlerle yeni bir reform süreci başlatılıyor ama diğer taraftan sırf Hilafet Konferansı’nda konuşmacı olduğumuz için hakkımızda en ağır ceza talebi ile yargılamalar yürütülüyor.”

Yargı Sistemine Adalet Çağrısı

Koordinatör Kar, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu hukukun Hizbut Tahrir konusunda farklı işletilmesinin yanlışlığına vurgu yaparak, yargı üzerinde vesayet kurulmaması, adaletin sağlanması çağrısı yaptı.