"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

ABD, Münbiç’te Türkiye’yi Oyalıyor
05 Şubat 2019Ajanslar

ABD, Münbiç’te Türkiye’yi Oyalıyor

Köklü Değişim Medya

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı hakkında açıklamalarda bulundu. Kurulacak Güvenli bölgenin kontrolünün Türkiye’de olması gerektiğini vurgulayan Kalın, ABD’yi oyalamakla suçladı.

Suriye'de kurulması planlanan güvenli bölge ve Münbiç konusunda açıklamalarda bulunan Kalın, ABD'nin Türkiye'yi oyalamasının kimseye bir fayda sağlamayacağını ifade ederken, her açıklama sonrasında olduğu gibi iki müttefik olduklarını da tekrarladı.

Güvenlik konusunun İç ve dış güvenlik olmak üzere iki başlıkta ele alındığını toplantıda Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığı ayrı ayrı sunumlarını yaptı.

Kalın, toplantıda Türkiye'nin Suriye'de olsun, Irak'ta olsun diğer bölgelerde olsun terör tehditlerine karşı kararlılıkla mücadeleye bundan sonra da devam edilceğinin özellikle vurgulandığını aktardı.

Türkiye’nin Suriye’de oluşturmak istediği güvenli bölge, İdlib ve diğer konuları ele almak üzere Rus tarafıyla südürülen görüşmelerin yoğun bir şekilde devam edeceğini belirten Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu bağlamda 14 Şubat’ ta Moskova’yı ziyaret edeceğini de hatırlattı.

ABD İle Görüşmeler Sürecek

Güvenli bölge konusunun güvenlik ve dış politika gündemlerinin önemli başlıklarından biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Sayın Trump'ın çekilme kararından sonra Amerikan yönetiminin askeri birimlerinin bu konuda birtakım planlamalar yaptığını biliyoruz. Biz de bildiğiniz gibi burada bazı heyetleri kabul ettik." hatırlatmasında bulunduktan sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bu konunun takibi için ABD'ye gideceğini ve oradaki Türkiye-Suriye koordinasyon toplantısına katılacağını açıkladı.

Bu hususta asıl beklentilerinin Türkiye'nin milli güvenliğini teminat altına almak olduğunu belirten Kalın, konuşmasına şöyle devam etti:

"Burada oluşturulacak güvenli bölge '30-35 kilometre' gibi rakamlar telaffuz edildi biliyorsunuz, bunu ne şekilde, hangi modalitelerle sahada ne tür askeri varlıkla yapacağımız konusunda biz birtakım ilkeler açıkladık. Bu bölgenin kontrolü Türkiye'de olmalıdır, bir başka gücün kontrolünde olmamalıdır çünkü yine Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi geçmişten edindiğimiz tecrübelerle bu bölgeyi de güvence altına alabilecek tek gücün Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri olduğuna biz inanıyoruz. Bugüne kadar Cerablus bölgesinde olsun, Afrin ve İdlib bölgesinde olsun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili bütün birimleri, askeri, istihbari birimleri herkes için güvenliği sağlayabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğunu zaten göstermişti.

Dolayısıyla Münbiç'te ve Fırat'ın doğusunda da benzer bir modelin uygulanması için bizim temel beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye'de olması. Bunun SDG başlığı altında ya da PYD-YPG gibi terör örgütlerine bir kalkan, bir kamuflaj olmasına Türkiye asla müsade etmeyecektir. Bu tür fikirler düşünenler varsa bunlardan sarfınazar etmelerini tavsiye ederiz çünkü bu konuda biz son 1-1,5 yılda birçok oyalama taktiğiyle karşı karşıya kaldık, bizim bu terör örgütüne, PKK'nın Suriye'deki uzantılarına karşı kararlılığımız son derece nettir."

Dışişleri Bakanı ve MİT Müsteşarının bu konuya değindiklerini belirten Kalın, "Bu mevzu gündemimizde olmaya devam edecek. Gerek Amerikalılar ile gerek Ruslar ile bu konudaki müzakerelerimizi sürdüreceğiz ama dediğim gibi bu bölgeden Türkiye'ye dönük herhangi bir tehdidin, terör riskinin tekrar husule gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda son derece kararlı olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum." diyerek devam etti.

"Türkiye’nin IMF İle Teması Söz Konusu Değildir”

"Türkiye'nin seçimlerden sonra IMF'ye gideceğine" dair söylentilere de değinen Kalın, şöyle devam etti:

"Ne iş çevrelerimiz ne vatandaşlarımız bu rivayetlerin hiçbirisine itibar etmesinler lütfen. Bunlar tamamen Türk ekonomisiyle ilgili algıyı bulandırmaya dönük algı operasyonlarıdır. Bu operasyonların nereden yapıldığını da az çok tahmin ediyoruz, nerelerden geldiğini de görüyoruz. Bunları izlediğimizi de bir kez daha ifade etmek isteriz. Altını tekrar net bir şekilde çizmek isterim ki Türkiye'nin IMF ile hiçbir şekilde ne seçimden önce, ne de seçimden sonra bir teması, ilişkisi, yeni bir süreci söz konusu bile değildir. Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır. Bu konuda kimse herhangi bir yanlış düşünce içerisinde olmasın."

