Mahmut KAR: Tahran Bildirisi Zillet ve İhanet Anlaşmasıdır!
08 Eylül 2018

Mahmut KAR: Tahran Bildirisi Zillet ve İhanet Anlaşmasıdır!

Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Medya

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut KAR, dünkü Tahran İhanet Toplantısı’ndan çıkan 12 maddelik bildiriyi değerlendirdi.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kar, aslında “zillet ve ihanet anlaşması” olan Tahran Bildirisi’nden “iktidar, medya ve bazı İslami kesimler”in nasıl “kahramanlık devşirdiğini” şaşkınlıkla ifade etti.

12 maddelik Tahran Bildirisi’nde açıkça ortaya konan ihanet ve zilletin İslâmi kamuoyunca görülememesine de anlam veremeyen Mahmut KAR, bu durumu şu sözlerle dile getirdi:

“İktidar ve ona göbekten bağlı medyanın gerçekleri gizlemesini anlıyorum, zira bunlar apaçık ihanetin içindeler. Ama İslami kamuoyu bunu nasıl görmez, gerçekleri görmeyip hamaset dünyasında bu şovlar ile nasıl mutlu olabilir bunu anlayamıyorum.”

İşte Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut KAR’ın o açıklaması:

“İktidar, medya ve bazı İslami kesim, Türkiye'nin de imzaladığı 12 Maddeli Tahran bildirisinden nasıl kahramanlık devşirilir dersini gayet iyi verdiler Müslümanlara.

Evet zillet ve ihanet Müslümanlara nasıl kahramanlık olarak gösterildi bakalım;
Rejimin meşru olarak tanındığı, direnişçilerin terörist görüldüğü, terörizmle mücadele (İslam ile mücadele) kararlılığının teyit edildiği, çatışmasızlık ve garantörlük yalanı ile katliam ve cürümler eşliğinde Halep, Guta ve Dera'nın rejime teslimini sağlayan Astana'nın övüldüğü ve BM'den medet umulduğu bu bildirinin neresine Türkiye itiraz etti? Hiç bir yerine...
Sadece Erdoğan şunu dedi. "3. Maddeye ateşkes de eklense iyi olur."

Daha önce hazırlanmış ve tarafların üzerinde mutabık kaldığı kesin olan bu bildirinin maddelerine zirve esnasında ateşkesi koyma teklifi gerçekleri ve ihaneti gizlemek için atılmış şovanist bir salvodan başka bir şey değildir. Eğer bu teklifin bir değeri olsaydı Putin tarafından teklif reddedilince Türkiye tarafının toplantıyı terk etmesi gerekirdi. Sonuç?
Gelelim teklifin içeriğine; bugüne kadar rejim için garantör olan Rusya ve İran ile yapılmış hangi ateşkes anlaşmasına sadık kalındı ki buna da kalacaklarını bekliyorsunuz. Bu katil sürüleri verdikleri hangi sözü tuttular Allah aşkına?

İktidar ve ona göbekten bağlı medyanın gerçekleri gizlemesini anlıyorum, zira bunlar apaçık ihanetin içindeler. Ama İslami kamuoyu bunu nasıl görmez, gerçekleri görmeyip hamaset dünyasında bu şovlar ile nasıl mutlu olabilir bunu anlayamıyorum.

Tahran bildirisindeki şu maddelerden Suriye devrimi ve Suriye halkı için tek bir fayda görüyor musunuz söyleyin?

İşte 12 maddelik Tahran Bildirisi;

1. Astana formatının Ocak 2017’den bu yana sağladığı başarılardan, özellikle de Suriye Arap Cumhuriyeti genelindeki şiddetin azaltılmasında katedilen ilerlemeden ve ülkede barış, güvenlik ile istikrara yapılan katkıdan duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir.

2. Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.

3. Sahadaki güncel durumu ele almışlar, 4 Nisan 2018 tarihinde Ankara’da yapılan son toplantılarının ardından Suriye Arap Cumhuriyeti’yle ilgili meydana gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarındaki mutabakat uyarınca üçlü eşgüdümü sürdürmek hususunda hemfikir kalmışlardır. Bu çerçevede, İdlip gerginliği azaltma bölgesindeki durumu görüşmüşler ve bu konuyu yukarıda belirtilen ilkelere ve Astana formatını tanımlayan işbirliği ruhuna uygun olarak ele almayı kararlaştırmışlardır.

4. BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DAEŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DAEŞ’le bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir. Terörle mücadelede, yukarıda belirtilen terörist grupların ateşkes rejimine katılmış veya katılacak olan silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılmasının sivil zayiatın önlenmesi bakımından da dahil olmak üzere büyük önem arzettiğinin altını çizmişlerdir.

5. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını yinelemişlerdir. Siyasi sürecin Soçi’de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin kararları ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu olarak ilerletilmesi amacıyla aralarındaki aktif işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

6. Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde bir siyasi çözüme ulaşma sürecini ilerletme amaçlı ortak çabaları sürdürme konusundaki kararlılıklarını yinelemişler ve Anayasa Komitesi’nin kurulması ile çalışmalarının başlatılmasına yardımcı olmaya yönelik taahhütlerini vurgulamışlardır. Kıdemli memurları ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Suriye Özel Temsilcisi arasındaki yararlı istişarelerden duydukları memnuniyeti vurgulamışlardır.

7. Bütün Suriyelilerin normal ve huzurlu bir hayata yeniden kavuşmalarına ve acılarının hafifletilmesine yönelik tüm çabalara destek olma ihtiyacını vurgulamışlardır. Bu bağlamda, ilave insani yardım göndermek, insani mayın temizliği faaliyetlerini kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik tesisler de dahil olmak üzere temel altyapı unsurlarını eski haline getirmek ve tarihi mirası korumak suretiyle Suriye'ye yapılan yardımı artırmaları için başta Birleşmiş Milletler ve insani ajansları olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunmuşlardır.

8. İhtiyaç duyan tüm Suriyelilere hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasını kolaylaştırma yoluyla, sivillerin korunması ve insani durumun iyileştirilmesini hedefleyen ortak çabaları sürdürmedeki kararlılıklarını yinelemişlerdir.

9. Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye'de ikamet ettikleri asıl yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşleri için gerekli şartların oluşturulması ihtiyacının altını çizmişlerdir. Bu amaçla, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve diğer uluslararası uzmanlık kuruluşları da dahil olmak üzere, ilgili tüm taraflar arasındaki eşgüdüm ihtiyacını vurgulamışlardır. [Suriyeli mülteciler ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişiler hakkında uluslararası bir konferansın toplanması fikrini değerlendirmek hususunda mutabık kalmışlardır.]

10. BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) uzmanlarının katılımıyla yürütülen, alıkonulanlar/kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespiti Çalışma Grubu’nun faaliyetlerindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşılamışlardır.

11. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine, bir sonraki toplantılarını Rusya Federasyonu’nda yapmayı kararlaştırmışlardır.

12. Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanları, Tahran’daki Üçlü Zirve’ye evsahipliği yapmalarından ötürü İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Ruhani’ye içten teşekkürlerini sunmuşlardır.”