Yemen Sahasındaki Keskin Değişikliğin Arka Planında Ne Var?
20 Ocak 2026

Yemen Sahasındaki Keskin Değişikliğin Arka Planında Ne Var?

Köklü Değişim Medya

Hizb-ut Tahrir, Yemen’de, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) ve Suudi Arabistan’ın desteklediği güçler arasında başlayan çatışmaların, iki ülke arasında krize dönüşmesinin perde arkasına ışık tutan bir siyasi analiz yayımladı.

“Yemen Meselesinin Bu Denli Keskin Bir Şekilde Krize Sürüklenmesinin Arka Planında Ne Var?” başlığını taşıyan analiz, dünya çapındaki siyasi olayları dakik ve isabetli analizler yayımlayan Hizb-ut Tahrir’in Türkiye sayfasında da Türkçe olarak paylaşıldı.

Analizde, Yemen’deki Başkanlık Konseyi üyesi Aydarûs ez-Zübeydî liderliğindeki Güney Geçiş Konseyi güçlerinin, Hadramevt ve El Mehra vilayetlerine askerî birlikler sevk etmesinin ardından Konsey Başkanı Reşad el-Alimi’nin, BAE ile olan ortak savunma anlaşmasını feshederek BAE’den güçlerini 24 saat içinde Yemen’den çekmesini talep etmesi ve Suudi Arabistan’ın da hemen Reşat el-Alimi’ye arka çıkarak BAE’nin Mukalla limanında bulunan bazı silah ve savaş araçlarına hava saldırısı düzenlemesinin ardından BAE’den Reşad el-Alimi’nin talebine uyarak askeri güçlerini Yemen’den çıkarmasını istemesi üzerine başlayan krize odaklanılıyor. Ayrıca yıllardır Yemen’de yaşanan ABD-İngiltere arasındaki nüfuz çatışması üzerinden değerlendirmelerde bulunuluyor.

Krizin yerel ve uluslararası olarak iki boyuttan incelendiği analizde, ilk olarak yerel boyut ele alınıyor.

Krizin, Güney Yemen Devleti’nin kurulması projesinin en katı destekçisi olan Yemen Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramevt ve El-Mehra’yı kontrol altına almak ve Amr bin Habriş liderliğindeki Aşiretler İttifakı güçlerini petrol tesislerinden çıkarmak üzere askeri güçlerini sevk etmesiyle şekillenmeye başladığına dikkat çekiliyor.

Bu güçlerin öz konusu tesisleri 4 Aralık 2025 tarihinde kontrolleri altına aldıklarını duyururken, bu gelişmeden birkaç gün önce Muhammed el-Kahtani başkanlığındaki bir Suudi heyetinin, Hadramevt Bölgesi’nin başkenti olan Mukalla şehrinde bölgedeki taraflarla bir araya gelmesi, gerilimin sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya varılması ve bu anlaşma doğrultusunda bir mutabakat zaptı imzalanması, karşılıklı birer siyasi manevra olarak dikkatlere sunuluyor.

Analizin ilerleyen bölümlerinde Suudi güçlerinin, Reşad el-Alimi liderliğindeki Geçiş Konseyi’ni desteklemek amacıyla BAE’nin Mukalla limanına gönderdiği silah ve mühimmatı bombalaması ile (30.12.2025) Yemen’de, diplomatik çabaların çözmekte başarısız kaldığı keskin bir kriz oluştuğu ifade edilirken, Suudi Arabistan, Başkanlık Konseyi’nden BAE’yi Yemen sahasından kovmasını talep etmesi de krizin şiddetine yönelik bir gelişme olarak zikrediliyor. Ardından Güney Geçiş Konseyi’nin çekilmeye başladığı ancak bu çekilme, nihai bir çözüm değil, bilakis bir aldatmacadan ibaret olduğunun altı çiziliyor.

