"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Soylu, Sorun Üreten 6284’ü Çözüm Olarak Görüyor
08 Mart 2021Köklü Değişim Medya

Soylu, Sorun Üreten 6284’ü Çözüm Olarak Görüyor

Köklü Değişim Medya

2011 yılında AK Parti’nin imzaladığı Batı’dan ithal İstanbul Sözleşmesi’nin uyum yasalarında olan 6284, 2012 yılında uygulanmaya başlandığından bu yana sorunların daha da büyümesine yol açtı. Aileler dağıldı, mağduriyetler doğdu, şiddet daha da çoğaldı. Süleyman Soylu Kadınlar Günü münasebetiyle yaptığı açıklamada 6284 nolu yasayı kadına karşı şiddetin önlenmesine dair en somut adım olarak nitelendirdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla paylaştığı mesajda, "Kadına yönelik şiddeti tamamen önleyebilmek için bir yandan kendi manevi değerlerimizden, özümüzden güç alıyor, bir yandan da modern kolluk prensiplerini uyguluyoruz" diyerek paradoks içeren bir mesaj yayımladı. Manevi değerler yani İslami değerlerden güç alıp, İslam’a tamamen zıt olan, aileyi ve ahlakı hedef alan İstanbul Sözleşmesi’ni uyguladıklarını beyan etti. Laik demokrasinin hükmettiği bütün dünyada şiddet bir sorun iken şiddti “kadına şiddet” diye kategorize eden İstanbul Sözleşmesi’nin aile ve ahlaka karşı açılmış bir savaş olduğu Avrupa’daki bazı devletler tarafından bile dillendiriliyor. Bu konuda Polonya somut adım atarak ahlaksızlığa yol açtığı gerekçesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceğini duyurmuş, İngiltere ise imza atmasına rağmen halen uygulamaya koymamıştı.

Polonya Adalet Bakanı Ziobra, sözleşmede biyolojik cinsiyete karşı sosyo-kültürel cinsiyetin dayatıldığını öne sürdü. Ziobra, "Polonyalı gençleri, cinsiyetin insanların istedikleri gibi seçebilecekleri bir şey olduğuna dair eğitmemiz isteniyor ve bunu kabul edemeyiz" ifadelerini kullanmıştı. Adalet Bakanı ayrıca, LGBT topluluğunun kendi cinsiyet anlatışlarını İstanbul Sözleşmesi üzerinden bütün halka kabul ettirmeye çalıştığını savunmuştu.

İçişleri Bakanı Soylu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Soylu, "Hayatı birlikte paylaştığımız, dünyaya iyilik ve güzellik katan, alınterleri ve kalpleriyle geleceğimizi bugünümüzü ve yarınlarımızı inşa eden, hayatın her anında omuz omuza verdiğimiz tüm kadınlarımızın, annelerimizin, kızlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, saygılar sunuyorum" dedi.

Soylu, yaptığı yazılı açıklamada, "Kadına yönelik şiddeti tamamen önleyebilmek için bir yandan kendi manevi değerlerimizden, özümüzden güç alıyor, bir yandan da modern kolluk prensiplerini uyguluyor ve daha ileriye taşımaya çalışıyoruz. Modern ve maddeci küresel anlayış insanları şiddete ve daha pek çok kötülüğe gelişigüzel yönlendirmesine rağmen, verdiğimiz mücadelenin başarı getireceğine inanıyoruz" ifadesini kullandı.

Hem Batı’yı Şiddet Konusunda Eleştirdi Hem de Batı’dan İthal İstanbul Sözleşmesi İle Hareket Ettiklerini Söyledi

İçişleri Bakanı Soylu açıklamasında şu ifadelere de yer verdi:

"Antik Roma’da kadın evlilik yaptığında, hak ehliyetini ve malvarlığını kaybederdi. İlk Türk Devletlerinde kadın evlilik yaptığında ailenin bütün varlığı, eşlerin ortak malı olurdu. Ortaçağ’daki meşhur cadı avlarının kurbanları, çoğunlukla kadınlardı. İslâm düşüncesi cenneti annelerin ayaklarının altına sermişti. Türk Kadınlarının 1934 yılında aldığı seçme ve seçilme hakları için Fransız ve İtalyan kadınları 11 yıl, İsviçreli kadınlar 36 yıl daha bekledi. Elbette ki tüm bu farklar bir şekilde kapatılabildi ancak veriler açıkça göstermektedir ki, dünya kadınlar için daha güzel bir yer haline gelmedi. Çatışma ve açlığın pençesindeki bölgelerde en büyük mağdurların kadınlar olması bir yana, dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki şiddet mağduru kadınların oranı, bu muhasebenin garip bir ironisi olarak karşımızda durmaktadır. Bu tablodan umutsuzluk çıkarmak, işin kolay yoludur. Ancak biz bu yolu seçmedik, seçmeyeceğiz. Kolluk birimleri olarak kadınlarımıza yönelik şiddeti önlemek için var gücümüzle çalışıyor, geçmişten getirdiğimiz deneyimlerimizi modern yöntemlerle analiz edip yeni çözümler üretmeye çalışıyoruz.''

İçişleri Bakanı, 2012 yılında yürürlüğe giren '6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un, bu yönde atılmış en somut adım olduğunu dile getirdi ve bakanlık bünyesinde atılan adımlardan bahsetti:

"İçişleri Bakanlığı olarak 2020 yılından itibaren İl ve İlçelerimizde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Toplantıları”’nın periyodik olarak yapılmasını öngören bir genelge çıkardık. Şiddet mağduru kadınların daha etkin korunması amacıyla “Elektronik Kelepçe” uygulaması hayata geçirilerek, İçişleri Bakanlığı bünyesinde 1.000 kapasiteli “Elektronik Kelepçe İzleme Merkezi” kuruldu. Daha önce sadece İl Emniyet Müdürlükleri’nde bulunan Aile içi ve Kadın Yönelik Şiddetle Mücadele birimlerimizi ilçe düzeyine de yaydık ve bu sayede toplam 1086 sayısına ulaştık. Artık şiddet mağduru kadınlarımıza daha yakınız. Tedbir kararı verme yetkisini, mahkemelerin yanı sıra Mülki İdare amirlerimize de yayarak, kapsayıcılığımızı arttırdık. Olaylara hızlı müdahale edebilmek ve ihbarları kolaylaştırabilmek için hayata geçirdiğimiz “Kadın Acil Destek Uygulaması (KADES)” uygulamamızın indirilme sayısı, hedef rakamımız olan 1 Milyonu aşarak 1 Milyon 520 bin 300 oldu. İhbar sayımız ise 90 bin 949 olmuştur. “KADES’E DOKUN, HAYATA DOKUN” mottosuyla hareket ediyor ve bu uygulamadan çok olumlu sonuçlar alıyoruz."

İstanbul Sözleşmesi uygulamaya konulduğu 2012 yılından itibaren şiddet olayları katlanarak çoğaldı. Bu şiddet feminist örgütlerin yayınladığı istatistiklere de yansıdı. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nin uyum yasası olan 6284 ile milyonlarca baba kadının beyanı esastır denilerek evinden uzaklaştırıldı. Aile ayakta tutulması gerekirken, bir sözle delil aranmaksızın dağıtıldı. Evladına nasihat eden babalar bile psikolojik şiddet uyguluyor denilerek evinden uzaklaştırıldı. Genç evlilik yapan kadınların beyanı esas alınmazken ve babalara evlilik cüzdanı olduğu halde tecavüzcü damgası vurulup hapis cezasına çarptırılırken, kocasına komplo kurmak isteyen kadınlar bu yasadan istifade edebildi.