
Pandemi Avrupa’yı Böldü: Gençlik Demokrasiye Güvenmiyor
Köklü Değişim Medya
Avrupa’da yapılan anketler, Covid-19 pandemisinin kıtayı farklı kamplara böldüğünü ortaya koyuyor. Ayrıca gençliğin, hükümetlerin aldığı otoriter kararlar ve yaşanan kriz içinde demokrasiye artık güven duymadığını ve bir yol ayrımına yaklaşıldığını ortaya koyuyor.
Krizler amatör ressamlar gibidir - sınırları çizmeyi ve yeniden çizmeyi severler - ve son on yılın her büyük kriz, Avrupa'yı devletler arasında ve devletler içinde farklı çizgilerle böldü.
Avro krizi Avrupalıları kuzey ve güney olarak ikiye bölerek kıtayı borçlulara ve alacaklılara ayırdı. Mülteci krizi, bu kez doğu ve batı arasında farklı bir bölünme hattı yarattı. Ancak bu bölünmeler son derece görünür ve diğer politika alanları üzerinde etkisi olan farklı kamplara ayrıştırmış durumda. Oysa pandeminin ilk aşamalarında Avrupalıları bir araya getirecek gibi görünüyordu.
Covid-19 pandemi süreci, AB hükümetlerinin bir gecede sınırlarını kapattıkları milliyetçi bir yaklaşım olarak başladı. Ancak AB üye ülkelerinin toplu olarak aşı satın almayı kabul ettiği bir Avrupa yaklaşımına dönüştü.
Bununla birlikte, zaman geçtikçe, pandeminin yaşanmış deneyiminin AB'nin birçok yerinde önemli ölçüde değiştiği ve bloğun coğrafi ve nesilsel çizgilerdeki bazı eski bölünmelerinin yeniden ortaya çıktığı giderek daha açık hale geliyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin koronavirüs zamanında vatandaşların görüşlerine ilişkin en yeni anketi, bir yandan doğu ve güney, diğer yandan kuzey ve batı arasında, diğer yandan vatandaşların krizle ilgili kişisel deneyimleri söz konusu olduğunda keskin bir bölünme olduğunu ortaya koyuyor.
Örneğin İsveç, Danimarka, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Almanya'da, katılımcıların çoğunluğunun hastalıktan kişisel olarak etkilenmediğini tespit etti. Ancak Bulgaristan, Macaristan, Polonya, İspanya ve Portekiz'de ise durum tam tersi.
Anketin ortaya çıkardığı ikinci gerçeklik, Avrupalıların ulusal COVID-19 kısıtlamalarının arkasında hükümetlerin motivasyonları olduğuna inandıkları şey konusunda bölünmüş olmalarıdır. Bugün Avrupa'yı üç ayırt edici ve çatışan kitlenin oluşturduğu söylenebilir: hükümetlere inanan ve kısıtlamaların arkasındaki tek nedenin virüsün yayılmasını durdurma ihtiyacı olduğuna inanan "Güvenenler"; yöneticilerin kısıtlamaları başarısızlıkları örtbas etmek için kullandığına inanan "Şüpheciler"; ve hükümetlerin insanlar üzerindeki kontrollerini artırmak için salgını araçsallaştırarak ele geçirdiklerini düşünen "Suçlayanlar".
Farklı Avrupa toplumlarında bu kitlelerin büyüklükleri önemli ölçüde değişmektedir. Polonya ve Fransa gibi kutuplaşmış toplumlarda kriz toplumsal birlik ve ortak amaç getirmek yerine mevcut ideolojik bölünmeleri pekiştirdi. Polonya'da ECFR, hükümetin halkı kontrol etmek için bahane olarak salgınla ilgili kısıtlamaları kullandığını düşünen insanların en büyük payı oluşturduğunu gözlemledi. Fransa'da ise salgın, siyasi partilerin tutumu söz konusu olduğunda partilerin temel iddialarından farklı yaklaşımlar göstermelerine yol açtı. Kriz, Emmanuel Macron'un merkezci siyasi düzlemdeki liberal destekçilerini son derece müdahaleci devlet eylemlerini desteklemeye ve partisi sık sık daha otoriter bir devlet isteyen Marine Le Pen'e sadık olanları bile kısıtlamaların çok katı olduğunu düşünmeye itti.
Yine de ECFR'nin anketinden elde edilen tüm bölünmeler arasında en göze çarpan nesiller arasındaki ayrışmadır. Araştırmada, 60 yaşın üzerindeki katılımcıların neredeyse üçte ikisinin koronavirüs krizinden kişisel olarak etkilendiklerini hissetmediği, 30 yaşın altındaki katılımcıların çoğunluğunun etkilendiği ortaya kondu.
Gençler için, pandemi yaşam biçimleri için varoluşsal bir tehdit olmuştur ve geleceklerinin ebeveynleri ve büyükanne ve büyükbabaları uğruna feda edildiğine dair yaygın bir his vardır. Bu duygu, dünya savaşları ve devrimler gibi diğer sarsıcı değişimlerden geçen önceki nesil gençlerin hissettiği yankılarıdır.
Şimdiye kadar ortaya çıkan en net sonuçlardan biri, Avrupa'nın genç neslinin hükümetlerinin salgınla ilgili kısıtlamaların getirilmesindeki temel motivasyonlarına inanma olasılığının daha az olduğunu ortaya koyması oldu.
Krizin genç Avrupalıların siyasi sistemlerine olan güvenini daha da aşındırmış olması, demokrasinin geleceği açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. Cambridge Üniversitesi Demokrasinin Geleceği Merkezi tarafından yapılan araştırma, krizden önce bile bugünün gençlerinin demokratik hükümetlerin performansından en memnun olmayan nesil olduğunu ortaya koydu. Demokrasiyi onaylama anlamında sadece eski nesille değil daha önceki dönemlerde ankete katılan gençlerle karşılaştırıldıklarında daha şüpheci oldukları görülüyor.
Avrupa'da, gençlerin demokrasinin kendi oyunları olmadığına karar verecekleri zaman dilimine bir adım uzaktayız.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