Uluslararası boyutun ele alındığı ikinci kısımda ise Yemen sahasındaki güçlerin siyasi eksenine dair şu dikkat çekici ifadelere yer veriliyor:

“Bu boyut oldukça açık ve nettir; zira Suudi Arabistan yöneticileri, Amerikan siyasetini uygulayan birer Amerikan ajanıdır. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yöneticileri ise İngiliz siyasetini yürüten İngiliz ajanlarıdır. Bu iki taraf birbirine tamamen zıt kutuplardadır. Dolayısıyla Yemen’deki çıkarları çatışmakta; kimi zaman silahlı çatışmanın eşiğine gelmekte, kimi zaman da fiilen çatışmanın kapısından içeri girmektedirler. Ancak yakın zamana kadar Yemen’deki bu çatışmaya angaje olan tarafların her ikisi de İngiliz ajanıydı. Güney Geçiş Konseyi (GGK) lideri ve Başkanlık Konseyi’nin sekiz üyesinden biri olan Aydarus ez-Zübeydi, İngiltere’nin bir ajanıdır ve tüm faaliyetlerini BAE ile koordineli şekilde yürütmektedir. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi de aslında İngilizlerin ekibindendi. Ancak son dönemde Suudi Arabistan’dan yana açık ve güçlü bir tutum sergiledi, BAE’nin Yemen’den çıkarılmasını talep etti. Oysa Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere’nin Yemen’deki nüfuzunu korumak için kullandığı en güçlü aparatıdır.”

Önceki Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih döneminden beri üst düzey siyasi görevlerde bulunan Reşad el-Alimi’nin aslında İngilizlerin bir adamı olduğu ancak Suudi Arabistan’da ikamet etmesi ve Suudilerce fonlanması ile Suudi Arabistan’ın onun üzerinde güçlü ve son dönemde de giderek artan bir nüfuz elde etmesini sağladığına dikkat çekiliyor.

Ardından el Alimi’nin, Geçiş Konseyi’nin Hadramevt ve El-Mehra saldırıları üzerine sert tutum sergilemesi ve BAE’yi ülkeden kovma girişimi, İngiltere’nin Yemen’de kalan nüfuzunun büyük bir darbe almasına ve açıkça bir sadakat değişiminin işareti olduğunun altı çiziliyor.

Trump, yönetiminin başa gelmesiyle agresifleşen müdahalelerin yanı sıra Yemen’deki nadir element ve yeraltı zenginliklerinin de kavganın bir parçası olduğunu ifade edildiği analizin son kısmında uluslararası boyuta dair önemli detaylara yer veriliyor:

“Özetle, Yemen sahasındaki yeni gelişmelerin özü şudur: Trump yönetimi, Çin’in bu hassas ve diğer tüm sanayi kollarını kontrol eden sektörel hegemonyasına karşı durabilmek için Hadramevt’teki nadir metallere odaklanmaktadır. Ayrıca en başta Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi olmak üzere Yemenli liderlerin sadakatinin İngilizlerden Amerikalılara doğru kaymış olması da kuvvetle muhtemeldir... Öte yandan, Hadramevt’te nadir madenler üzerinde hâlihazırda Çinli şirketlerin arama ve sondaj faaliyetleri yürüttüğü de biliniyor. Bu nedenle Trump için bu madenlerin kontrolünü ele geçirmek, Çin oraya tamamen yerleşmeden önce bitirilmesi gereken acil bir mesele haline gelmiştir...”

Sömürgeci kafir Batı’nın çıkarları için birbirlerini öldüren tarafların menfaat peşinden koşan hainler olduğu ifade edilirken, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti kurulmadığı sürece bu karanlık senaryo silsilesinin devam edeceğinin altı çiziliyor.

Hizb-ut Tahrir tarafından yayımlanan ve Yemen sahasındaki gelişmelere ışık tutan detaylı analizin tamamına aşağıdaki görseli tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yemen Sahasındaki Keskin Değişikliğin Arka Planında Ne Var?