"Akdeniz'de Kararlığımız Sürecek”

Toplantıda Akdeniz meselesinin de konuşulduğunu aktaran Kalın, konuyla ilgili Türkiye’nin görüşlerini aktardı:

"Türkiye gerek Ege'de, gerek Akdeniz'de, gerekse Karadeniz'de egemenlik haklarından doğan temel haklarını savunmak için bugüne kadar gösterdiği kararlı tutumu bundan sonra da göstermeye devam edecektir. Kim tarafından gelirse gelsin özellikle Doğu Akdeniz'de bir oldubittiye Türkiye'nin göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir. Zira Akdeniz'in bir barış denizi haline gelmesi, kaynakların eşit ve adil bir şekilde bulunması, çıkartılması ve paylaşılmasıyla mümkün olabilir. Şu veya bu gerekçeyle özellikle Kıbrıs Rum tarafının belli ülkelerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde defacto durumlar yaratmaya çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz. Türkiye bunları asla kabul etmeyecektir."

Münbiç Yol Haritası

Münbiç yol haritasının bir an önce uygulanması gerektiğini ve oyalamanın kimseye faydasının olmayacağını söyleyen Kalın şunları ifade etti:

"Münbiç yol haritasının uygulanmasıyla ilgili çağrımızı buradan tekrar etmek istiyorum, Amerikalı yetkililerle bu konuyu uzun bir süredir müzakere ediyoruz. Şu ana kadar aslında bu anlaşmanın çoktan ya da yol haritasının çoktan hayata geçirilmiş olması gerekirdi. Oyalama taktiklerinin kimseye bir faydası olmayacaktır. İki müttefik olarak, iki NATO üyesi ülke olarak artık bu Münbiç yol haritasının ivedilikle daha fazla gecikme olmadan hayata geçirilmesi hem ikili ilişkilerimiz, hem bölgenin güvenliği, hem de Suriye'deki süreç açısından büyük önem arz ediyor. Sayın Dışişleri Bakanımızın yarın yapacağı ziyarette de bu konu etraflı bir şekilde ele alınacak ama Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin beklentisinin de bu yol haritasının bir an önce uygulanması olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum."

FETÖ İle Mücadele

FETÖ ile mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlılığının tam olduğunun altını çizen Kalın, özellikle son dönemde örgütün kendi tabanını ayakta tutmak için yurt dışında Türkiye'ye dönük birtakım propaganda faaliyetleri yaptığını, karalama kampanyalarını artırmaya çalıştığını vurgulayarak açıklamasına şöyle devam etti:

"Kimi hedeflediklerini, nereden kaynaklandığını da çok açık ve net şekilde görüyoruz. Bu tür faaliyetlerin Türkiye'de alıcısı kalmamıştır. FETÖ terör örgütünün Türkiye'de bir operasyon yapma kabiliyeti kalmamıştır. Kamuoyunda bir karşılığı asla yoktur. Ama kendi tabanlarını ayakta tutmak için yurt dışında birtakım çevreleri harekete geçirdiklerini, Türkiye aleyhine yazılar, kitaplar yazdırdıklarını, toplantılar yaptırdıklarını biliyoruz. Bu onların suçluluk duygusunu derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Beyhude çabalarla artık ölmekte olan o yapıyı ve ölmesi gereken o yapıyı ayakta tutamayacaklardır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak vatandaşlarıyla, kurumlarıyla, STK'leriyle, iş çevreleriyle, ilgili tüm birimleriyle bu habis yapının karşısında net şekilde durmaya bundan sonra da devam edeceğiz."

Suriye Rejimi İle Görüşmeler

"Sayın Cumhurbaşkanımız Suriye rejimi ile bazı düşük düzeyli bağlantılar olduğunu söyledi. Rusya'nın bu konuda Türkiye ile rejim arasında ilişki kurulması konusunda baskı yaptığını duyuyoruz." şeklindeki soru üzerine Kalın, Rusya'nın ya da bir başka ülkenin Türkiye'ye herhangi bir konuda baskı yapmasının söz konusu olamayacağını vurguladı.

Suriye rejiminin gelecek vaad etmediğin belirten Kalın, şöyle devam etti:

"Suriye rejimi konusunda bizim tavrımız baştan beri hep net oldu. Biz, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde güven ve istikrarını sağlayacak adımların atılması için Cenevre ve Astana sürecinde de bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz. Bizim birinci önceliğimiz bütün Suriye halkının Arap, Kürt, Sünni, Alevi, Hristiyan ve Müslüman hepsini kucaklayacak onları daha müreffeh bir barışçıl bir geleceğe taşıyacak siyasi bir yapının kurulması. Bize göre Esed rejimi, meşruiyetini yitirmiş ve geleceği vadetmekten uzak olan bir rejimdir. Bu kadar insanın kanına girmiş, bu kadar kan dökmüş bir rejimin böyle bir rol üstlenmesi mümkün değildir.

Temas noktasına gelince daha öncede Sayın Cumhurbaşkanımız aslında ifade etmiş, ben de hatta buradan bir ya da iki kere basın toplantısında bir soru üzerine söylemiştim. İstihbarat birimlerimiz Türkiye'nin güvenliği çerçevesinde ve Suriye sahasındaki yürüttükleri operasyonların emniyeti ve selameti açısından zaman zaman farklı merkezlerle buna Şam'da dahil, Haseke, Kamışlı'daki rejim unsurları da dahil olmak üzere birtakım temaslarda bulunabilirler. Bunda şaşıracak bir durum yok ama bu direkt rejimin meşruiyetini tanıma anlamına gelmez. Daha operasyonel bir ilişkidir biz tabii Suriye'nin dediğim gibi bütününü kucaklayacak, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde Suriye'yi daha iyi bir geleceğe taşıyacak siyasi çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın da her seferinde ifade ettiği gibi sahada da masada da olmaya devam edecek."